banner_1.jpg, 12 kB
 
 
Avrupa Birliği Hukuku’nun Uzaktan
Öğrenme Modülünün Geliştirilmesi Projesi
 
 

Brüksel IIa Tüzüğü No 2201/2003

Kişilerin daha mobilize olmasıyla birlikte uluslararası evliliklerde de artış olmuştur. Bu tür uluslararası evlilik yapmış çiftler boşanmaya karar verdiklerinde, cevap hangi kanuni sistem ve kanunların uygulanacağında yatmaktadır. Bu normlara muvazaa kanunlar ihtilafı normları denir.

 

1 Mart 2005 den itibaren ebeveynlerin sorumluluğuna ilişkin kararların yargı, tanıma ve tenfizi işlemi; 1347/2000 sayılı Tüzüğün iptal eden evlilik ile ilgili konular ve ebeveynlerin sorumluluğuna ilişkin, yargı, tanıma ve tenfizi hakkındaki 2210/2003 sayılı Konsey Tüzüğü çerçevesinde mütalaa edilmeye başlamıştır. Bu Tüzük 27 Kasım 2003 tarihinde kabul edilmiş ve 1 Mart 2005 de yürürlüğe girmiştir. Söz konusu Tüzük 1 Mart 2001 de yürürlüğe girmiş olan, her iki eşin çocuklarıyla ilgili ebeveynlerin sorumluluğu ve evlilik ile ilgili konulara ilişkin kararların yargı, tanına ve yürürlüğe tenfizi hakkındaki 29 Mayıs 2000 tarihli, 1347/2000 sayılı Avrupa Konseyi ni Tüzüğünü yürürlükten kaldırmıştır .(“Brüksel II Tüzüğü). Tüzük evlilik ile ilgili konular ve ebeveynlerin sorumluluğuna ilişkin hükümleri tek bir metin haline getirmiştir. Evlilikle ilgili hükümlerin Brüksel II nden Tüzüğünden değişiklik göstermemiş bir şekilde yeni metne taşınması nedeniyle, Uygulamaya İlişkin Talimatname sadece ebeveynlerin sorumluluğu konusuna değinmiştir. Evlilik konularına ilişkin kurallar detaylı bir şekilde “Ek” de yer almaktadır. Bu Talimatnamede “boşanma” kelimesi basit anlamda kullanılmış ve evlilikle ilgili tüm konuları kapsaması amaçlanmıştır. (boşanma, hukuki ayrılma ve evliliğin iptali). Amaç taraflara, yargıçlara, avukatlara ve merkezi otoritelere yol göstermektir.

 

1. Uygulama Alanı

 

Tüzük Danimarka hariç tüm Üye Devletlerde 1 Mart 2005 tarihinden bu yana uygulanmaktadır. [72]. 1 Mayıs 2004 tarihinde AB’ ‘ ne katılan 10 Üye Devlette de uygulanmaktadır. Tüm Üye Devletler de doğrudan uygulanmakta ve ulusal hukukun üzerinde yer almaktadır. Tüzük kendi bütünlüğü içinde; 1 Mart 2005 den itibaren taraflar arasında imzalanan güvenilir dokümanlar ve anlaşmalar şeklinde hazırlanan ilgili kanuni prosedürler ve resmi dokümanlardır.(Madde 64(1)).

 

n Tüzüğün tanınması ve yürürlüğe girmesi, 1 Marttan önce hazırlanan kanuni prosedürler ile ilgili olarak, 3 yargı kategorisi için geçerlidir : 1) 1 Mart 2005 tarihinden önceki işlemlerde o tarihte ya da sonrasında verilen yargı kararları ancak Brüksel II Tüzüğünün nin yürürlüğe girmesini müteakp iben(Madde64(2)); 2) Brüksel II Tüzüğü kapsamına girmek kaydıyla bu Tüzüğün n yürürlüğe girmesinden sonra ki işlemlerle ilgili olarak 1 Mart 2005 den önce verilen yargı kararları.(Madde64(3)); 3) Brüksel II Tüzüğünün nin yürürlüğe girmesinden önce başlamış olan işlemlerle ilgili olarak 1 Mart 2005 den sonra önce ancak Tüzüğün n yürürlük tarihinden önce verilen yargı kararları. (Madde 64(4)).

