Avrupa Patent Sistemi
Bu başlık altında Avrupa Patent Organizasyonu’nu kuran ve 20 Mart 1883 tarihinde Paris’te imzalanan ve en son 14 Temmuz 1967’de düzeltilen Sınaî Mülkiyetin Korunmasına ilişkin Paris Sözleşmesinin 19 uncu maddesinin amacı dâhilindeki özel bir anlaşmayı ve 19 Haziran 1970 tarihli Patent İşbirliği Anlaşması’nın 45 inci maddesinin 1 inci paragrafı uyarınca bir bölgesel patent anlaşması oluşturmak amacıyla imzalanmış olan Avrupa Patent Sözleşmesini ve henüz yürürlüğe girmemiş olan 15 Aralık 1989 tarihli Topluluk Patenti Sözleşmesini ve nihayet Topluluk Patentine İlişkin Tüzük Tasarısında patente ilişkin düzenlemeleri ana hatları ile ele almaya çalışacağız.
A) Avrupa Patent Sözleşmesi
Avrupa Ülkeleri arasında buluşların korunması konusunda işbirliğinin arttırılması, Avrupa ülkeleri arasında ortak bir patent hukukunun oluşturulması ve üye ülkelerin tamamında geçerli bir “patent verilmesi sistemi”nin oluşturulması amacı ile Avrupa Patent Sözleşmesi (EPC) 5 Ekim 1973'de imzalanmış ve 7 Ekim 1977'de yürürlüğe girmiştir. Anlaşma Avrupa Birliği ülkeleri dahil 32 ülke tarafından onaylanmıştır[46]. Bu açıdan bakıldığında antlaşma, Avrupa Birliği Hukuku mevzuatından çok, uluslararası bir antlaşma konumundadır[47].
Patent verilmesi işlemlerinin yürütülmesi ve denetlenmesi amacı ile 01.11.1977 tarihinde Avrupa Patent Organizasyonu kurulmuştur. Organizasyon, Avrupa Patent Ofisi ve İdari Konsey olmak üzere iki ana organdan oluşmaktadır. Avrupa Patent Organizasyonun Merkezi Münih-Almanya’dadır. Ayrıca La Haye’de de şubesi bulunmaktadır. APO’nu tüzel kişiliği haizdir. Sözleşmeye göre, üye devletlerin her birinde, o devletin milli kanunu kapsamında tüzel kişilere tanınan tüm hak ve yetkilere sahiptir. Menkul veya gayrimenkul edinebileceği gibi yasal işlemlere de taraf olabilir. Organizasyonu Avrupa Patent Ofisinin Başkanı temsil eder
Avrupa Patent Ofisi üst düzey yöneticilerinden bir kısmı İdari Konsey tarafından, bir kısmı Başkanın görüşünün alınmasıyla İdari Konsey tarafından diğer kısımlar ise, Avrupa Patent Ofisi Başkanı tarafından atanır. İdari Konsey ise üye devletlerin temsilcilerinden oluşur. Her bir üye devletin, İdari Konseyde bir temsilci ve bu temsilciye vekâlet edecek yedek üye bulundurma hakkı vardır.
İdari Konsey olağan olarak yılda bir kez toplanır. Başkanın çağrısı veya üye devletlerin üçte birinin talebi üzerine olağanüstü de toplanabilir. İdari Konsey esas itibariyle, Avrupa Patent Ofisi’ni denetleme, Avrupa Patent Antlaşması’nda belirtilen süreleri ve Uygulama Yönetmeliklerini değiştirme yetkileriyle donatılmıştır. Bunun yanı sıra, Konsey mali konularda ve çalışanların hukuki statüsünde değişiklikler de yapabilir.
1973 tarihinde imzalanan Avrupa Patent Sözleşmesi (Convention on the Grant of European Patents (EPC)’ne Türkiye 1 Kasım 2001 tarihinde 5598 sayılı Kanun ile 20 nci üye olarak taraf olmuştur. Sözleşme, Türkiye’nin de imzaladığı 29 Kasım 2000 tarihli Değişiklik Anlaşması ile revize edilmiştir. 2000 değişiklikleri 13 Aralık 2007 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2000 değişikliği esasa ilişkin sınırlı değişiklikler yapılmıştır. Değişikliklerin temel amacı, WIPO’nun Patent Kanunu Anlaşması’na (Patent Law Treaty) ve DTÖ-TRIPS anlaşmalarına uyum sağlamaktır. Türkiye 2000 değişikliği anlaşmasına da katılmıştır[48].
1. Patentlenebilirlik
Avrupa Patent Sözleşmesinde maddi patent hukuku başlığını taşıyan II Kısım I bölümünde patentlenebilirliğin şartlarını kapsamlı olarak düzenlenmiştir. Sözleşmede tespit edilen patentlenebilirlik şartları, sözleşmeye taraf olan veya olmayan hemen bütün ülkelerin pozitif düzenlemelerinde genel kabul gören şartlardır. Sözleşmeye göre patentlenebilirliğin üç temel şartının olduğu kabul edilmektedir.
—Sanayide uygulanabilir
—Yeni
—Buluş basamağını içermesi gereklidir(m.52/1)[49].
Maddenin devamında karışıklığa engel olmak amacı ile nelerin buluş sayılmayacağı da açık olarak tespit edilmiştir. Buna göre, “buluşlar, bilimsel teoriler ve matematik metotları, estetik yaratmalar, zihni, ticari ve oyun faaliyetlerine ilişkin plan, usul ve kurallar, bilgisayar programları ve bilginin sunumu, insan veya hayvan vücuduna uygulanan cerrahi ve tedavi usulleri ile insan veya hayvan vücudu ile ilgili teşhis usulleri, sanayide uygulanabilir nitelikte buluş sayılmazlar. Bu hüküm, bu usullerin herhangi birinde kullanılan terkip ve maddeler ile bunların üretim usullerine uygulanmaz[50].
Bunun yanı sıra, yayımı ve işletilmesi kamu düzenine veya ahlaka aykırı olan buluşlar ile bitki ve hayvan türleri veya önemli ölçüde biyolojik esaslara dayanan bitki ve hayvan yetiştirilmesi usulleri patentlenebilirliğin istisnalarını oluşturmaktadır(EPC art 53)[51].
Bir buluşun patentlenebilmesi için gerekli olan unsurlardan ne anlaşılması gerektiği sözleşmede açıklanmıştır. Buna göre;
—Yeni Olma Vasfı
Sözleşmede yenilikten ne anlaşılması gerektiği de açık olarak tespit edilmiştir. Buna göre, bir buluşun yeni olarak nitelendirilebilmesi için, “tekniğin bilinen durumuna dahil olmaması” gerekir (EPC art 54). Maddenin 2 fıkrasında “Avrupa patent başvurusunun başvuru tarihinden önce, yazılı veya sözlü tanıtım vasıtasıyla, kullanım ile veya başka herhangi bir yolla kamuya sunulan her şey” tekniğin bilinen durumu olarak kabul edilmiştir. Başka bir ifade ile, kamu mevcut bilgiye ulaşabiliyor ise, bu bilgi yeni olmadığı için patentlenebilmesi de kabul edilmemektedir. Tabii ki, kamu tarafından ulaşılamama ilk başvuru için geçerli olup, ilk başvurudan sonra kamu tarafından bilgiye ulaşılabilmesi yeni olma vasfını ortadan kaldırmayacaktır[52]. Patent başvurusunun bir üye ülkenin yetkili organlarına yapılmasından sonra, rüçhan hakkı (12 ay) süresi içinde Avrupa Patent başvurusunun yapılması halinde de yenilik vasfı ortadan kalkmayacaktır. Tabii ki, milli başvurunun yapıldığı anda yenilik vasfı aranacaktır. Yenilik vasfının ortadan kalkmayacağı diğer haller, sözleşmede tespit edilmiştir. Başvuran veya onun temsilcisine karşı açık suiistimal veya başvuran veya onun temsilcisinin uluslar arası sergilerle ilgili sözleşme kapsamında sergiledikten sonra 6 ay içinde patent başvurusunda bulunması da yenilik vasfını ortadan kaldırmayacaktır(EPC art 55)[53].
—Buluş Basamağını İçermesi
Sözleşmeye göre, “ilgili olduğu teknik alandaki bir uzman tarafından, tekniğin bilinen durumu dikkate alınarak kolay bir şekilde çıkarılamıyorsa buluş basamağını içer”diği kabul edilmiştir(EPC art 56). Maddede geçen uzmandan ne anlaşılması gerektiği de Avrupa Patent Ofisinin direktiflerinde açıklanmıştır. Buna göre, belli bir zamanda söz konusu teknik alanla ilgili belli bir bilgi seviyesine sahip olan kişi uzman kabul edilmektedir[54]. Tabii ki bu açıklamanın da yeterli olduğunu söyleyebilmek güç.
