Doğrudan Uygulanabilirlik ve Doğrudan Etki
Doğrudan etki( veya doğrudan uygulanabilirlik) Topluluk hukukunun temel bir prensibidir. Avrupa toplulukları Adalet Divanı tarafından Van Gend & Loos kararında ortaya atılan doğrudan etki bireylere ulusal ve Topluluk Mahkemeleri karşısında haklar tanır. Bu prensip Topluluk hukukunu ulusal hukukun parçası olma yönünde yönlendirir ve etkinliğini arttırır. İlaveten, ulusal bir kanun metni olsun olmasın, Topluluk hükmü karşısında bireylerin haklarını korur.
Doğrudan etki Topluluk hukukunun temel bir prensibidir. Topluluk hukuku bireylere sadece yükümlülükler getirmez aynı zamanda Ulusal ve Topluluk Mahkemeleri huzurunda onlara birtakım haklar da sunar. Doğrudan etki bireylere ulusal metinlerden bağımsız olarak Topluluk hükümlerinin avantajlarından yararlanma imkanını sağlar. Bu vesile ile Topluluk hukukunun etkinliği artar ve ulusal metinler olsun olmasın bireylerin Topluluk hukukunu mazeret gösterebilmelerine imkân tanıyacak şekilde hakları korunur. Doğrudan etki 5 Şubat 1963 Van Gend & Loos kararı ile Adalet Divanı tarafından ortaya atılan bir içtihat hukuku prensibidir. Bu kararda," Topluluk hukuku bireyler üzerinde sadece yükümlülükler oluşturmaz aynı zamanda bireylere kanuni miraslarının bir parçası haline gelen haklar tanımayı amaçlar ve (…) Madde 12 nin (Antlaşmanın) Ulusal Mahkemelerin korumak zorunda oldukları bireysel haklar yarattığı şeklinde yorumlanması gerekir” denmektedir.
Doğrudan etki dolaylı uygulanabilirlikten ayrıdır. Dolaylı uygulanabilirlik hangi Topluluk hukukunun ulusal hukuk sistemine bunu ulusal hukuka aktarmadan uygulanabileceğine bağlı bir prensiptir. Netice itibariyle, Topluluk hukuku ulusal hukukla birleşmiştir. Ancak, Topluluk hukukunun önceliği ilkesine göre, bir Topluluk hükmü ile Ulusal bir hüküm arasında bir uyuşmazlık söz konusu olduğunda, Topluluk hukuku öncelik kazanır. Sonuç olarak," bu maddeler (…) mevcut ulusal hukukun çelişen herhangi bir hükmünü uygulanamaz hale getirir” (9 Mart 1978 tarihli Simmenthal kararı). Prensip olarak, doğrudan etki ve dolaysız uygulanabilirlik birlikte yer alır. Bu Topluluk yönetmelik /tüzükleriyle ilgili bir durumdur. Ancak, belirli hükümlerin dolaysız uygulanabilirlik olmadan doğrudan etkisi bulunabilir. Bu da doğrudan etkisi olan (belirli koşullarda) ancak dolaylı uygulanabilirliğin uygulanamadığı ( yerinin değiştirilmesi gereken) direktiflerle ilgili bir durumdur.
Doğrudan etkiye yönelik 2 bakış açısı mevcuttur. Dikey bakış açısı ve yatay bakış açısı. Dikey doğrudan etki bireyler ile devlet arasındaki ilişkinin bir sonucudur. Bunun anlamı bireylerin Devlete karşı bir Topluluk hükmünden yararlanabilmesi demektir. Yatay doğrudan etki ise bireyler arasındaki ilişkilerin bir neticesidir. Yani bir birey diğerine karşı Topluluk hükümlerinden yararlanabilir. Topluluk hukukunun hükümleri gereğince, Adalet Divanı gerek tam doğrudan etkiyi ( örneğin bir yatay doğrudan etki ve dikey doğrudan etki) veya kısmi doğrudan etkiyi ( dikey doğrudan etkiyi sınırlayan) kabul etmiştir. Temel mevzuat söz konusu olduğunda, örneğin Topluluğun kanuni düzeninde metinlerin en üstte yer alması, Adalet Divanı Van Gend& Loos kararında doğrudan etki prensibini ortaya koymuştur.. Ancak, yükümlülüğün kesin, açık ve şartsız olması koşulunu ortaya koymuş ve gerek ulusal gerek Topluluk kaynaklı herhangi bir tedbire ihtiyaç duymamıştır.
Becker davasında (19 Ocak1982 tarihli karar), Adalet Divanı, şüpheli hükmün uygulanmasına ilişkin Devletlerin takdir marjının bulunduğu doğrudan etkiyi (minimum seviyede) ret etmiştir (12 Aralık 1990, Kaefer & Proccaci kararı ).
Bu şekilde, Adalet Divanı AT ( AT Antlaşması) nı kuran Antlaşmanın aşağıdaki maddelerini doğrudan etki şekilde tanımlamıştır: 1) vatandaşlık zemininde ayırımcılığı yasaklayan Madde 12; 2) eşdeğer etkisi olan gümrük vergi ve resimlerin yasaklanmasına ilişkin Madde 25 , 3) Kantitatif sınırlamaları yasaklayan Madde 28 ve 29 4) İşçilerin serbest dolaşımına ilişkin Madde 39; 5) Yerleşme hakkı ile ilgili Madde 43; 6) Hizmetlerin serbest dolaşımına il,şkin Madde 50 ;7) Toplu eylemlerin yasaklanması hakkındaki Madde 81 ve hakim durumun kötüye kullanılması hakkındaki Madde 82 ; 8) Devlet yardımlarına ilişkin Madde 88 ; 9) İthal mallarının vergilendirilmesinde ayrımcılığın yasaklanması hususundaki Madde 95 ;10) Kadın erkek eşitliği hakkındaki Madde 141. Antlaşmanın belirli Maddelerinin hem tam doğrudan etkisi (Madde 39, 43, 50 ve 81 gibi) veya dikey doğrudan etkisi mevcuttur