 

Brüksel II Tüzüğü 1 Mart 2001 de yürürlüğe girdi.[73] 1 Mayıs 2004 de AB’ ‘ ne katılan 10 Üye Devlet ile ilgili olarak, Brüksel II Tüzüğünün nin geçerli olduğu tarih 1 Mayıs 2004 dür.. Kategori (a) ve (c) kapsamına giren yargı kararları belirli koşullar altında n Tüzük Bölüm III çerçevesinde yürürlüğe girer: evlilik ile ilgili hukuki işlemlerde eşlerin ebeveyn sorumluluğu, boşanma, evliliğin iptali ya da kanuni ayrılık konularında olmak kaydıyla, 1 Mart 2005 den önceki yargı kararları için, yargı kararının yürürlüğe girdiği Üye Devlet ile orijin Üye Devlet arasında uygulanabilen, Tüzük, Brüksel II Tüzüğü veya bir Konvansiyon kapsamındaki kurallarla ilgili yargı kararlarını bırakan/devreden mahkeme.

 

Tanınma ve yürürlüğe tenfiz ile ilgili Bölüm III kendi bütünlüğü içinde bu yargı kararlarına uygulanır, buna Kısım 4 deki yeni kurallar da dahildir.

 

2 Tüzüğün n Amacı

 

Tüzüğün n, uygulanmasının kapsamı; ebeveyn sorumlulukları ve çocuğun korunması için önlemler hakkında yargı yetkisi , uygulanacak hukuk, tanıma, tenfiz ve işbirliği açısından 19 Ekim 1996 tarihli Lahey Konvansiyonuna çok benzerdir. (“1996 Lahey Konvansiyonu”) Her iki belge de ebeveyn sorumlulukları hakkındaki yargı yetkisi, tanıma ve yaptırımlara dair kurallar içerir. Bu tarihe kadar (Eylül 2004) beş Üye Devlet Konvansiyonu onayladı ya da imzaladı: Çek Cumhuriyeti , Letonya , Estonya, Slovakya ve Litvanya. Macaristan ve Malta hariç diğer Üye Devletler , Konvansiyonu imzaladı ama henüz onaylamadı. Konvasiyonun Üye Devletler’de , Topluluk adına hepsi tarafından onaylandığında yürürlüğe gireceği öngörülmüştür. İki belge arasındaki ilişki Madde 61 ve 62’de açıklanmıştır.

Tüzük, Üye Devlet’le ilişkilerde, te Tüzükte bahsedilen konularda Konvansiyondan önceliklidir. Sonuç olarak Tüzük; yargı yetkisi, tanıma ve yaptırımlarda tenfizde önceliklidir. Başlık, te Tüzükte içerilmediğinden Üye Devletle ilişkilerde, uygulanacak hukuk konusunda Konvansiyon uygulanır. Devlet mahkemelerinin kararı sorgulama yetkisi varsa, çocuğun üye Devlet’in sınırları içinde yaşayıp yaşamaması önemli değildir. Bu yüzden , çocuk Konvansiyonu imzalayan taraflardan üçüncü bir devlette yaşasa bile, Tüzüğün tanıma ve tenfize dair kuralları Üye Devlet’in mahkemelerinin aldığı bütün kararlar için geçerlidir. Amaç, AB’deki yetkili mahkemelerin aldığı bütün kararların , ortak kurallarla tanınmasını ve uygulanmasını gerektiren ortak bir adli alan yaratmaktıryı sağlamaktır.