Buluş basamağının belirlenmesinde tekniğin bilinen durumu nazara alınarak bir karşılaştırma yapılır. Çözülmek istenen problem ile, başvurunun yapıldığı veya rüçhan hakkının doğduğu tarihte, tekniğin bilinen durumundan çıkarılan kolay bir çözüm olup olmadığı, uzmanın uzmanlık bilgisi de dikkate alınmak suretiyle tespit edilir. Avrupa Patent Ofisi buluş basamağının tespit edilmesinde kendisine sunulan patent dokümanlarından yararlanacaktır[55]. Dokümanların karşılaştırılması sonucunda aradaki farklılıklar tespit edilir. Karşılaştırma neticesinde farklılık tespit edilemez ise buluş basamağının aşılmadığı sonucuna varılır.
—Sanayide Uygulanabilme
Sözleşmeye göre, “Bir buluş, tarım dahil, sanayinin herhangi bir dalında üretilebilir veya kullanılabilir nitelikte ise sanayiye uygulanabilir olduğu” kabul edilmiştir(EPC art 57). Bir buluşun patentlenebilmesi için tarım dahil sanayinin her hangi bir dalında uygulanabilir olması gereklidir. Şayet sanayide uygulanabilme ihtimali bulunmuyor ise, buluşa patent verilemez[56].
2. Başvuru Usulü
a) Avrupa Patent Başvurusu
Sözleşmede öngörülen, patentlenebilirlik şartlarını taşıyan buluşlara Avrupa Patenti alabilmek için, sözleşmede öngörülen usule uygun olarak Avrupa Patent Ofisine başvurulması gereklidir. Sözleşmeye göre başvurular buluşçu tarafından yapılabileceği gibi onun temsilcisi aracılığı ile de yapılabilir. Başvuru buluşçu tarafından bizzat yapılmıyor ise, başvuruda buluş sahibinin kim olduğu açıkça belirtilmelidir. Başvurunun, birden çok başvuru sahibince müştereken veya birden çok başvuru sahibince tayin edilmiş farklı üye ülkeler için yapılması da mümkündür (EPC md. 59).
Başvuru gerçek veya tüzel kişiler ile statüsüne göre tüzel kişilere eşit sayılan topluluklar ya da onların temsilcileri arcılığı ile yapılabilir(EPC art 58). Kişilik kavramı ve özellikle tüzel kişilik ya da tüzel kişiliğe eşit statüde olup olmadığı hususunda kişisel statü yetkilidir. Başka bir deyişle başvuruyu yapanın gerçek kişi olması halinde milli hukukuna, tüzel kişi ya da tüzel kişilere eşit kabul edilen topluluklardan olması halinde ise, ana statüsünün bulunduğu yer hukuku kişilik kavramını tespitte yetkili olacaktır.
Patent başvuruları tek bir merkeze değil sözleşmede tespit edilmiş yerlere yapılabilecektir. Bu yerler, Avrupa Patent Ofisi (EPO)’nin Almanya’nın Münih şehrindeki merkezi, La Haye’deki şubesi veya üye ülkenin kanunlarının izin vermesi halinde, söz konusu ülkenin Merkezi Sınaî Mülkiyet Ofisine veya yetkili kılınmış başka makamına yapılabilecektir. APO veya Şubesi dışında sözleşmede tespit edilen yerlere yapılan başvurular da APO’ne yapılmış başvuru gibi değerlendirilecektir. Tabii ki, üye ülkeler APO’ne başvurunun yapılmasından önce kendi yetkili makamlarına başvurunun yapılmasını şart koşabilirler. Sözleşme iki halde öncelikle milli makamlara başvurunun yapılmasını şart koşan milli düzenlemelerin kabul edilebilirliğini hüküm altına almıştır. İlk olarak “her bir başvurunun başlangıçta milli bir makama yapılması veya ön onaya tabi olarak doğrudan yetkili kılınmış başka kuruma yapılması” ikinci olarak “Konusu itibariyle bazı buluşlara ilişkin başvurunun o üye Ülkenin yetkili kurumunun ön onayı olmadıkça ülke dışına iletilmesinin yapılmayacağı”(EPC art 75). Üye ülkelerin milli düzenlemelerinde bu tür istisnai hükümlerin bulunması sözleşmeye aykırılık teşkil etmeyecektir.
Doğrudan APO’ne veya APO’ne ulaştırılması için milli patent kurumlarına yapılacak başvurular, doğrudan evrakların ilgili kurumlara elden teslim edilmesi ile yapılabileceği gibi posta, fax veya elektronik başvuru sisteminden yararlanarak da yapılabilir[57]. Ulusal makamlara başvurunun yapıldığı tarih, APO’ne başvuru tarihi gibi kabul edilecek ve aynı etkiye sahip olacaktır(EPC art 75). APO’ne ulaştırılması için milli makamlara yapılacak başvurular, en kısa sürede APO’ne ulaştırılmalıdır. Milli makamlar kendilerine yapılan başvuru ile ilgili olarak “devletin çıkarları açısından buluşların gizli tutulmasıyla ilgili” milli hukuk kuralları kapsamında değerlendirmeye tabi tutacak, şayet kapsam dışı kalıyor ise, başvuruyu en kısa süre içinde APO’ne ulaştıracaktır (EPC art 77/1; EPO (2000) 37/1). Madde de yer alan kısa süreden ne anlaşılması gerektiği de, sözleşmenin 1973 tarihli metninde 77/2’de tespit edilmiş ve kısa sürenin altı hafta olarak anlaşılması gerektiğini kabul edilmişti. 2000 değişikliğinde bu hüküm yürürlükten kaldırılmış olmasına rağmen, halen yürürlükte olan Uygulama Yönetmeliğinde 6 haftalık süre muhafaza edilmiştir(EPCR art 37). Doktrinde de kısa sürenin altı hafta olarak anlaşılması gerektiği savunulmaktadır[58]. Dolayısıyla gizli tutulmayı gerektirmeyen patent başvurularını alan milli makamlar en geç 6 hafta içinde müracaat ile ilgili bilgi ve belgeleri APO’ne gönderilmesini sağlayacak gerekli önlemleri almakla yükümlüdürler. Konusu itibarıyla gizli tutulmayı gerektirdiği tespit edilen patent başvuruları APO’ne bildirilmeyecektir. Ancak, gizlilik kapsamında kalıp kalmadığının tespiti için bir incelemeye ihtiyaç duyan patent başvuruları, müracaattan sonra 4 ay içinde veya rüçhan hakkı talep edilen hallerde talep tarihinden itibaren on dört ay için APO’ne ulaşacak şekilde gönderilecektir. İnceleme sonucunda gizlilik kuralı kapsamında kaldığı tespit edilir ise, müracaat APO’ne bildirilmeyecektir(EPC 77/3-4)[59]. Başvurunun yapıldığı tarihten itibaren veya rüçhan hakkı talep edilmişse, rüçhan tarihinden itibaren on dört aylık sürenin dolmasından önce Avrupa Patent Ofisine ulaşmayan Avrupa patent başvuruları geri çekilmiş sayılacak (EPC md.77/5; EPO (2000) 37/2) ve başvuru, araştırma ve ülke belirleme ücretleri iade edilecektir[60].
Başvurular APO’nin resmi dillerinden (Almanca, İngilizce ve Fransızca) birisi ile yapılabilir(EPC art 14/1). Sözleşme, taraf ülkelerde APO’nin resmi dillerinden başka dillerin konuşulduğunu nazara almış ve başka dillerde de başvurunun yapılabileceği kabul edilmiştir(EPC art 14/2)[61]. Başvurunun APO’nin Resmi dillerinden başka dillerde yapılması halinde, başvuru tarihinden itibaren 3 ay ya da en geç rüçhan tarihinden itibaren 13 aylık süre içinde, başvurunun, Avrupa Patent Ofisi’nin resmi dillerinden birine tercüme edilerek Avrupa Patent Ofisi’ne verilmesi zorunludur(EPCR art 6). Başvurunun ya da daha sonradan tercümenin yapıldığı ofis dili Avrupa Patent verilmesi sürecinde kural olarak değiştirilemez ve işlem dili olarak bu dile bağlı kalınır.
Avrupa Patent başvuruları bir dilekçe ile yapılacaktır. Dilekçede nelerin bulunması gerektiği EPC art 78’da açık olarak tespit edilmiştir. Buna göre, buluş konusunda uzman bir kişinin buluşu anlayıp uygulayabileceği açıklıkta tarifname; patent koruması talep edilen istem veya istemler; tarifname veya istemlerin dayandırıldığı teknik resimler ile buluşun özetinin dilekçede bulunması gereklidir[62]. Dilekçede, Patent talep edilen buluşun korunmasının talep edildiği ülke ya da ülkelerin de tespit edilmesi gereklidir(EPC art 78). Tabii ki, başvuru anında sözleşmeye üye ülkelerde geçerli bir koruma talebinde bulunulabilir. Müracaat anında koruma talep edilen ülkelerin tespit edilmemiş olması müracaatı etkilememekte ve daha sonra belirlenebileceği kabul edilmektedir. Koruma talebinde bulunulan her bir devlet için ayrı belirleme ücreti ödenmektedir[63]. Belirleme ücreti Avrupa Patent Bülteninde Avrupa araştırma raporunun yayınlandığının ilan edildiği tarihten itibaren altı ay içinde ödenmelidir(EPC art 79).
