Üye Devletlerin AT Hukuku İhlallerine karşı Yükümlülüğü
Bireyleri Üye Devletlerin direktifleri uygulamama olayına karşı koruma altına almak için, Adalet Divanı özel bir yükümlülük sistemi yarattı. Bu husus, ilk olarak, 19 Kasım 1991 tarihli C-6/90 ve C-9/90 Andrea Francovich ve Danila Bonifaci ve diğerleri v Italian Cumhuriyeti- Ortak Davalarında formüle edildi. Mahkemenin izahına göre; bir direktifin yönlendirilmiş olduğu bir Üye Devletin bu amaca ulaşmak için kullanacağı araçları seçme özgürlüğüne sahip olmasıyla, bireylerin bu direktifin hükümleri çerçevesinde kapsamı yeterince kesin olarak belirlenebilen haklarının Mahkeme karşısında engellemesi mümkün değildi. İşverenin iflası durumunda işçilerin korunmasına yönelik Direktif 80/987in garantiyi verecek kişinin belirlenmesi ve bu garantinin kapsamına ilişkin hükümleri yeterince kesin ve koşulsuz olmakla birlikte, belirlenmiş olan süre dahilinde Üye Devlet tarafından tedbirlerin alınmamış olması halinde, direktif hükümleri garantiyi sağlamakla yükümlü kişiyi tanımlamadığı için ve belirlenmiş olan süre dahilinde gerekli tedbirleri almakta başarısızlığa uğramış olan Devletin de yükümlü olarak mütalaa edilememesi nedeniyle, ilgili bireyler Ulusal Mahkemeler huzurunda haklarından yararlanma imkanına sahip olamazlar. Şayet bir Üye Devletin sorumlu tutulabileceği şekilde bir Topluluk hukukunun ihlali nedeniyle bireylerin hakları ihlale uğradığında bu bireyler bunların giderilebilmesi imkânına sahip olmasalardı Topluluk kurallarının tam etkinliği ve bireylerin hakların korunması zayıflayacaktı. Üye Devlet tarafından böyle bir yanlışın giderilebilmesi olasılığı; Topluluk kurallarının tam etkinliğinin devlet tarafında ön fiile tabi olduğu bir zeminde kaçınılmaz olacaktı ve sonuç olarak böyle bir fiilin olmadığı bir zeminde ise bireyler Topluluk hukukunca kendilerine tanınmış olan haklardan ulusal mahkemeler karşısında yaralanma imkânına sahip olamayacaklardı.
Bir Üye Devletin Topluluk hukukunu ihlal ederek bireyler aleyhine neden olduğu zarar ve ziyanlardan dolayı yükümlü olması gerektiğine dair prensip Antlaşmanın özünde yer alan bir prensiptir. Üye Devletlerin böyle bir zarar ve ziyandan yükümlü olması hususu Antlaşmanın 5inci Maddesinde yer almaktadır; bu hükme göre Üye Devletler Topluluk Hukukunun işleyebilmesini teminen ve ihlalinin ve önlenebilmesi için genel anlamda ya da belirli tedbirleri almak durumundadır. Üye Devletlerin bahsedilen bu yükümlülüğü Topluluk Hukuku tarafından hükme bağlamıştır.
Bir Üye Devletin bir direktifin amacına ulaşabilmesi için gerekli tedbirleri alması gerektiğine dair Antlaşmanın 189uncu Maddesindeki yükümlülüğü yerine getirememesi durumunda, Topluluk hukukunun bu kuralının tam etkinliği çerçevesinde, tazminat hakkının üç koşulda oluşabileceği ifade edilmektedir; birincisi: direktif ile ulaşılması istenen sonucun bireylere hak tanıması; ikincisi; bu hakların kapsamının direktif hükümleri çerçevesinde tanımlanabilmesi ve son olarak da; Devletin yükümlülüğünün ihlali ile zarara uğrayan tarafın uğradıkları zarar arasında bir nedensel bağın mevcut olması. Bu alanda Topluluk mevzuatının yoksun olması halinde, ulusal hukuk gereğince Devletin bu zararları gidermesi yükümlülüğü söz konusudur, Ancak, ilgili Üye Devletlerin ulusal kanunları ile belirlenmiş olan temel ve prosedürsel şartların dahili taleplerden daha az avantajlı olmaması ve tazminatın elde edilebilmesi hususunun imkansız ya da aşırı zor şeklinde yorumlanmaması gerekir.
Üye Devletlerin Yükümlülük prensipleri Adalet Divanının; Brasserie [51] Komisyon/Fransa davalarında da [52] görüşülmüştür.
-----------------------------------------------
51. Cases C-46/93 , C-48/93.
52. Case C-265/95.