tekiTüzükteki Madde 12 , bir tarafın , çocuğun normalde yaşamadığı ama en azından tatmin edici bir bağlantısı olan Üye Devletin mahkemesine el koymayı seçmesi durumunda sınırlı bir erteleme seçeneği sunar. Bu seçenek, çocuğun normalde sınırları içinde yaşadığı Üye Devletlerle söz konusuysa sınırlı değildir; ama yine de çocuğun 1996 Lahey Konvansiyonunu imzalamayan üçüncü bir devlet sınırlarında ikamet etmesi durumunda geçerlidir. Böyle bir durumda özellikle , ama yalnızca değil, eğer sorunda Üçüncü Devlet’te yargılanmayı sürdürmek mümkün değilse; Madde 12’ye dayanan yargılamalarda çocuğun çıkarı gözetilmelidir.(Madde 12(4)). Öte yandan , eğer çocuk Konvansiyonu imzalayan üçüncü bir devlet sınırları içinde yaşıyorsa , Konvansiyonun kuralları geçerlidir.

Çocuk koruması üzerine 1996 Lahey Konvansiyonunun aksine, n Tüzüğün kapsadığı çocuklar için bir maksimum yaş belirlenemiyor ama bu sorunu ulusal yasalara bırakıyor. Her ne kadar , çoğu davada ebeveyn sorumlulukları 18 yaş altını ilgilendiriyorsa da, ulusal yasalara dayanarak, özellikle evlenmesi durumunda, 18 yaşının altında serbest bırakılmış kişilerle de karşılaşılabilir. Bu insanlarla ilgili kararlar “ebeveyn sorumlulukları” konularında değerlendirilemez ve sonuç olarak n Tüzüğün kapsamı dışında kalır.

Bütün Üye Devletler tarafından kabul edilen , uluslararası çocuk kaçırmanın sivil durumlarına dair 25 Ekim 1980 tarihli Lahey Konvansiyonu, Üye Devletler arası ilişkilerde geçerli olmaya devam edecektir. Öte yandan , n Tüzüğün belirli maddeleri, 1980 Lahey Konvansiyonunu tamamlamıştır ve bunlar Üye Devletler arasında çocuk kaçırma durumlarında geçerlidir. n Tüzüğün kapsamındaki durumlarda , Üye Devletler arasındaki ilişkilerde n Tüzüğün kuralları , Konvansiyonun kurallarından önceliklidir.

 

3 Uygulanabilirlik

 

Tüzük; ebeveyn sorumlulukları alanında merkezi otoriteler (Bölüm IV) arasında yargı yetkisi (Bölüm II) tanıma ve yaptırım (Bölüm III) ve işbirliğine dair kurallar belirler. Çocuk kaçırma ve geçiş hakları hakkında belirli kurallar içerir. Tüzük, “ebeveyn sorumluluklarının nitelikleri, uygulanması, belirlenmesi, sınırlandırılması ya da sona erdirilmesi” ile ilgili bütün sivil konularda geçerlidir. (Madde 1(1)(6) 1(2) ve 2(7)). “Ebeveyn Sorumlulukları” terimi, geniş anlamlıdır ve kişiye ya da çocuğun velayetine karşın ebeveyn sorumluluklarının sahibinin bütün hakları ve görevlerini kapsar. Bu , sadece vesayet haklarını ve erişim haklarını değil ; aynı zamanda çocuğun korunması, koruyucu aileye verilmesi ve bir kurumun bakımına verilmesi konularını da içerir. Ebeveyn sorumluluklarını taşıyan kişi doğal(öz)gerçek ya da resmi tüzel kişi olabilir. Madde 1(2)’de Tüzük uyarınca, “ebeveyn sorumlulukları” olarak belirtilen konular yeterince ayrıntılı ve eksiksiz değil yalnızca örnekleyicidir. Çocuk korunmasına dair 1996 Lahey Konvansiyonunun aksine (bkz Bölüm XI), Tüzük, Tüzüğün n kapsadığıkapsamına dahil çocuklar için bir maksimum yaş belirlenemiyor ama bu sorunu ulusal yasalara bırakıyor. Her ne kadar, çoğu davada ebeveyn sorumlulukları 18 yaş altını ilgilendiriyorsa da, ulusal yasalara dayanarak, özellikle evlenmesi durumunda, 18 yaşının altında serbest bırakılmış kişilerle de karşılaşılabilir. Bu insanlarla ilgili kararlar “ebeveyn sorumlulukları” konularında değerlendirilemez ve sonuç olarak n Tüzüğün kapsamı dışında kalır.