APO’ne ilk başvurunun yapılmasından sonra, başvuruda değişiklik yapılabilir. Ancak, yapılacak değişiklikler ilk başvurunun kapsamını aşar nitelikte olmamalıdır. Değişiklik talepleri koruma talep edilen ülkeler bakımından da yapılabilir. Koruma talep edilen ülkeler, patent verilinceye kadar geri çekilebilir. Ancak, bütün üye ülkelerin geri çekilmesi, başka bir ifade ile üye ülkelerin hiç birinde koruma talep edilmemesi demek, Avrupa Patent müracaatının geri alınması anlamına gelecektir(EPC art 79). Müracaatın geri alınması halinde, ödenmiş olan belirleme ücretleri iade edilmez. Patent dilekçesinde hiç bir üye devlet belirlenmemiş ise bu, daha sonra belirlenebilir[64].
Bazı istisnai durumlarda APO’ne yapılan başvuru ilk başvuru olmayabilir. Başka bir anlatımla, başvuru konusu buluşa ilişkin olarak daha önce milli ya da milletlerarası nitelikli bir başvuru yapılmış olabilir. Bu tür başvurulara dayalı rüçhan süresi içinde APO’ne başvuru yapılabilir[65]. Bu gibi hallerde, başvuru sahibi rüçhan hakkı talebini, rüçhan hakkının oluştuğu başvurunun ülke, tarih ve numarasını; rüçhan hakkını doğuran başvurunun bir suretini; önceki başvurunun çevirisi Avrupa Patent Ofisinin resmi dillerinden biri değilse, resmi dildeki bir çevirisini de başvurusunda sunmalıdır (EPC art.88)[66].
Avrupa Patent başvuru tarihi, patent korumasının istendiği en az bir üye devleti, bir Avrupa patentinin istendiğine ilişkin talebi, başvuru sahibinin kimlik bilgileri ve son olarak tarifnameyi içeren dilekçenin yetkili makamlara verildiği tarihtir (EPC art 80).
Sözleşmeye göre başvuru sahibi patent başvurusunu bir veya daha fazla başvuruya bölebilir. Ancak, bölünmüş patent başvurusu, doğrudan APO’nin Münih’teki merkezine veya La Haye’deki şubesine yapılabilir. Bölünmüş başvurunun konusu, önce yapılmış olan ana/asıl başvurunun kapsamını aşamaz ve bu başvuruda, daha önceki başvuruda koruma talep edilen üye devletler dışında başkaca üye devletler belirlenemez. Usulüne uygun olarak yapılmış, Bölünmüş Avrupa Patenti başvurusu, önceki başvurunun yapıldığı tarihte yapılmış sayılır ve o başvurunun rüçhan hakkından faydalanır (EPC art 76).
b) Avrupa Patent Başvurusunun Hükümleri
Usulüne uygun şekilde başvuru tarihine hak kazanmış Avrupa patenti başvurusu, başvuruda belirtilen üye ülkelerde, usulüne uygun yapılmış bir milli başvuruya eşittir (EPC art 66). Hükümden anlaşıldığı gibi, Avrupa Patent başvurusu milli patent başvurusu ile eşit sonuçlar doğurmaktadır. Patent başvurusu yayınlandığı tarihten itibaren yayımda belirtilmiş olan devletlerde geçici patent koruması sağlar. Ancak, yayınlanmış Avrupa patent başvurusuna ait koruma, ilgili devlet yasalarının incelenmemiş milli patent başvurularının zorunlu yayınından oluşan korumadan daha az olamaz. En azından her üye devlet başvuru sahibine, Avrupa Patent Başvurusunun yayımı tarihinden itibaren, o ülkede buluşu kullanan kişilerden, kendi hukuklarına göre, tıpkı milli bir patentin ihlal edilmiş olduğunun kabul edilebileceği durumlar için uygun bir tazminat talebi hakkı verir(EPC md.67). Koruma talep edilen ülkenin resmi dili patentin işlem dilinden farklı ise, bahsedilen geçici koruma, patent istemlerinin, başvuru sahibinin resmi dilleri arasında kendi seçeceği birine tercüme etmesinden veya ilgili devlet belli bir resmi dil kullanma şartı öngörüyorsa, bu dile uygun olarak yapılan tercümenin milli hukuk düzenlerince kamuoyuna ulaşılabilir hale gelmesinden veya anılan devlette buluşu kullanan kişiye bildirilmesinden itibaren başlar(EPC art 67). Tabii ki, korumanın devam edebilmesi için başvurunun geri alınmış olmaması veya geri alınmış sayılmaması gereklidir. Korumanın kapsamı, istemin içeriğine göre belirlenir. Tarifname ve resimler patent istemlerinin yorumunda kullanılmaktadır(EPC art 69)
Avrupa patent başvurusu ekonomik değer ifade ettiğinden dolayı, belirlenmiş ülkelerde hakların ve hukukî işlemlerin konusu olabilir(EPC art 71). Başka bir ifade ile, başvuru sağlar arası hukukî işlemler örn. satım, bağış vb. konu olabileceği gibi ölüme bağlı tasarrufların da konusu olabilir. Avrupa Patent Başvurusu, başvuruda tespit edilmiş üye ülkelerde kısmen veya tamamen lisans sözleşmelerinin konusu olabilir (EPC md.73). dolayısıyla başvuru sahibi üretim, üretim ve satış lisansı verebilir. Verilecek lisansın hangi ülkeleri kapsayacağı da taraflar arasındaki sözleşmede tespit edilebilir[67].
3. Patent Verilmesine Kadar Olan İşlemler
Avrupa Patent Ofisine veya üye ülkelerin patent ofislerine yapılıp da Avrupa Patent Kurumu’na gönderilen Avrupa Patent Başvuruları evrak giriş bölümünce ilk incelemeye tabi tutulacaktır (EPC art 90/1). Yapılacak ilk inceleme ile Avrupa patent başvurusunun, başvuru tarihine hak kazanması için gerekli şartları yeterli düzeyde taşıyıp taşımadığı tespit edilecektir.
Başvuru tarihine hak kazanması için başvurunun; Avrupa patentinin istendiğine dair bir talebi; antlaşmaya taraf olan tayin edilmiş en az bir devleti; başvuru sahibi hakkındaki bilgileri; başvurunun yapılabileceği dillerden birinde hazırlanmış tarifname ve istemleri içermesi gerekir. Başvuru, başvuru tarihine hak kazanacak nitelikte değilse, Başvuru Kabul Bölümü bir aylık süre içinde eksiklikleri gidermesi için başvuru sahibine bir imkan tanır[68]. Verilen süre içinde de eksiklikler giderilmez ise, başvuru, Avrupa Patent başvurusu olarak kabul edilmez. Başvuru tarihi kesinleşmişse, Başvuru Kabul Bölümü, başvuru ücreti ile araştırma ücretlerinin zamanında ödenip ödenmediğini ve Avrupa Patent başvurularının üye devletlerin resmi dilinde yapıldığı hallerde Avrupa patent başvurusunun Avrupa Patent Ofisinin resmi dillerinden birine uygun çevirisinin süresi içinde verilip verilmediğini inceler. Başvuru ücreti ile araştırma ücretinin süresi içinde ödenmemesi veya işlem dilindeki başvuru çevirisinin gereken süre içinde verilmemesi durumunda başvuru geri çekilmiş sayılır (EPC art 90)[69].
Evrak giriş bölümünce yapılacak bu incelemeden sonra Araştırma Dairesince araştırma raporunun düzenlenmesi aşamasına geçilir (EPC art 92). Bu incelemenin esas amacı, buluşun gerçek durumunu tespit etmektir. Başka bir ifade ile, Araştırma Dairesi patent istemlerinin esasına göre, tarifname ve buluşu açıklayan resimleri usulüne uygun olarak nazara alarak, Yönetmelikte şart koşulan şekilde Avrupa araştırma raporunu hazırlar. Bu araştırma ile bir anlamda hem EPO’daki işlemlere hazırlık yapılmakta hem de esas incelemeye dayanak teşkil edecek veriler toplanmaktadır. Raporda tarifname ve resimlerle ilgili istemler esas alınır ve buluş konusu için yenilik ve buluş basamağı kriterleri değerlendirilir. Ancak, patent başvurusunda bulunulan buluşun patentlenebilirliği hususunda herhangi bir değerlendirme yapılmaz[70]. Hazırlanan rapor, atıfta bulunulan belgelerinin bir kopyasıyla birlikte başvuru sahibine iletilir (EPC art 92/2)[71]. Raporda yer alan değerlendirmeleri nazara alan başvuru sahibi, patent başvurusuna devam edip etmeme hususunda kararını verir.
