Malların Serbest Dolaşımı
1979 yolındaki Cassis de Dijon Davasında; malların serbest dolaşımının anlamı; AB iç pazarında malların serbest olarak dolaşabilmesi anlamına geliyordu. Uygulamada, bu dolaşım 2 yolda gerçekleşmektedir. AB Ülkeleri uyum/harmonization olarak bilinen kuralları kabul eder ya da ortak kuralların geçerli olduğu karşılıklı tanıma prensibini izlerler.
Malların serbestçe dolaşımını kolaylaştırmak için AB ülkeleri -AB seviyesinde uyum - insan hayatını, sağlılığını ve çevreye korumak için bir takım ortak kurallar kabul etmiştir. 1993 yılında iç pazarın tamamlanmasıyla birlikte, uyumu gerçekleştirmek üzere adımlar atılmış ve yeni bir uyum metodu ortaya çıkmıştır. (Yeni yaklaşım). Bu Yeni Yaklaşım ile; Standardizasyon için Avrupa Komitesinin teknik detaylar üzerinde çalışmasını müteakiben Topluluk direktifler vasıtasıyla sadece kısa ve öz temel güvenlik gereksinimlerini oluşturacaktır. Sonuç olarak, standardizasyon iç pazarın işlevini görebilmesi için çok önemli bir husus haline gelmiştir. Merkezi Hükümet, ülke konseyleri, belediyeler ve iş sektörü İsveç ‘ de standardizasyonda ortak sorumluluk üstlenmiştir. Bu işbirliği, asıl görevi İsveç standartlarını oluşturmak hakkına sahip olan ve Avrupa Standardizasyon çalışmalarında İsveç ‘ i temsil eden organizasyonları atamak olan İsveç Standartlar Konseyi tarafından realize edilmektedir.
Aynı zamanda AB Yeni yaklaşımı kabul etmiştir ve bu vesileyle sanayiye mallarla ilgili kontrollerini kendi yapması yönünde daha fazla sorumluluk yüklenmiştir. Bazı durumlarda bu kontrollerin bağımsız organlar tarafından yapılması söz konusudur. Bu nedenle, AB üyesi ülkelerin, bir ürünün AB bünyesinde sadece bir kere kontrol edilmesini sağlayacak ve bu kontrolü yapacak organların gerekli teknik bilgiye sahip olmalarını temin etmesi gerekmektedir. İsveç’deki malların test ve kontrol işlemi şu anda özel şirketler tarafından yürütülmektedir. Bu şirketlerin doğru teknik bilgiye sahip olduklarını tevsik etmeleri için akreditasyon almaları gerekmektedir yani İsveç Akreditasyon ve Yeterlik Kurulu tarafından onaylanması gerekmektedir. Malların serbest dolaşımı sisteminin gelişmesiyle, piyasaya zararlı malların girmesini önlemek ve bunları izlemek için piyasa kontrolü yapacak kuruluşlara ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. İsveç Akreditasyon ve Yeterlik Kurulu tarafından işletilen Piyasa Kontrol Konseyi; İsveç Tüketiciler Birliği, İsveç Ulusal Elektrik İşleri Güvenlik Konseyi ve diğer piyasa kontrol kuruluşlarına aralarında deneyimlerini paylaşmaları ve faaliyetleri koordine etmeleri için zemin hazırlamıştır.
AB seviyesinde ortak kurallar olmasa Üye Devletlerin kendi ulusal mevzuatları uygulanırdı. Başlangıç noktası, prensip olarak, malların serbest dolaşımı prensibinin uygulanmasıdır. Şayet bir Üye Devlet bir malın imalatını durdurursa, ulusal seviyede ihtiyaçları karşılayan bir başka Üye Devlette üretilen aynı tür malların gereksinimleri karşılayıp karşılayamadığı konusunun kontrol edilmesi gerekir. Farklı ülkelerin mevzuatları aynı ise, bir ürün iç piyasada serbestçe dolaşabilir. Malların bir başka AB ülkesinde yasal olarak üretildiği ve pazarlandığı hususunun onaylanması karşılıklı tanıma olarak bilinir. Bu prensip Avrupa Adalet Divanınca 'Cassis de Dijon' davasında ortaya atılmıştır. Bir Üye Devlet bir ürünün imalatını bu konuda ancak zorlayıcı nedenler varsa durdurur. Örneğin inanların hayatı ve sağlığı risk altındaysa veya amaç tüketici veya çevreyi korumak ise. Bu konudaki tedbirler ancak zorunlu olduğu sürece alınmalıdır.