Tüzük“sivil konular” için geçerlidir.(Madde 1 (1) ve (2) ve Resital 7). “sivil konular” için geçerlidir. “Sivil konular” kavramı genel olarak n Tüzüğün amaçları doğrultusunda tanımlanmıştır ve Madde 1(2) de listelenen bütün konuları kapsar. Ebeveyn sorumluluklarının ulusal yasalara göre “kamusal” yasa önlemi olduğu belirli durumlarda; örneğin çocuğun koruyucu aileye ya da bir kurumun bakımına verilmesi gibi durumlarda Tüzük uygulanır.

Tüzük, çocuğun mülkiyeti ile ilgili koruyucu önlemler alır (Madde 1(2)(c), (e) ve Resital 9.) Çocuğun mülkü varsa, bir kişi veya kurumu çocuğa yardım etmesi ve mülkü için onu temsil etmesi için görevlendirmek gibi bazı koruyucu önlemler almak gerekli olabilir. Tüzük , mülkün idaresi veya satışı için gerekli her koruyucu önlem için geçerlidir. Bu önlemler, örneğin, çocuğun anne ve babasının bu konuda uyuşmazlık içinde olduğu durumlarda gerekli olabilir. Öte yandan, çocuğun mülküyle ilgili olup, çocuğun korunmasıyla ilgili olmayan önlemler Tüzüğe Yönetmeliğe değil; sivil medeni ve ticari meselelere (Brüksel I Tüzüğü ) dair yargılamalarda yargı yetkisi, tanıma ve yaptırımlar üzerine 44/2001 nolu 22 Aralık 2000 tarihli Konsey Tüzüğüne ne tabidir. Çocuğun mülkiyeti ile ilgili önlemin, çocuğun korunmasını gözetip gözetmediğini değerlendirmek, ayrı ayrı durumlarda yargıca kalmıştır. Tüzük ; koruyucu önlemlerde geçerliyken, çocuğun işlediği kriminal suçların sonucu olarak alınan önlemlerde geçerli değildir.

 

 

4 Tüzüğün n Kapsadığı Kararlar

 

Brüksel II nin Tüzüğünün aksine , şimdiki Tüzük Ebeveyn sorumluluklarına dair Üye Devlet mahkemeleri tarafından verilen her karar için geçerlidir. Brüksel II Tüzğü , yalnızca evliliğe dair mevzularda ve her iki eşe ait olan çocuklar için ebeveyn sorumluluklarına dair kararlarda geçerliydi. Bütün çocuklar eşitliğin sağlanması açısından , bu Tüzüğün n kapsamı , ebeveynin evli olup olmadığına ve işlemdeki tarafların çocuğun anne-babası olup olmadığına bakmadan, ebeveyn sorumluluklarına dair bütün kararları içerecek şekilde genişletilmiştir. Tüzük , mahkeme kararlarına bağlı değildir.(Madde 2(1) ve (4)). Tüzük , adı ne olursa olsun(talimat,emir,karar v.s.) bütün mahkeme hükümleri için geçerlidir. Öte yandan , sadece mahkemeler tarafından verilen kararlar için değil; aynı zamanda Tüzük maddeleri uyarınca yargı yetkisine sahip bir otorite (sosyal otoriteler v.s.) tarafından beyan edilen kararlar için de geçerlidir. Tüzük “esas evraklar” için geçerlidir. (Madde 46).