Yukarıda da ifade edildiği gibi, Avrupa Patent başvuruları tek bir buluş için yapılabileceği gibi birbiriyle bağlantılı olan buluşlar grubu içinde yapılabilecektir. Birden çok buluşu içeren başvurularda buluşların bir bütün oluşturmadığı kanaatine varılır ise, buluş sahibine durum bildirilerek verilecek süre içinde uyum göstermeyen kısımlara yönelik araştırma ücretinin yatırılması talep edilir[72]. Buluş sahibi parayı yatırır ise, gerekli incelemelere devam edilir. Ancak, buluş sahibi araştırma ücretini yatırmaz ise, konu için yapılan istemlerle başvurunun sürdürülmesine izin verilmez. Tabii ki, buluş sahibi her bir buluş için ayrı başvuruda da bulunabilir. İnceleme işlemleri sırasında, ek ödeme talebinin gereksiz olduğu sonucuna varılır ise, talep halinde fazla ödenen kısım iade edilir[73].
Sözleşmeye göre Avrupa Patent başvuruları, başvuru tarihinden veya rüçhan talep edilmişse rüçhan tarihinden itibaren onsekiz aylık sürenin dolmasından sonra en kısa zamanda yayımlanır. Ancak, başvuru sahibi talep ederse, bu süreden önce yayınlanması da mümkündür. Avrupa patentinin verilmesine ilişkin karar, bu sürenin dolmasından önce verilmişse, başvuru, Avrupa Patent Fasikülü ile birlikte yayımlanır (EPC art 93). Başvuru dosyası, Avrupa patenti başvurusunun yayınlanma tarihinden itibaren kamu incelemesine açılmaktadır.
Avrupa patent başvurusu, yayınlandığı tarihten itibaren, başvuru sahibine başvurunun yayımında belirtilen belirlenmiş devletlerde “geçici koruma” sağlar (EPC art 67). Avrupa Patent Bülteninde Avrupa araştırma raporunun yayımlandığının ilan edildiği tarihten itibaren altı ay içinde patent başvurusu ve konusu olan buluşun bu Sözleşmenin şartlarına uygun olup olmadığı yönünde maddi inceleme talebinde bulunulabilir[74]. İnceleme ücretinin ödenmesinden sonra, talebe uygun inceleme yapılır. İnceleme ücreti ödenmez ise, itiraz yapılmamış kabul edilir (EPC art 94). Maddede geçen sözleşmenin şartlarına uygunluktan maksat, buluşun sözleşmede öngörülen patentlenebilirlik şartlarını taşıyıp taşımadığıdır. Dolayısıyla, yapılacak incelemede buluşun, yeni olup olmadığı, buluş basamağını aşıp aşmadığı ve sanayiye uygulanabilir olup olmadığı incelenecektir.
İnceleme talebi, Avrupa Patenti başvurusuyla birlikte veya en geç Avrupa araştırma raporunun yayımlandığının Avrupa Patent Bülteninde ilan edildiği tarihten itibaren altı ay içinde yazılı olarak yapılabilir[75]. Ancak inceleme talebinde bulunulabilmesi için başvuru ücretinin ödenmiş olması da şarttır[76]. Bazı istisnai durumlarda, Avrupa patent başvuruları uygun bir süre içinde incelenemeyebilir. Süresi içinde inceleme yapılamayacağı İdari Konsey tarafından tespit edilir ise, konsey inceleme talebinde bulunma süresini uzatabilir. Sürenin uzatılması halinde üçüncü şahıslara inceleme için başvuru yapma hakkı verilmesine de karar verebilir (EPC art 95).
Sözleşmeye göre bir Avrupa patentinin başvuru sahibi, kendisine Avrupa araştırma raporu gönderilmeden önce, inceleme talebinde bulunmuş ise, Avrupa Patent Ofisi raporun ona ulaştırılmasından sonra, tespit ettiği belirli bir süre içinde başvuru sahibinden Avrupa Patenti başvurusunu daha ileri götürüp götürmeyeceğine ilişkin olarak açıklamada bulunmasını ister. Aynı şekilde, incelemeye konu başvurunun veya buluşun bu Sözleşmenin şartlarını karşılamadığının ortaya konulması halinde de, İnceleme Bölümü, tespit ettiği süre içinde başvuru sahibinden görüşlerini bildirmesini ister. Başvuru sahibi bu kapsamdaki herhangi bir davete gereken süre içinde cevap vermezse, başvuru geri çekilmiş sayılır (EPC md.96).
İnceleme bölümü, başvurunun sözleşmenin aradığı şartları taşıdığına kanaat getirir ise, başvuru sahibinin, İnceleme Bölümünün vermeyi düşündüğü patentin metnini onaylaması, patentin verilmesi ve basımı ile ilgili ücretlerin öngörülen süre içinde ödenmesi ve vadesi gelmiş yıllık ücretler ve bunlara ilişkin ek ücretlerin de ödenmiş olması kaydıyla başvuruda tayin edilen üye devletler için Avrupa patenti verilmesine karar verilir (EPC md.97/2). Ancak patentin verilmesi ve basımına ait ücretler gereken süre içinde ödenmemişse, başvuru geri çekilmiş sayılır[77].
Sözleşmeye göre, İnceleme Bölümü, bir Avrupa patent başvurusu ve konusu olan buluşun Avrupa Patent Sözleşmesi’nin aradığı şartlara uymadığı kanaatine varırsa, Sözleşmede başka bir yasal sonuç öngörülmüş olmaması kaydıyla, başvuruyu geri çevirir (EPC art 97). Hükümde de açık olarak ifade edildiği gibi, başvurunun sözleşmede öngörülen şartları taşımaması halinde, başvuru bir bütün olarak reddedilecektir.
Avrupa patentinin verilmesine ilişkin karar, buna ilişkin olarak Avrupa Patent Bülteninde yapılan ilan tarihinden itibaren hüküm doğurur. Bu ilan Avrupa Patent Ofisince en erken Patentin verilmesi ve basımı ile ilgili ücretlerin Yönetmelikte öngörülen süre içinde ödenmesinden üç ay sonra, Avrupa patentinin verildiğine ilişkin duyuru ile birlikte, tarifname, patent istemleri ve resimleri ihtiva eden Avrupa Patent Fasikülünü yayımlar (EPC md.97/4).
4. Avrupa Patent Hakkı ve Hükümleri
Sözleşme patent hakkının buluş yapana veya onun halefine ait olacağını açıkça hükme bağlamıştır. Patentin, Avrupa Patent Bülteninde ilanından itibaren, ilanda tespit edilen ülkelerde, milli patentin sağladığı hakların aynını sağlar. Avrupa Patenti’nin konusu, bir yöntem ise, patent ile sağlanan koruma bu yöntem ile doğrudan elde edilen ürünleri de kapsar (EPC md.64). Yöntem Patenti üçüncü kişilerce izinsiz kullanılarak üretim yapılır ise, bu ürünün yöntem patenti ile korunan bir ürün olduğu karine olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, yöntem patentinin kullanılmadığı ispat edilmelidir.
Buluş yapan bir işçi ise, patent hakkının kime ait olacağı işçinin esas işyerinin bulunduğu devlet hukukuna göre karara bağlanacaktır. Ancak işçinin esas işyeri bulunmuyor ise, işçinin bağlı olduğu işverenin bulunduğu devlet hukukuna göre patent hakkının kime ait olacağına karar verilecektir.
Birden fazla kişi birbirlerinden bağımsız olarak aynı buluşu yapmışlar ise, bu durumda başvuru tarihi veya rüçhan talep edilmiş ise bu tarih nazara alınacak ve başvuruda belirtilmiş olan ülkelerde öncelik ilkesine göre patent hakkı sahibi tespit edilecektir. Başka bir anlatımla, öncelik hakkını elde etmiş olan patent hakkını da belirtilen ülkelerde elde etmiş kabul edilecektir. Nadir olarak karşılaşılacak bir durumda olsa da, sözleşmede başvuru ve rüçhan tarihleri aynı olan patent başvurularının her ikisinin de korunacağı kabul edilmiştir (EPC art 60)[78].
