banner_1.jpg, 12 kB
 
 
Avrupa Birliği Hukuku’nun Uzaktan
Öğrenme Modülünün Geliştirilmesi Projesi
 
 

Giriş

Çağdaş toplumlarda fikri hak konusu eserlerin cisimlendiği maddi mallardan ayrı hukuki varlığa ve ekonomik değere sahip olduğu kabul edilmektedir. Fikri hakların konusu olan fikri eserlerin iki farklı boyutu bulunmaktadır. Bir üzerinde maddi anlamda cisimlendiği varlık, örneğin bir yazarın romanını kurgulaması, kaleme alması ve nihayet yayınlanması ile kitap olarak yayınlanması tamamen farklıdır. Örnekte fikri mülkiyetin konusu romanın kurgulanması ve kaleme alınması aşamasını oluşturur. Cismani varlık olarak yayınlanmış olan kitabın bizzat kendisi fikri mülkiyetin konusunu oluşturmaz.

Fikri mülkiyetten doğan hakların milletlerarası boyutta korunması ihtiyacı uzun zamandan beri gündemde olan bir konudur. Çünkü, belli bir ülkede oluşturulan fikri eser o ülke hukukunda fikri mülkiyete ilişkin özel düzenleme yer almasa da bir şekilde korunabilmektedir. Başka bir anlatımla fikri eser sahibi eserini belli bir ülkede kamuya açıkladığında, yürürlükte olan iç hukuk kurallarına göre, fikri eserin ihlali dolayısıyla ihtiyaç duyulacak hukukî koruma tedbirleri uygulanacak ve koruma sağlanacaktır. Fikri eserin sözleşmeye konu olması halinde de, sözleşmeler hukuku alanında kabul edilen genel ilkelerden hareketle asgari bir güvence sağlanacaktır. Belli bir ülkede üretilen fikri haklara yalnızca o ülkede koruma sağlanması yeterli görülmemiş, tarihi gelişim içinde milletlerarası alanda koruma çabaları artarak devam etmektedir. Fikri hakların ülke ekonomileri için taşıdıkları önem nazara alındığında, fikri hakların milletlerarası alanda korunmasının önemi ortaya çıkmaktadır. Örneğin bir romancının kaleme aldığı roman, yayınlandığı ilk gün milyonlarla ifade edilen satış rakamlarına ulaşabilmekte, bir filmin yapımı için milyonlarca dolar harcanmaktadır. Sınaî mülkiyet alanında da buluş sahibi yıllarını vererek önemli bir buluş yapmaktadır. Filmin vizyona girdiği gün hatta bazen daha önce Internet’e verilebildiği görülmektedir. Aynı şekilde sınaî mülkiyet alanında da buluşların bir şekilde kopyalandığı ve bazen aynı bazen benzer ya da farklı isimlerle piyasaya sürüldüğü bilinen bir gerçektir. Günlük hayatımızda duyduğumuz bu tür ihlallerin önüne geçebilmek için milletlerarası alanda ortak standartlara ulaşılması bir zorunluluktur. Tabii ki fikri mülkiyet alanında kabul edilen sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesi teknoloji çağında bir kısım sıkıntıları da beraberinde getirmesine rağmen, bir şekilde çözüm bulunmaktadır. Ancak, teknolojideki baş döndürücü gelişmeler, fikri mülkiyete konu hakların ihlalinin sınır tanımadığını da göstermektedir. Fikri hukuk alanında milletlerarası ortak standartlar oluşturulamadığı müddetçe, belli ülkelerde koruma sağlanması ürün sahibini yeteri derecede koruyamayacaktır. Bu düşüncelerle milletlerarası alanda asgari standartların oluşması için büyük çabalar gösterilmektedir. Bu çabaların sonucunda global nitelikli (TRIPs) veya bölgesel nitelikli (APA) bir kısım anlaşmalar imzalanmıştır.

Avrupa Birliği bünyesinde de fikri hakların korunmasına yönelik çok sayıda tüzük veya direktif çıkartılmıştır. Ancak, çalışma konumuz olan patent ile ilgili olarak uzun zamandan beri çalışma yapılmasına rağmen halen bir mutabakata varılamamıştır.

Milletlerarası nitelikli sözleşmeler hukuku boyutu, fikri haklara ilişkin yapılan milletlerarası sözleşmelerde yeterince ele alınmamış konulardan birisidir. Bu sebeple, uygulanacak hukukun tespiti önem arz etmektedir. Bu bölümde, genel olarak fikri hakların milletlerarası alanda ihlali halinde korumanın tabi olacağı hukuku ve fikri mülkiyet hakkına konu ürünün sözleşme konusu olması halinde, ortaya çıkacak ihtilafların esası bakımından uygulanacak hukuk problemini ele almaya çalışacağız. Fikri haklara uygulanacak hukuku tespit ettikten sonra, özelde çalışma konumuz olan patent haklarının tabi olacağı hukuku tespit etmeye çalışacağız.