Bundan başka , Tüzük ; yazıldığı ya da kaydedildiği Üye Devlet’te yaptırımları olan ve resmi olarak “esas evrak” olarak kaydedilmiş ve yazılmış belgeler içinde uygulanır. Aynı koşullar altında , hüküm olarak diğer ’lerce Üye Devletlerce tanınan ve yaptırımı uygulanabilir bulunan böyle belgeler , örneğin , noterler tarafından hazırlanan belgeleri de içerir. Tüzük taraflar arasındaki anatlaşmalar için geçerlidir. (Madde 46).

Tüzüğün n bir yenilikçi özelliği de , iki taraf arasında sonuçlanan ve sonuçlandığı Üye Devlet’te uygulananbilir olan anlaşmaları da kapsamasıdır. Ama. Tarafların, ebeveyn yükümlülükleri üzerinde mahkeme dışında da anlaşmaya varabilmesini sağlamaktır. Bu yüzden, anlaşmanın özel bir anlaşma ya da bir ototrite karşısında verilmiş yapılmış bir anlaşma olup olmadığına bakılmaksızın; anlaşmanın tamamlandığı Üye Devlet’te geçerli olduğu sürece anlaşma hüküm olarak aynı şartlarda diğer ’lerce Üye Devletlerce de tanınır ve uygulanır.

 

 

5 Geçici ve Koruyucu Önlemler

 

Madde 20; mahkemenin, başka bir Üye Devlet mahkemesinin uygulamanın esasını yargılama yetkisine sahip olması durumunda bile, kendi ulusal yasaları uyarınca , kendi bölgesinde bulunan çocuk için koruyucuları da içeren geçici önlemler alabilmesini sağlar. Önlem, Tüzüğün n kapsamına giren durumlarda yargı yetkisine sahip bir mehkeme ya da otorite tarafından alınabilir.(Madde 2.1). Örneğin , bir toplum huzuru otoritesi ya da gençlik otoritesi ulusal yasalar uyarınca , geçici önlemler alma yetkisine sahip olabilir. Madde 20, yargı yetkisini tartışan bir kural değildir. Sonuç olarak, geçici önlemler ,önlemler, yetkili bir mahkeme uygun olduğunu düşündüğü önlem kararı alınca yürürlülükten kalkar.

 

 

6 Yargı Yetkisi

 

Madde 8’den 14’e kadar sıralanan yargı yetkisi kuralları, mahkemelerinin yetki sahibi olduğu Üye Devlet’te yargı yetkisinin temellerini belirlemek için bütün bir sistem ortaya koyar. Tüzük , yalnızca mahkemelerin yargı yetkisine sahip olduğu olan Üye Devlet’i belirler; Üye Devlet’in içinde hangi mahkemenin yetkili olduğunu belirlemez. Bu mesele, yerel hukuk prosedürlerine bırakılmıştır.

Tüzüğün Yönetmeiliğn temel prensibi, ebeveyn sorumlulukları için en uygun forumun, çocuğun normalde ikamet ettiği Üye Devlet’in ilgili mahkemeleri olduğudur. Uluslararası belgelerde gittikçe daha fazla kullanılan “ikamet ettiği” konsepti , Tüzük tarafından belirlenmez; her davanın gerçeklerine dayanarak belirlenmek üzere mahkemeye bırakılır. Terimin anlamı, Tüzüğün n hedef ve amaçları gözetilerek değerlendirilmelidir. Yargı yetkisi meselesi mahkeme toplandığında karar bağlanır. Yetkili bir mahkeme toplandıktan sonra , çocuk mahkeme sürerken başka bir Üye Devlet’te ikamet etmeye başlarsa dahi; mahkeme, ilkesel olarak yargılama yetkisini elinde bulundurur (“perpetvatio fari” ilkesi). Süreç beklemedeyken çocuğun ikamet ettiği yerdeki bir değişiklik , tek başına, yargı yetkisinde bir değişiklik sonucunu getirmez. Öte yandan ,yandan, eğer çocuğun yararınaysa; madde 15, belirli şartlar altında, davanın çocuğun taşındığı Üye Devlet mahkemelerine taşınmasını sağlar. Eğer çocuğun ikameti yasadışı bir çıkarılma ya da alıkoymayla değiştirilirse, yalnızca çok sınırlı şartlar altında yargı yetkisi el değiştirebilir.