Kural olarak APO nezdinde yapılan işlemlerde başvuru sahibi, aynı zamanda Avrupa Patent hakkının da sahibi kabul edilmektedir. Ancak, başvuru sahibinin gerçek hak sahibi olmadığı iddia edilir ise, iddia sahibi iddiasını milli mahkemeler huzurunda ispat etmelidir. Milli mahkemelerin vereceği karar APO’ni bağlayacaktır. Tabii ki, yargılamanın uzun süreceği nazara alındığında, gerçek buluşçu olduğu iddiasında olan kişiye ek koruma tedbirlerinin kabul edilmesi gereklidir. Milli mahkemeler nezdinde işlemlerin başlatılmasından önce EPO’ne hak sahipliğine ilişkin delillerin sunulması durumunda patent başvurusunun yayınlanmasından sonraki işlemler EPO tarafından askıya alınır. Askıya alma bir nevi tedbir kararı gibi değerlendirilmelidir. Milli mahkemelerde iddia sahibi gerçek hak sahibinin kendisi olduğu yönde karar alır ise, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde bu kararın Avrupa patenti başvurusunda belirlenen üye devletlerce tanınması veya sözleşmeye ekli Tanıma Protokolü hükümleri gereğince tanınması durumunda bir kısım hak taleplerinde bulunabileceği kabul edilmiştir. Buna göre, başvurunun, başvuru sahibi yerine kendi başvurusu gibi yürütülmesini talep edebilir. Aynı buluş için yeni bir Avrupa patent başvurusu yapabilir ya da başvurunun reddedilmesini talep edebilir (EPC art 61). Gerçek hak sahibinin bu hakları kullanabilmesi için, hak sahibi olmayan kişiye patentin verilmemiş olması gereklidir. Şayet hak sahibi olmayan kişiye Avrupa Patenti verilmiş ise, bu aşamada patentin butlanını istemekten başka bir imkân kalmamaktadır.
5. Avrupa Patentinin Süresi
Üye devletlerin milli patent için öngördükleri süre ne olursa olsun Avrupa Patentinin koruma süresi başvuru tarihinden itibaren 20 yıl olarak kabul edilmiştir (EPC art 63). Ancak, Bir üye devleti etkileyen savaş durumunun veya benzeri acil şartların ortaya çıkması veya Avrupa patentinin konusu ürünün veya usulün ya da ürünün kullanımının, ilgili ülkede piyasaya çıkartılmadan önce yasa gereği bir idari yetki prosedüründen geçirilmesi zorunluluğunun bulunması halinde, bir üye devletin Avrupa Patentinin süresini, milli patentlere uygulanan aynı koşullar altında uzatmasına engel olmadığı kabul edilmiştir. Paten sahibi, patentin geçerli olduğu üye ülkelerde yıllık ücretleri ödemekle mükelleftir[79].
6. Avrupa Patentine Karşı İtiraz ve Temyiz
Sözleşme, patent ile ilgili olarak itiraz ve temyiz prosedürünü, milli hukuklardan farklı bir tarzda düzenlemiştir. Milli hukuklarda itiraz ve temyiz prosedürü, patentin verilmesinden önce söz konusu olmasına rağmen, EPC’de patentin verilmesinden sonra gündeme gelmektedir. Doktrinde itiraz usulünün patentin verilmesinden sonra kabul edilmiş olmasını bilinçli olarak yapıldığı ve üye ülke hukuk sistemlerinde patent verilme usulündeki farklılıklar sebebi ile benimsendiği görüşü hakimdir[80].
a) Avrupa Patentine Karşı İtiraz
aa) İtiraz Nedenleri
Sözleşmede Avrupa Patentine itiraz nedenleri üç başlık halinde düzenlenmiştir. Buna göre;
—Avrupa patentinin konusunun patentlenebilir nitelikte olmaması,
—Avrupa patentinde buluş, konusunda uzman bir kişi tarafından uygulanabilmesini sağlayacak derecede açık ve tam olarak açıklanmamış olması,
—Avrupa patentinin konusu, yapılmış olan başvurunun kapsamı dışına çıkması veya patent başvurusu bölünmüş bir başvuruya veya yeni bir başvuruya dayanmaktaysa ve yapıldığı şekliyle önceki başvurunun kapsamı dışına çıkmış olması,
itiraz sebepleri olarak kabul edilmiştir (EPC md.100).
bb) İtiraz Usulü
Avrupa patentine yönelik itiraz, Avrupa patentinin verildiğine ilişkin duyurunun yayınlanmasından itibaren dokuz ay içinde, Avrupa Patent Ofisine yapılabilir. Başka bir deyişle, Avrupa Patentinin şeklen verilmesinden sonra itiraz süreci başlamaktadır. Hatta üye ülkelerin tamamında Avrupa Patentinden vazgeçilse ya da tüm üye ülkelerde iptal edilse de itirazda bulunulabilir. Avrupa patentine müracaattan farklı olarak, itirazların milli makamlara yapılması kabul edilmemiştir. İtiraz, patent sahibi dahil herkesçe yapılabilir. Dolayısıyla, sözleşme tarafı ülke vatandaşlarının yanında sözleşmeye taraf olmayan ülke vatandaşları tarafından da itiraz yapılabilir. Ancak böyle bir durumda, bu kişilerin itiraz işlemlerini resmi temsilci vasıtasıyla yürütmeleri gerekir[81]. İtiraz yazılı ve gerekçeli olmalıdır. Gerekçeli olmayan itirazlar dikkate alınmayacaktır. Ayrıca, itiraz ücretinin ödenmemesi halinde de itiraz nazara alınmayacaktır (EPC md.99).
Avrupa patentine yapılan itiraz, bütün üye ülkelerde hüküm ve sonuç doğurur. Avrupa Patentine karşı milli yargı organlarından patentin iptaline yönelik alınacak kararlar, mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi prosedürü çerçevesinde diğer ülkelerde hüküm ve sonuç doğuracak, kendiliğinden hüküm ve sonuç doğurmayacaktır. Tanıma–tenfiz prosedüründen geçmeden milli yargı organlarının vereceği kararlar yalnızca kararı veren ülkede hüküm ve sonuç doğuracaktır[82].
İtirazın kabul edilebilir olması halinde, İtiraz Bölümü itiraz sebeplerinin, Avrupa patentinin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine engel teşkil edip etmediğini inceler. İtirazlar, en az ikisinin patentin verilmesi aşamasında yer almamış 3 teknik uzmandan oluşur. Ancak, gerekli görülmesi halinde patentin verilmesinde görev almamış 1 hukukçu uzman da itiraz komisyonuna dahil edilebilir. İtiraz Dairesi itiraz sebeplerinin, Avrupa patentinin sürdürülmesine engel teşkil edip etmediği yönünde inceleme yapar. Yapılan inceleme sonunda itiraz dairesi üç farklı karar verebilir;
—İtiraz sebepleri karşısında Avrupa patentinin devam ettirilmesinin mümkün olmadığı kanısına varırsa, patent hükümsüz kılınır,
—İtiraz sebeplerinin, patentin değiştirilmeden devam ettirilmesine karşı olmadığı kanısına varırsa, itirazı reddeder,
—İtiraz işlemleri esnasında patent sahibi tarafından yapılan değişiklikleri dikkate alarak, söz konusu patent ve buluşun bu Sözleşmede öngörülen gerekleri karşıladığı görüşüne sahip olması, patent sahibinin İtiraz Dairesinin patenti sürdürmek istediği metinle hem fikir olması ve yeni Avrupa Patent Fasikülünün basımı için gerekli olan ücreti süresi içinde ödemesi şartları da yerine getirilmiş olması kaydıyla, patentin değiştirilmiş şekliyle devam ettirilmesine karar verir (EPC art 102).
b) Temyiz
Avrupa Patent Sözleşmesinde Evrak Giriş Bölümü, İnceleme Bölümü, İtiraz Bölümü ve Hukuk Bölümü kararlarına karşı yapılan itirazları incelemek üzere bir temyiz kurulu oluşturulmuştur. Müşterek patent başvurusunun söz konusu olduğu hallerde, başvuru sahiplerinden her birinin temyizde bulunma hakkı vardır[83]. Ayrıca, temyiz aşamasına kadar işlemlere katılmış olan kişiler de temyiz hakkını haizdir. Patent sahibinin yanında itiraz prosedürüne katılmış kişiler de temyize başvurabilirler(EPC art 107).
Sözleşmede öngörülen temyiz sürecini incelemeden önce, Temyiz Kurulunun yapısını ele almakta fayda vardır.
aa) Temyiz Kurulu
Faaliyetlerinde bağımsız yargı yeri niteliğine sahip ve kararlarına karşı herhangi bir hukuki yola başvurulamayan Temyiz Kurulları, kararına karşı itiraz edilen kurula göre farklı şekilde organize edilmiştir[84].
Temyiz Kurulu, Evrak Giriş Bölümü veya Hukuk Bölümü kararlarına karşı yapılan şikâyetler için, hukuk eğitimi görmüş üç üyeden oluşmaktadır. İnceleme bölüme kararlarına karşı itiraz söz konusu ise, kararı alan kurul üyelerinin sayısına göre farklı şekilde organize edilmiştir. İtiraz konusu karar, Avrupa patent başvurusunun reddi veya Avrupa patentinin verilmesi ile ilgili ve dörtten az üyeden oluşan İnceleme Bölümü tarafından alınmış ise, iki teknik ve bir hukuk eğitimli üyeden oluşmaktadır. Karar, dört üyeden oluşan bir inceleme bölümünce alınmış ise, üç teknik ve iki hukuk eğitimli üyeden, diğer hallerde ise, hukuk eğitimi almış üç üyeden oluşmaktadır.
