banner_1.jpg, 12 kB
 
 
Avrupa Birliği Hukuku’nun Uzaktan
Öğrenme Modülünün Geliştirilmesi Projesi
 
 

Fikri Mülkiyet

Doğada düşünme yeteneğine sahip olan tek varlık olan insanın bu yeteneği sayesinde oluşturduğu düşünsel ürünler fikri mülkiyetin konusunu oluşturur. Oluşturulan bu ürünlerden bir kısmı yaratıcısının özelliklerini taşır ki, bunlar fikir ve sanat eseri olarak kabul edilirler. Diğer grup, yaratıcısının özelliklerinden ziyade doğada var olduğu kabul edilen bir kısım özelliklerin ya da doğaya egemen olmayı sağlayacak nitelikli bir kısım eserlerdir. Bunlar da sınaî mülkiyet olarak kabul edilmektedirler[7].

Fikri mülkiyet hukukunu, “fikri ürün diye adlandırılan sonucun ve onun sahibinin korunmasını kendilerine konu almış”[8] hukuk dalı olarak ifade etmek mümkündür.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde, herkesin toplumun kültürel yaşamına serbestçe katılma, güzel sanatlardan yararlanma, bilimsel gelişmeye katılma ve bundan yararlanma hakkına sahip olduğu, yaratıcısı olduğu bilim, edebiyat ve sanat ürünlerinden doğan maddi ve manevi çıkarlarının korunmasına hakkı olduğu kabul edilmiştir(m.27). Temel insan hakları içinde mütalaa edilen fikri mülkiyetten doğan hakları koruyacak pozitif düzenlemelere ulaşmak için hem milli hukuklarda hem de milletlerarası hukukta etkin koruma önlemlerinin alınması çabaları 1700’lü yılların ortalarında başka bir deyişle sanayi devrimi ile başlamış ve hala devam etmektedir. Tabii ki, fikri ürünler zaman içinde gelişmekte, çeşitlenmekte ve karmaşıklaşmaktadır. Bu duruma bağlı olarak, fikri mülkiyet hukuku da değişken bir yapıda olmak zorundadır. Fikri mülkiyet hukuku alanında numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesinin geçerli olduğu düşünüldüğünde, pozitif düzenlemelerde nazara alınmayan bir konuların fikri mülkiyet kapsamında kabul edilip korumadan yararlanması da söz konusu olamayacaktır. Fikri mülkiyet alanında korumanın, ilk ortaya çıkışından günümüze kadar, mülkilik esasının kabul edilmesi doktrinde eleştirilmekte ve bu hukuk alanının ciddi problemlerinden birisi olarak kabul edilmektedir[9].

Fikri mülkiyetin hem milli hukuklar kapsamında hem de milletlerarası hukuk kapsamında ele alınıp korunması gerektiği hususunda doktrinde ve uygulamada her hangi bir tereddüt yoktur. Bu düşüncenin bir yansıması olarak milletlerarası alanda yapılan düzenlemelerin milli hukukları da doğrudan etkilediği neredeyse milletlerarası alanda yapılan düzenlemelerin milli kanun koyucular tarafından aynen kabul edildiği görülmektedir. Tabii ki milletlerarası düzenlemelerin milli hukuklara etkisi bakımından fikri mülkiyet üreten gelişmiş ülkeler ile fikri mülkiyet tüketen gelişmekte olan, az gelişmiş ya da geri kalmış ülkeler arasında ciddi farklılıklar olduğu gözlemlenmektedir. Gelişmiş ülkelerdeki kanunlaştırma çalışmalarında fikri mülkiyet üretenlerle işbirliği yapılmasına rağmen diğerlerinde, milletlerarası yükümlülük kapsamında kabul edilmekte ve neredeyse aynen alıntı yapılarak kanunlaştırma yapıldığı görülmektedir. Oysa milletlerarası düzenlemeler fikri mülkiyet alanında asgari korumayı sağlayacak standartları ihtiva etmektedir. Dolayısıyla, milli kanun koyucular milletlerarası düzenlemelerden hareketle daha ileri düzenlemeler yapabilirler. Fikri mülkiyet üreten ülkelerin, milletlerarası düzenlemelerden daha ileri koruma sağlayan düzenlemeler yaptıkları görülmektedir.

Günümüzde fikri mülkiyet hukuku olarak ifade edilen alan, kendi içinde iki temel başlığa ayrılmaktadır. Bunlardan ilki fikir ve sanat eserleri hukuku diğeri ise fikri ve sınaî mülkiyet hukukudur. İleride kapsamlı olarak açıklanacağı gibi, fikri mülkiyet üst başlığı ile ifade edilen bu hukuk dalı, klasik kamu hukuku-özel hukuk ayrımında özel hukukun içinde yer aldığı kabul edilmektedir. En genel anlamıyla fikri mülkiyet hukukunun amacı, fikri ve sınaî alandaki oluşumları özendirmek ve elde edilen ürünlere koruma sağlamaktır.

.

-----------------------------------------------------------------------------

[7] Geniş bilgi için bkz. ÖZTRAK, İ., Fikir ve Sanat Eserleri Üzerindeki Haklar, Ankara 1977, s.3 vd. TEKİNALP, Ü., Fikri Mülkiyet Hukuku, b.4, İstanbul 2005, s.5 vd.

[8] TEKİNALP, Ü., s.5

[9] TEKİNALP,Ü.,s.5 vd.