 

 

7. Çocuk Kaçırma

 

Bütün Üye Devletler tarafından kabul edilen , uluslararası çocuk kaçırmanın sivil durumlarına dair 25 Ekim 1980 tarihli Lahey Konvansiyonu(1980 Lahey Konvansiyonu), Üye Devletler arası ilişkilerde geçerli olmaya devam edecektir. Öte yandan , n Tüzüğün belirli maddeleri, 1980 Lahey Konvansiyonunu tamamlamıştır ve bunlar Üye Devletler arasında çocuk kaçırma durumlarında geçerlidir. n Tüzüğün kapsamındaki durumlarda , Üye Devletler arasındaki ilişkilerde n Tüzük kuralları , Konvansiyonun kurallarından önceliklidir. Yönetmeiliğin Tüzüğün amacı , ebeveynleri Üye Devletler arasında çocuk kaçırmaktan caydırmak ve her şeye rağmen bu gerçekleşirse , çocuğa olabilecek en kısa zamanda bağlı bulunduğu Üye Devlet’e iade etmektir. n Tüzüğün amacına uygun olarak hem yasadışı yer değiştirme, hem de yasadışı alıkoyma da çocuk kaçırma kapsamına girer.(Madde 2(11)). Aşağıdakiler her iki durum için de geçerlidir.

Bir çocuk bir Üye Devlet’ten (kökeni olan Üye Devlet) başka bir üye devlet’e (“istek yapılan Üye Devlet”) kaçırıldığında , Yönetmeilk Tüzük kaçırmaya bakmaksızın çocuğun kökeni olan Üye Devlet’in mahkemelerinin çocuğun velayeti ile ilgili davaya bakma yetkisini garanti altına alır. Çocuğun istendiği Üye Devlet’te bir mahkemenin başlanmasından önce , çocuğun iradesi talep edilirse; Tüzük tarafından tamamlanan 1980 Lahey Konvansiyonu uygulanır. Eğer çocuğun istendiği Üye Devlet’in mahkemesi çocuğun dönmemesi yönünde bir karar verirse; çocuğun kökeni olan Üye Devlet’in yetkili mahkemesine, derhal, bu kararın bir kopyasını gönderir. Bu mahkeme, taraflardan birinin talebi üzerine bir velayet davası açabilir. Eğer bu mahkeme çocuğun iadesi yönünde bir karar verirse; bu karar çocuğun istendiği üye devlette herhangi bir tanıma tenfiz belgesine (“exequator”) ihtiyaç duyulmadan tanınıruygulanır. Ve yaptırım uygulanır. Bunlar, çocuk kaçırma ile ilgili yeni kuralların ana prensipleridir:

1)Yargılama yetkisi çocuğun kökeni olan Üye Devlet’in elindedir. 2) Çocuğun istendiği Üye Devlet’in mahkemeleri çocuğun vakit kaybetmeksizin iadesini garanti eder. 3) Eğer çocuğun istendiği Üye Devlet’in mahkemeleri çocuğun iade edilmemesi yönünde bir karar alırsa çocuğun kökeni olan Üye Devlet’in yetkili mahkemesine kararın bir kopyasını gönderir. Bu mahkeme de tarafları bilgilendirir. Bu iki mahkeme beraber hareket ederler. 4) Eğer çocuğun kökeni olan Üye Devlet’in mahkemesi çocuğun iadesi yönünde bir karar verirse; exequator atlanarak , bu karar çocuğun istendiği Üye Devlet’te doğrudan uygulanır. 5) Çocuğun kökeni olan Üye Devlet ve çocuğun istendiği Üye Devlet’in merkezi otoriteleri mesele üzerinde işbirliği yapar ve mahkemelere, bu görevlerinde yardımcı olurlar.