Temyiz Kurulu, İtiraz Bölümü kararlarına karşı oluşturuluyor ise, Karar üç üyeden oluşan bir İtiraz Bölümü tarafından alınmış ise, ikisi teknik, biri hukuk eğitimli üç üyeden, Karar, dört üyeden oluşan bir İtiraz Bölümü tarafından alınmış ise, üçü teknik, ikisi hukuk eğitimli üyeden oluşmaktadır(EPC art 21).
Sözleşmede bir de beş hukukçu iki teknik üyenin katılımıyla Genişletilmiş Temyiz Kurulu öngörülmüştür. Genişletilmiş Temyiz Kurulu, Temyiz Kurulları veya APO’nin başkanı tarafından yöneltilen soruları cevaplamakla görevlidir.
bb) Temyiz Prosedürü
Temyiz, Başvuru Kabul Kısmının, İnceleme Bölümlerinin, İtiraz Bölümlerinin ve Hukuk Bölümlerinin kararlarına karşı müracaat edilen bir usuldür. Milli patent kurumları nezdinde Avrupa Patent Ofisinin verdiği kararlara karşı temyize başvurulamaz.
Temyiz bildirimi temyiz edilen kararın tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde Avrupa Patent Ofisine yazılı olarak yapılır (EPC art 108). Dilekçede, temyiz nedenini, başka bir ifade ile kararın niçin iptal edilmesi gerektiği belirtilmelidir.
Temyiz yürütmeyi durdurma etkisine sahiptir.
Temyiz edilen kararı vermiş olan daire, temyiz başvurusundan sonra kararını gözden geçirir. Kararında bir hata tespit ederse, kararını düzeltir ve yeni bir karar verir. Kararı alan dairenin kararı gözden geçirebilmesi için, temyizde karşı tarafın bulunmaması, hasımsız temyiz olması gereklidir(EPC art 109). Kararın ilgili dairece düzeltilebilmesi için müracaat öncelikle ilgili daireye gönderilir. İlgili daire gerekli incelemeyi yapıktan sonra, ihtiyaç olması halinde doysa temyiz kuruluna gönderilir.
Temyiz kurulu, temyizin aranan şartlara uygun olup olmadığı yönünde yapacağı ön incelemesinden sonra, dosyanın esasına yönelik incelemesini yapar ve dosya hakkında kararını verir. Kurul, ya ilgili dairenin kararını bozar ve yeni bir karar verilmesi için dosyayı iade eder ya da ilgili daire gibi hareket ederek temyize konu dosyayı esastan inceler ve kararını verir (EPC art111). Temyiz kurulu dosyayı, tekrar incelenmek üzere kararı vermiş olan bölüme iade eder ise, ilgili bölüm şartlar aynı kaldığı sürece temyiz kurulu kararları ile bağlıdır(EPC art 111). Temyiz Kurulu, temyiz gerekçelerini yerinde bulmaz ise temyiz talebini reddeder.
7. Avrupa Patenti’nin İptali
Sözleşmeye göre, APO’nce verilmiş bir patentin iptali ya sözleşmede öngörülen itiraz prosedürüne göre ya da üye ülke hukuklarında öngörülen iptal sebeplerinin varlığı halinde mümkündür[85]. Sözleşmede, bir üye ülkede, milli patent iptali hükümleri çerçevesinde Avrupa Patentinin iptal edilebilmesi kabul edilmiştir. Buna göre;
—Patentlenebilirlik şartını taşımaması, buluşun yeni olmaması, tekniğin o alanında uzman olan bir kişinin onu uygulayabileceği şekilde yeterince açık ve tam olarak açıklanmamış olması ve sanayide uygulanamıyor olması,
—Avrupa patentinin konusunun, yapılmış olan başvurunun kapsamı dışına çıkması,
—Avrupa patentinin sağladığı korumanın genişletilmesi,
—Avrupa Patenti sahibinin patente yönelik hakkın gerçek sahibi olmayışı,
nedenlerine dayanarak iptal edilebilir (EPC md.138). Avrupa Patentinin iptali, patentin tamamına yönelik olabileceği gibi kısmî iptal de söz konusu olabilir.
Üye ülke makamlarınca Avrupa Patentinin iptali kararı verilir ise, bu karar ancak kararın verildiği ülkede hüküm ve sonuç doğurur. Diğer ülkelerde etki doğurabilmesi, yabancı mahkeme kararlarının tanıma-tenfiz prosedüründen geçmesi gerekledir. Sözleşme kapsamında iptal söz konusu olur ise, bu iptal kararı üye ülkelerin tamamını bağlayıcı niteliktedir. Bu karar için tanıma-tenfiz prosedürüne gerek yoktur.
B) Topluluk Patenti Sözleşmesi
1. Genel Olarak
Avrupa Patent sözleşmesi, patent verilmesi usulünde üye ülkeler arasında ortak bir uygulamayı sağlamasına rağmen, esas bakımından ülkeler arasındaki farklılıkları bertaraf edememiştir. Bu sebeple ortak bir patent rejimi oluşturulamamıştır. Bu durum, malların serbest dolaşımı hedefine ulaşmada önemli bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır. Bu sebeple, 1975 yılında Topluluk üyesi dokuz ülke tarafından Topluluk Patenti Sözleşmesi (Community Patent Convention) imzalanmış fakat sözleşme yürürlüğe girmeden değişikliklere uğramış ve en son III. Lüksemburg Konferansı sonucunda 1989 yılında sözleşmeyi yürürlüğe sokacak hükümleri de içeren yeni bir sözleşme metni hazırlanmıştır[86]. 1989 tarihli Topluluk Patenti Sözleşmesi, Topluluk Patentleri Çerçeve Sözleşmesinin eki niteliğindedir. Bu sözleşme ile oluşturulan sistemin iyi anlaşılabilmesi için çerçeve sözleşmenin de ele alınmasında fayda vardır.
Topluluk Patenti Sözleşmesi, topluluk genelinde yeknesak bir uygulamayı hedeflemiştir. Dolayısıyla, Topluluk genelinde farklı koruma hakları bertaraf edilerek ortak bir hak yaratılması amaçlanmaktadır[87]. Sözleşme, milli patent sistemleri yanında ve bunları tamamlayan bir sistem öngörmektedir. Bu sisteme, üye devletlerin tayin edilmiş devlet olarak gösterildiği Avrupa Patenti başvuruları da dahil olacaktır. Topluluk Patenti Sözleşmesi, Avrupa Patent Sözleşmesinden de tamamen ayrılmamış, Topluluk patenti verilmesindeki usulî işlemlerin APO tarafından yapılması öngörülmüştür. APO’ne yeni bir birim eklenmesi ve ATAD’dan farklı bir yargılama süreci kabul edilmiştir[88].
Topluluk Patenti Sözleşmesi, “Genel ve Kurumsal Hükümler”(m.1-22), “Maddi Patent Hukuku”(m.23-47), “Topluluk Patentinin İdamesi, Sukutu, Sınırlanması ve Hükümsüzlüğü”(m.48-60), “İtiraz İşlemi”(m.61), “Ortak Hükümler”(m.62-65), “Jurisdiction And Procedure In Actions Relating To Community Patents Other Than Those Governed By The Protocol On Litigation”(m.66-74), “Milli Hukuklar Üzerinde Etkiler”(m.75-80), ve “Son Hükümler’’(m.85) olmak üzere dokuz kısımdan oluşmaktadır[89].
2. Topluluk Patenti Sistemi
Topluluk Patent Sözleşmesi, Ortak Pazarda rekabetin ve malların serbest dolaşımının önündeki engellerin kaldırılması amacıyla üye devletlerin milli patentlerinin tek bir patente dönüştürülmesi ve Topluluk patentinin tüm üye devletlerde aynı etkiye sahip olması fikrine dayanmaktadır[90]. Bu sebeple Avrupa Patenti için yapılan başvuru, üye ülkelerin tümü için yapılmış gibi kabul edilmektedir. Çünkü patent koruması için üye devletlerin birinin tespit edilmiş olması, Topluluğun genelinin tespit edilmiş olması gibi sonuç doğuracaktır[91]. Patent korumasının üye ülkelerin tamamına şamil olması için 10 yıllık bir geçiş dönemi kabul edilmiştir(TPS art 20-5/a). Başka bir ifade ile on yıllık geçiş döneminin ardından, üye ülkelerden biri için koruma talep edilmesi, Topluluğun tamamında koruma talep edilmiş gibi işlem görecektir. Bu süre içine, Patent ancak, başvuruda tespit edilmiş ülkelerde korunabilecektir.
