Giriş
Avrupa Entegrasyonunun Gelişimi
Giriş
AB hukukunu anlamak için sadece analitik ve doktriner bir değerlendirme yapmanın yanısıra bu yasanın disiplinlerarası yapısına da dikkatle eğinilmesi gerekmektedir. AB hukuk çalışmalarında tarihsel, politik ve ekonomik yaklaşımlar dikkate alınacaktır, zira tüm bu unsurlar hukukun gelişmesinde etkili olmuşlardır. Aynı zamanda şu soruyu da sormak gerekir? Niçin bir AB var? Bu güne kadar ne değişti? Hukukun AB içindeki rolü nedir? Hukukî süreç Topluluk ve Birliğin politika amaçları arasında bir kesişim noktasıdır.
Hukuk ve kanunilik AB‘nin temelidir. Bunun anlamı; AB’nin yaptığı herşeyin ihtiyari olarak ya da demokratik bir biçimde Üye Devletler tarafından onaylanan antlaşmalara dayanmış olmasıdır. Önceden imzalanmış bulunan antlaşmalar toplumdaki değişiklikler göze alınarak değişitirilmiş ya da yenilenmiştir. Son antlaşmayla birlikte, yani, Avrupa Anayasasını oluşturan Taslak Antlaşma ile; Avrupa’nın Geleceği Konvansiyonu ve Hükümetlerarası Konferansının çalışmaları sayesinde özenle hazırlanmış tek bir metnin tüm anlaşmalarla değiştirilmesi planlanmaktadır. Konvansiyon 17 ve 18 Haziran 2004 tarihinde Brüksel Devlet ve Hükümet Başkanları Konseyi liderleri tarafından kabul edilmiş ve 29 Ekim 2004 de Roma‘da imzalanmıştır. Her üye ülkenin bunu kendi anayasal düzeni içinde onaylaması gerekmektedir. (örneğin parlamenter prosedür ve / veya referendum vasıtasıyla). Anayasa tüm 27 Üye Devlet (ÜD) tarafından onaylanması kaydıyla yürürlüğe girecektir.
Maastricht Antlaşmasının yürürlüğe girdiği 1993 den bu yana AT şu andaki AB‘ni meydana getiren 3 sütundan birini oluşuyordu. Ancak araştırmanın bu bölümünde dikkatler belirli özellikleriyle birlikte uluslarüstü nitelikli AB temel haklar sütununa yönelecektir. Hernekadar 2. nci ve 3. üncü sütun Avrupa‘nın önemli ve hassas politik konularına değinmekteyse de, bu normların hukukî özellikleri ve önemli açılardan bunlara uygun olarak atılan kuralcı adımlar, AT antlaşmaları ve hukukî normlardan değişiklikler göstermektedir. Maastricht‘de imzalanan AT antlaşmasının terminolojisi uyarınca, tüm sütunlar; ortak dış ve güvenlik politikasında (ODGP) yenilikler meydana getirmiş ve adalet ve iç işlerinde (Aİİ) ise uluslararası hukuk formasyonlarının ötesinde ortak kurumsal bir yapı ve Topluluğun kanuni enstrümanları veya yasama sürecinin dışında bir özelliğe bürünmüş ve Avrupa Toplulukları Adalet Divanı (ATAD)‘nın yargı kararlarından uzak, AT’nın hukukî yapısının doğrudan etkisinin ve üstünlüğünün dışında bir yapı oluşturmuştur. 1997 yılında imzalananan ve AT antlaşmasını değiştiren Amsterdam Antlaşması uyarınca 3.üncü sütunun normları değişmiş ve Topluluk sütununun Kurumsal yapısı ve hukukî esasına daha yakın hale getirilmiştir. Ancak, bu durumda 2.inci sütun değişmeden aynen kalmıştır. Netice itibariyle, AB şemsiyesi altında mevcut, üç geniş hukuk katagorisini belirlemek mümkündür. İlk olarak, en geniş kapsamlı ve en önemli özelliğe sahip AB hukuku. İkincisi, Topluluk Kurum ve amaçları ile bağlantılı farklı yaklaşımlarda olsa da, halen uluslararası ve hukumetlerarası hukuk formunda olan 2.nci sütun hakları. Üçüncüsü ise, Amsterdam antlaşmasının neticelenmesini müteakiben hukukun önceki 2 kategorisinin bir karışımı niteliğini taşıyan ve aynı zamanda doğrudan etkisi olmayan AT hukuku ve hukukun özelliklerine sahip 3.üncü sütun haklarıdır. İlaveten, “daha yakın işbirliği” ve entegrasyon oluşturmak için meydana getirilen ve son iki sütunla uyum sağlayan, Topluluk hukuku ve hakları olarak tanımlanması mümkün olan hukuk.
AB hukukunun ve varoluş nedeninin (raison d’être) sonuçlarıyla ve amaçlarıyla ilgili olarak, politika, toplumlar gibi unsurlar arasında farklı yaklaşımlar meydan gelmiştir. Bu tür uluslarüstü oluşum, AB‘de şimdi gördüğümüz gibi, tarihi, politik ve ekonomik güçlerden etkilenmektedir. AB‘nin oluşumunu bilmek suretiyle niçin gelişim sürecinin tek ve özel olduğunu anlamak ve izah etmek mümkündür. Tarihsel gelişimine bakıldığında; yasama prosedürlerini ve kurumsal reformları kullanmak suretiyle, bütçe prosedüründen başlayarak politik gücün artışına kadar, piyasa entegrasyonundan başlayarak politik entegrasyona kadar hukukun nisbi gelişimini, Üye Devletlerin sayısındaki artışı ve Antlaşmalardaki değişiklikleri yansıtmakta olduğu görülmektedir.
AB‘nin tarihsel ve politik geçmişini incelemek suretiyle Topluluğun hukuk doktrinini ve politikasını anlamak mümkündür. AB hukuku herhangi bir boşlukta ortaya çıkmamıştır. Politik değişiklikler politik kurumlardaki mevzuatın esasını, Avrupa Adalet Divanının hukukî prosedürünü ve Üye Devletlerin bu süreçlere yönelik yaklaşımlarını önemli ölçüde etkilemiştir. Bu bölümde AB tarihi, reform ve ilerlemeleri amaçlayan hukukî ve anayasal yapılarını etkilemiş olan başlıca olay ve kararların tanımlarıyla birlikte analiz edilecektir. AT, 50’li yıllarda oluşturulan 3 Topluluğu karakterize etmek amacıyla ifade edilecektir. 1993 yılında Avrupa Topluluğu Antlaşması(ATA) imzalanana kadar 3 Topluluk mevcuttu.- Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT), Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET) ve Avrupa Atom Enerji Topluluğu (AAET). Avrupa Birliği Antlaşmasının imzalanmasıyla, Avrupa Ekonomik Topluluğu AB olarak yeniden adlandırıldı, ancak AKÇT ve Atom Enerji Topluluğu kendi isimleriyle kullanılmaya devam edildi, fakat “AB” tanımı halen söz konusu 3 Topluluğu ifade etmek üzere kullanılmaktadır..