 

Genel bir açıklama olarak, çocuk kaçırma alanındaki uluslararası evraklarda bahsedilen; meselenin karmaşıklığı ve doğası gözetilerek uzamanlaşmış ya da iyi yetiştirilmiş yargıçların görevlendirilmesini hatırlatmak uygun olacaktır. Her ne kadar, mahkemelerin organizasyonu n Tüzüğün kapsamı dışında kalsa da 1980 Lahey Konvansiyonu kapsamına giren davalarda yargılama yetkisine yoğunlaşan Üye Devletlerin ’lerin sınırlı sayıda mahkemesi ve yargıcı olumlu bir deneyim edinmişler; kalite ve verimlilikte artış göstermişlerdir.

Anne-babanın çocuğu Üye Devletler arasında kaçırmasından caydırmak amacıyla , Madde 10, çocuğun kaçırılmasından önce ikamet ettiği Üye Devlet (çocuğun kökeni olan Üye Devlet) mahkemelerinin çocuğun velayeti hakkında, kaçırmadan sonra da yetkili olarak kaldığını garantiler. Yargılama yetkisi yalnızca çok sınırlı şartlar altında yeni Üye Devlet’in (çocuğun istendiği Üye Devlet) mahkemelerine devredilebilir.

Bir Üye Devlet’in mahkemesi çocuğun 1980 Lahey Konvansiyonu uyarınca iadesine dair bir taleple karşılaşırsa, n Tüzüğün 11 (1) ‘den (5)’e kadar olan maddeleriyle (bkz akış şeması syf: 35) tamamlanan konvansiyonun kurallarına uyar. Buraya kadar; yargıç, Lahey Milletlerarası Özel Özel Uluslararası Hukuk üzerine Lahey Konferansında oluşturulan INCADAT veri tabanında var olan , bu konvansiyonun ilgili dava-yaslarına danışmayı yararlı bulabilir.


8. Boşanma dava süreçleri

 

Evlilik meselelerine ilişkin Tüzük hükümleri, esasen bir değişiklik yapılmaksızın 2. Brüksel Tüzüğü ile ’nden devşirilmiştiruyumlaştırılmıştır. 1 Mart 2001 tarihinde yürürlüğe girmesinden bu yana 2. Brüksel Tüzüüne ne yönelik yazın kaynakları da böylece şu anki Tüzük için kılavuz görevi görebilmektedir. 2. Brüksel Tüzüğünü ’ni önceleyen 28 Mayıs 1998 Konvansiyonu’na ilişkin açıklayıcı rapor da bu kapsam içerisinde yararlı olabilir (OJ C 221, 16.7.1998, sf. 27). Tüzük , boşanma, hukuki ayrılık ve evliliğin iptali (“boşanma”) hususlarına ilişkin medeni hukuk konuları üzerinde geçerli yargı ve onay yetki kurallarını içermektedir. Kapsamı evlilik bağlarının çözülmesi ile sınırlıdır ve evliliğe dayalı mal-mülk hususları veya boşanma dayanakları gibi yan konular üzerinde geçerli değildir.

 

Madde 3 içerisinde yer alan yargı yetkisi kuralı, hangi Üye Ülke mahkemelerinin kanunen yetkili olacağını belirlemek üzere geniş bir yetki alanı dayanak sistemi ortaya koymuştur. Tüzük basitçe mahkemelerinin yargı yetkisi olan Üye Ülke’yi belirtir, o Üye Ülke mahkemelerinin hangisinin yetkili olduğunu değil. Bu soru, yerel prosedür kanunlarına bırakılmıştır.