Topluluk Patenti Sözleşmesine göre, her üye ülkenin egemenlik alanında kendi milli patent sistemleri geçerliliğini koruyacaktır. Ayrıca, Topluluk Patenti, Avrupa Patentinin alternatifi olarak kabul edilmemiştir. Dolayısıyla, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra, üçlü bir yapı ortaya çıkacaktır. Avrupa Patenti, Topluluk Patenti ve Milli Patent.
a) Topluluk Patenti’nden Doğan Haklar
Topluluk Patentinden doğan hakkın kapsamı sözleşmenin II kısım I bölümde (TPS art 23 vd) kapsamlı olarak düzenlenmiştir. Buna göre, Topluluk Patentinden doğan haklar, hak sahibi ve onun halefine aittir. Patentten doğan hak gerçek hak sahibinden başka birine verilmiş ise, gerçek hak sahibi diğer hakları saklı kalmak şartıyla patentin kendisine devredilmesini isteyebilir. Ancak, patentten doğan hakta müşterek hak sahipliği söz konusu ise, müşterek hak sahipliğinin tanınması istenebilir. Her iki talepte Topluluk Patentinin verildiğine ilişkin duyurunun Avrupa Patent Bülteninde yayınlanmasından itibaren iki yıllık süre içinde ileri sürülebilir. Sözleşmeye göre hak talebinin ileri sürülebilmesi, hakkın varlığının yargı kararı ile tespit edilmesine bağlıdır. Hak sahibinin patent verildiği ya da hakkın iktisap edildiği tarihte hakkın kendisine ait olduğunu bilmiyorsa iki yıllık süre nazara alınmayacaktır (TPS art 23).
Topluluk Patenti sahibi, buluşunu ekonomik olarak değerlendirme hakkına sahiptir. Patent hakkı sahibi, hakkın verdiği bütün yetkileri kullanabilir. Hak sahibinin izni olmaksızın patentin kullanımı, patent hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir[92]. Bu kurala kısmi bir istisna kabul edilmiştir. Buna göre, patent hakkı sahibi bir yargı kararı neticesinde değişir ise, yeni hak sahibinin Topluluk Patent siciline kaydedilmesiyle, gerçek olmayan hak sahibinin hakları sona erer. Sözleşme bu kuralı iyi niyetli kişileri korumak amacı ile kısmen de olsa yumuşatmıştır. Buna göre, yargısal işlemin başlatılmasından önce, patent ya da lisansın eski sahibi bu hakkına dayanarak buluşu kullanmış ya da kullanımına yönelik olarak ciddi hazırlıklara başlamış ise, yeni hak sahibinden patent ya da lisansı kullanıma devam hususunda mutlak olmayan bir talep hakkının olabileceği kabul edilmiştir. Böyle bir talepte bulunulabilmesi için, buluşu kullanırken ya da kullanmak üzere hazırlıklara başladıkları anda iyi niyetli olmaları gereklidir. Başka bir ifade ile, buluş ya da lisansı kullanırken veya kullanmak üzere hazırlık yaparken hakkın kendilerine ait olduğunu bilmemeleri gereklidir. Şayet, hakkın kendilerine ait olmadığını biliyorlar ise, iyi niyetli kabul edilmeyeceklerdir (TPS art 24).
Patent hakkı mutlak hak olarak kabul edildiğine göre, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilecektir. Patent hakkının üçüncü kişilerce ihlali, özellikle haksız kullanımlar sebebi ile ortaya çıkmaktadır. Haksız kullanım halinde patent hakkı sahibi, buluşunun kullanılmasını yasaklayabilir. Yasaklama, patent konusu buluşun üretilmesi, piyasaya sürülmesi veya ithal edilmesi ya da ürün üzerinde zilyetlik tesis edilmesi dahil her türlü ihlal hallerini kapsar. Yöntem patentlerinde, patent konusu yöntemi uygulamak veya bu yöntemin patent sahibinin izni olmaksızın uygulanmasının yasak olduğunun bilindiği ya da mevcut durumdan bunun açık bir biçimde anlaşıldığı hallerde, bu yöntemi üye ülkelerin egemenlik alanlarında uygulamayı üçüncü kişilere teklif etmek veya patentin konusu olan bir yöntemin uygulanmasıyla doğrudan doğruya elde edilmiş bir ürünü üretmek, teklif etmek, piyasaya sürmek veya belirlenen amaçlar için ithal etmek ya da ürün üzerinde zilyetlik tesis etmek gibi kullanımlar patent hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir (TPS art 25).
Bunun dışında, patentin önemli öğelerini içeren vasıtaların üye ülkelerin egemenlik alanlarında hak sahibi olmayan kişilerce kullanılması veya bu yerlerde patent konusu ürünün teslimini yasaklama yetkisi vermektedir. Başka bir ifade ile üye olmayan ülkelerde yapılmış üretimlerin üye ülkelere girişine engel olma hakkı tanınmıştır. Patent sahibinin men yetkisini kullanabilmesi için, teklifte bulunulan veya teslim alan kişinin iyi niyetli olmaması gerekir. Yani, teklif veya teslim konusu vasıtaların buluşun kullanımı için uygun ve ona özgü olduğunu bilmesi ya da bunun mevcut durumdan açık bir biçimde anlaşılabilir olması gerekir (CPC art 26).
b) Topluluk Patenti Hakkının Etkisi ve Sınırlanması
Sözleşmenin 27 maddesinde koruma kapsamı dışında kalan konular düzenlenmiştir. Aşağıda tespit edilmiş olan fiillerin gerçekleştirilmesi halinde, Sözleşmeye göre patent hakkı ihlal edilmiş kabul edilmemektedir. Buna göre;
—Özel kullanımlar veya ticari olmayan kullanımlar,
—Patente bağlanmış buluşun konusuyla ilgili olarak deneme amacıyla yapılan fiiller,
—Reçeteye dayalı olarak eczanelerde ilaç hazırlanması veya bu anlamda ilaç hazırlanması ile ilgili fiiller,
—Sınaî Mülkiyetin Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesi’ne üye olup da Topluluk Patenti Sözleşmesine üye olmayan devletlerin karasularında geçici veya tesadüfî olarak bulunan gemilerinin ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla patente bağlanmış buluş konusu şeylerin, gemi gövdesinde, makinesinde, yelken ve direklerinde, aletlerinde ve diğer aksanında kullanımına yönelik fiiller,
—Topluluk Patenti Sözleşmesine üye olmayan Sinai Mülkiyetin Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesine üye devletlerin egemenlik alanlarında geçici veya tesadüfî olarak bulunan kara ve hava araçlarının inşa ve işletilmesinde veya aksamında patente bağlanmış buluşun konusunun kullanımına ilişkin fiiller,
—Topluluk Patenti Sözleşmesine üye olmayan bir devletin hava aracına ilişkin 7 Aralık 1944 tarihli Uluslararası Sivil Havacılık Antlaşmasının 27. maddesinde belirtilen fiiller,
Patent sahibi veya onun izniyle üçüncü kişilerce üye ülkelerin egemenlik alanlarında patentin kullanılması sonucunu doğuran filler, koruma kapsamı dışında kalmaktadır. Bu durum hakkın tüketilmesi ilkesinin görünümünden başka bir şey değildir. Hakkın tüketilmesi ilkesinden maksat, herhangi bir fikri veya sınaî hak sahibinin, sahibi olduğu hakkı içeren bir ürünün, kendisi ya da izin verdiği herhangi bir kişi tarafından ticari olarak piyasaya sürülmesi sonrasında, bu ürünün özel ya da ticari amaçlı olarak dağıtımına hiçbir şekilde müdahale edemeyeceğini benimseyen ilkedir[93]. Patent hakkı sahibi, patentten doğan hakkını kullanmış, üçüncü kişinin patenti kullanmasına ve üretim yapmasına izin vermiştir. Vermiş olduğu izne dayalı kullanımlar koruma kapsamına dahil değildir(TPS art 28).
c) Malvarlığı Değeri Olarak Topluluk Patenti
Topluluk patenti, üye ülkelerde milli patent gibi işlem görecek, malvarlığı değeri olarak üye devletlerden sadece birinin milli patenti gibi o ülkenin milli hukukuna tabi olacaktır(TPS art 38 vd)[94].
Topluluk patenti, diğer patentlerde olduğu gibi devredilebilir. Hukukî işlemle yapılan devirler yazılı olarak yapılmalıdır(TPS art 39). Yapılan devir, üçüncü kişilerin kazanılmış haklarını etkilemeyecektir. Ancak, patent üzerindeki hak sahipliği yargı kararı ile değişir ise, yeni hak sahibinin Topluluk Patent Siciline tescil edilmesinden sonra, önceki hak sahibinin patent üzerinde yapmış olduğu hukukî işlemler yeni hak sahibine karşı ileri sürülemeyecektir. Başka bir ifade ile lisans hakkı sahibi kazanılmış hak iddiasında bulunamaz. Devredilen patent hakkının üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için kural olarak Topluluk Patent Siciline tescil edilmesi gerekir.