Üye Devletler, malların ve belirli hizmetlerin serbest dolaşımını etkileyecek ulusal seviyede yeni öneri veya kuralları AB Komisyonuna rapor etmekle yükümlüdür. Komisyon kendisi ve Üye Devlet arasında bir nevi konsültasyon prosedürü yürütür ve malların serbest dolaşımını etkilemesi söz konusu tekliflerin rapor edilme fırsatının sağlanıp sağlanmadığını inceler. Şayet bir Üye Devlet bu prosedürü ihlal eden ulusal kurallar kabul eder ve uygularsa, sonuç zararların karşılanması olabilir.
Malların serbest dolaşımı konusunda kabul edilen son kararlardan biri 23 Kasım 2006 da C-5/05 Staatsecretaris van Financien v B.F.Joustra Davasıdır. Mahkeme, Baş Avukatın görüşünün aksine şu görüşü ileri sürmüştür; gümrük vergilerine konu olan ve bu tür malların dolaşımı ve izlenmesine ilişkin 92/12/AET direktifinin 8inci Maddesi hükümleri bu davada uygulanamaz ve bu nedenle malların ulaşımının yapıldığı ülkede ( Hollanda) gümrük vergileri geçersizdir ve gümrük vergilerinin ilk ödendiği ülkede ( Fransa’da) geri ödenmesi gerekir. Bunun anlamı; AB içinde yolcu indirimleri aynı kalacak demektir. Avrupa Adalet Divanı; Direktifin 8 inci Maddesindeki “ kendi ihtiyaçları için kullanılmak üzere bireyler tarafından sahip olunan ve onlar tarafından taşınan ürünler” ifadesinden sınırlayıcı bir yorum ile bu sonuca ulaşmıştır. Joustra ‘ daki “ onlar tarafından taşınılmıştır” ın anlamı bu amaç için kiralanan bir ulaşım şirketi vasıtasıyla değil bizzat bireyler tarafından taşınmıştır demektir. (örneğin .“alkollü içki taşımak”). Bu nedenle, şarap, telefonla ya da on line sipariş edilmedikçe ve oradan da üçüncü bir ülkeye geçirilmedikçe, satın alan kişi tarafından / yanında sınırdan geçirildiğinde gümrüğe tabi olmayacaktır. Adalet Divanı bu kararı geriye doğru işleyen bir adım olarak niteledi. Ancak, Adalet Divanı söz konusu direktifle ilgili bir değişiklik tasarısının Konseye gönderildiği düşüncesiyle kendini rahat hissetti. Her ne kadar tüketiciler bu sonucu AB bünyesinde tek bir piyasa dahilinde gümrüksüz satış mağazalarından yapılan alışveriş kadar uygun bulmadılarsa da, bu karar Maliye Bakanlıklarına ve Calais’ deki belirli alışveriş merkezleri/outletlere bir rahatlama getirecektir.
Gümrük vergisine tabi mallar ve bu malların serbest dolaşımı ve izlenmesine ilişkin 92/12 sayılı Direktif şu şekilde yorumlanmalıdır; bir Üye devlette kar amacı gütmeyen ve ticari gaye ile hareket etmeyen bir birey, kendi kişisel ihtiyaçları doğrultusunda söz konusu ürünü başka bir Üye Devlete taşırsa Direktifin 8inci Maddesi değil 7 inci Maddesi uygulanacaktır.
Direktif 92/12 nin amaçları doğrultusunda, özel amaçlara konu olmayan ürünler- ve dolayısıyla direktifin 8inci maddesi kapsamına girmeyen - ticari gaye ile taşındığı kabul edilmeli ve dolayısıyla Madde 7 çerçevesinde mütalaa edilmelidir. Madde 8in uygulanabilmesi için, tartışma konusu ürünlerin satın alan bireyler tarafından kişisel olarak taşınıyor olması gerekmektedir. Direktifin 7(6) Maddesi çerçevesinde , ilk Devlette ödenen gümrük vergisinin ,böyle bir durumda, Direktifin 22(3) maddesi uyarınca iade edilmesi gerekir.