 

Evlilik meselelerinde yargılama yetkisi alanına dair bir genel kural yokur. Bunun yerine, Madde 3 pek çok farklı yargılama yetki dayanağı sıralar. Dayanaklar alternatiftir, aralarında belirli bir hiyerarşi olmadığını işaret eder. Yeni 2. Brüksel Tüzüğü boşanma, hukuki ayrılık ve evliliğin iptali konularında 7 alternatif yargılama yetkisi belirleme dayanağı sıralar. Dayanaklar birbirine karşı üstünlük taşımaz ve eşler aşağıdaki durumlara haiz bir Üye Ülke’nin mahkemelerine başvuruda bulunabilir:

(a) sürekli ikametgahları veya

(b) içlerinden biri hala orada ikamet etmekte ise, son sürekli ikametgahları veya

(c) ortak bir başvuru durumunda, eşlerden herhangi birinin sürekli ikametgahı veya

(d) davalının sürekli ikametgahı veya

(e) davacı başvuru öncesinde en az bir yıl süresince ikamet ettiğini kanıtladığı takdirde davacının sürekli ikametgahı veya

(f) davacı başvuru öncesinde en az altı ay süresince ikamet ettiğini kanıtladığı ve o Üye Ülke’nin bir vatandaşı olduğu takdirde davacının sürekli ikametgahı veya

(g) asli uyrukları (Birleşik Krallık veya İrlanda olması halinde; asli “mesken”).

 

Dayanaklar, bir Üye Ülke sürekli sakini yahut bir Üye Ülke uyruğunda vatandaşı (Birleşik Krallık veya İrlanda olması halinde; “meskeninde”) bulunan olan eşin Tüzük uyarınca ancak bir başka Üye Ülke’de dava edilebileceği anlamı çerçevesinde münhasırandır.

 

Madde 12’de yer alan temdit kuralı, Tüzük kapsamınca boşanma dava sürecini yüklenen mahkemenin aynı zamanda, belirli koşullar karşılandığı takdirde, boşanma ile alakalı ebeveyn sorumluluğu hususlarında da yetki sahibi olduğunu belirtmektedir.

 

Bir mahkeme Tüzük Madde 3 uyarınca devreye girdikten ve kendisini yetkili ilan ettikten sonra, diğer Üye Ülke mahkemeleri artık yetki sahibi değildir ve buna dair herhangi müteakip başvuruyu reddetmelidir. “Askıda dava” (“lis pendens”) kuralının amacı hukuki kesinliği temin etmek, paralel işleyişlerden ve bağdaşmaz kararlar ortaya çıkması ihtimalinden kaçınmaktır. Madde 19(1)’in ifade tarzı, 2. Brüksel ’nde Tüzüğünde yer alan Madde 11(1) ve (2)’ye kıyasla hafif bir değişiklikten geçmiştir. İşbu değişiklik, esası değiştirmeksizin metni basitleştirmek amaçlı gerçekleştirilmiştir. Madde 19(1), 2 durumu kapsamaktadır: (a) Aynı konu-hususa ve hukuki sebebe yönelik dayanan davaların farklı Üye Ülke mahkemeleri huzuruna getirilmesi ve (b) Aynı hukuki sebebe yönelik olmamasına karşın bağımlı sebeplere yönelik davaların farklı Üye Ülke mahkemeleri huzuruna getirilmesi.

 

Sonuç:

 

1. Çocuk alıkoyma sonrasında çocuk, ayrıldığı ülkeye dönecektir. Tüzük konvansiyondan daha mutlaktır.

2. Mahkeme, konuyu 6 hafta içerisinde karara bağlamalıdır.

3. Mahkeme, çocuğun kendi ülkesindeki güvenliğini garanti etmelidir.

4. Mahkeme yetki sahibi ise, tüm müteakip başvurular reddedilmelidir.[74] Askıda dava (Lis pendens) kuralının hedefi kanuni güvenliğin teminidir.

5. Aile boşanma Tüzüğü, 2. Brüksel ndeki Tüzüğündeki ile aynıdır.


----------------------------------------------------
[72] Article 72.

[73] Article 64.

[74] Article 19.

 
 
 
Law Europa Projesini bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.
 
 
ab2.jpg, 3 kB
Leonardo Da Vinci
leonardo.gif, 2 kB Education And Culture