Topluluk Patenti koruma kapsamına dahil olduğu ülkelerde basit veya münhasır lisans sözleşmelerinin konusu olabilir. Yapılacak lisans sözleşmeleri, patent konusu hakkın tamamına veya bir kısmına yönelik olabilir. Lisans hakkının üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi için, Topluluk Patent Siciline tescil edilmesi gereklidir[95].
d) Topluluk Patenti’nden Feragat
Topluluk Patentinden bütün olarak feragat edilebilir. Patentin belli kısımlarından veya belli ülkelere yönelik feragat söz konusu olamaz. Başka bir ifade ile feragat patent hakkından bütün kapsamı ile söz konusu olabilir. Patent hakkı sahibi feragat talebini yazılı olarak Avrupa Patent Ofisine bildirecek, Topluluk Patent Siciline tescil edilmekle hüküm ve sonuç doğuracaktır. Patent hakkı üzerinde üçüncü kişilere lehine belli ayni haklar tesis edilmiş ise, feragatin geçerli olabilmesi için, bu kişilerin muvafakatine ihtiyaç vardır (TPS art 49-1).
e) Topluluk Patenti’nin Sona Ermesi
Topluluk Patentinin sona erme halleri sözleşmede kapsamlı olarak düzenlenmiştir(TPS art 50). Buna göre;
—Avrupa Patenti Antlaşmasında belirtilen 20 yıllık koruma süresinin sona ermesi,
—Patent sahibinin feragat etmesi,
—Yıllık harçların ya da ek cezai harçların zamanında ödenmemesi,
—Patentin sınırlanması konusundaki talebin red edilerek, patentin idamesine karar verilmemesi,
patentin sona erme nedenleri olarak kabul edilmiştir. Sona erme geleceğe yönelik etki doğurur. Harcın zamanında ödenmemesi sebebi ile patent hakkının sona ermesinde ise, sona erme, harcın muaccel olduğu tarihten itibaren hüküm ve sonuç doğurur. Patentin sona ermesi geleceğe etkili sonuç doğurur. Topluluk Patentinin sona ermesine belli durumlarda Patent İdaresi Bölümü veya Topluluk patenti ile ilgili bir prosedür nedeniyle Hükümsüzlük Dairesi karar verebilir.
f) Topluluk Patenti’nin Sınırlandırılması
Topluluk Patentinin sınırlandırılması, Sözleşmenin 51 vd. maddelerinde kapsamlı olarak düzenlenmiştir. Topluluk Patentinin sınırlandırılabilmesi için, Patent hakkı sahibinin Avrupa Patent Ofisine yazılı müracaatı gereklidir. Sınırlandırma ücretinin ödenmesiyle talep işleme konacak ve sınırlandırma yapılacaktır.
Topluluk patenti coğrafi alan itibarıyla veya içerik olarak sınırlandırılabilir. İçerik olarak sınırlandırma taleplerinde, tarifnamede veya teknik resimlerde yapılacak değişiklikle bir veya birkaç üye ülke için söz konusu olabilir(TPS art 51).
Sınırlandırma talepleri Hükümsüzlük dairesince incelenir. Hükümsüzlük sebepleri karşısında Topululuk Patentine değişik bir formda devam edilip edilemeyeceği incelenir. Değişiklik yapılmasının mümkün olmadığına karar verilir ise talep reddedilir. İnceleme sonucunda değişiklik taleplerinin hükümsüzlük sebepleri karşısında patentin devamına engel olmayacağına karar verilir ise Topluluk Patentinin sınırlandırılmasına karar verilir. Ancak sınırlandırma kararı verilebilmesi için, Patent sahibinin Hükümsüzlük dairesinin patenti sınırlamayı düşündüğü patent metniyle hem fikir olduğunu belirtmesi, patent fasikülünde yapılmış her değişikliğin işlem dili resmi dili olmayan üye devletlerin resmi diline tercümelerinin yapılarak süresi içinde tevdi edilmesi, yeni patent fasikülünün basım masraflarının süresi içinde yatırılması gerekir. Tercümeler zamanı içinde verilmez veya yeni patent fasikülünün basım masrafları süresi içinde yatırılmazsa sınırlandırma talebi geri çekilmiş sayılır(TPS art 53).
Sınırlandırma kararı Topluluk Patenti Bülteni’nde ilan edildiği tarihte hüküm ve sonuç doğurur. Sınırlandırma kararı, geleceğe yöneliktir. Üçüncü kişilerin kazanılmış hakları saklıdır.
g) Topluluk Patenti’nin Hükümsüzlüğü
Topluluk patenti’nin hükümsüzlüğüne karar verilmesi herkes tarafından talep edilebilir. Ancak, Topluluk Patenti sahibinin Avrupa Patent Sözleşmesi uyarınca, tüm üye devletlerde tanınabilen karar gereği, hak sahibi olmadığı gerekçesine dayanarak yapılan hükümsüzlük istemleri ancak Topluluk Patenti Siciline tek başına patent sahibi olarak tescili isteme hakkına sahip kişi veya patent üzerinde müşterek hak sahibi olarak tescilini istemeye hakkı olan kişilerce yapılabilir. Talep Avrupa Patent Kurumu’na yazılı ve gerekçeli olarak yapılır. Talebin geçerliliği hükümsüzlük kararı için öngörülen harcın yatırılmasına bağlıdır.
Topluluk Patenti Sözleşmesi’nde hükümsüzlük nedenleri tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre, topluluk patentinin hükümsüzlüğü ancak, Topluluk Patenti konusunun Avrupa Patent Sözleşmesi çerçevesinde patentlenebilir nitelikte olmaması, Topluluk Patenti konusu buluşun bir uzmanın uygulayabileceği açıklık ve tamlıkta olmaması, Topluluk Patenti konusunun, Avrupa Patent Başvuru metninin muhtevasını aşması, Topluluk Patentinin koruma çevresinin genişletilmesi, Topluluk Patenti sahibinin gerçek hak sahibi olmadığının belirlenmesi ve son olarak Topluluk Patenti’nin patente bağlanabilir nitelik taşımaması nedenlerinden birine dayanarak talep edilebilecektir. Bu son halde yani, Topluluk Patenti’nin patente bağlanabilir nitelik taşımaması sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi sadece milli patent başvurusunun ya da milli patentin kamuoyunca ulaşılabilir hale geldiği üye ülkeler için söz konusudur. Hükümsüzlük nedeninin patentin sadece bir kısmına ilişkin olması da mümkündür. Bu durumda patent sadece bu kısımla sınırlı olarak geçersiz kılınır. Sınırlama patent istemlerinin, tarifnamenin veya resimlerin değiştirilmesi suretiyle olur.
Hükümsüzlük Dairesi, hükümsüzlüğe ilişkin talebin geçerli olduğuna karar verirse, Topluluk Patenti’nin hükümsüzlük nedenleri karşısında devamının mümkün olup olamayacağını inceler. Bu inceleme sonucunda Topluluk Patenti’nin hükümsüzlük nedenleri karşısında devamının mümkün olmadığı kanısına varırsa Topluluk Patenti’nin hükümsüzlüğüne; ancak bu nedenler karşısında Topluluk Patenti’nin hiçbir değişikliğe uğramaksızın devamının mümkün olduğuna kanaat getirir ise, talebin reddine karar verir. Bu iki tip karara ek olarak, belli şartlar altında, patentin değiştirilen kapsamda muhafaza edilmesine karar verilmesi de mümkündür. Buna göre, patent sahibi hükümsüzlük işlemleri sırasında değişiklikler yapılmasını istemiş olup da hükümsüzlük dairesinin bu istemin hükümsüzlük nedenleri karşısında patentin devamına engel olmadığı kanısına varması ve patent sahibinin Hükümsüzlük Dairesinin değiştirerek devamına karar vermeyi düşündüğü patentin metniyle hem fikir olduğunu belirtmesi; patent fasikülünde yapılmış her değişikliğin işlem dili resmi dili olmayan üye devletlerin resmi diline tercümelerinin yapılarak süresi içinde tevdi edilmesi; yeni patent fasikülünün basım masraflarının süresi içinde yatırılması şartlarının da yerine getirilmesi kaydıyla hükümsüzlük dairesi patentin değiştirilen kapsamda muhafaza edilmesine karar verir. Bu durumda, Avrupa Patent Kurumu ilgili kararın duyurusunun yapılmasıyla birlikte Topluluk Patenti için yeni bir patent fasikülü yayınlar.
3.Topluluk Patenti ve Milli Patent İlişkisi
Milli patent ile topluluk patenti aynı anda yan yana varlıklarını devam ettirebilmektedirler. Topluluk Patentinin amaçlarından birisi, Topluluk genelinde asgari nitelikte bir ortak koruma sağlamaktır. Patentlenebilir nitelikteki bir buluş için hem Topluluk Sözleşmesi hem de milli hukuk koruması talep edilemez. Bu gibi durumlarda Topluluk Patentinin önceliği vardır(TPS art 75 vd.).
4. Avrupa Patent Sözleşmesi ile Topluluk Patent Sözleşmesi Arasındaki Farklar
APS, yalnızca sözleşmeye üye ülkeler arasında yeknesaklığı sağlamayı amaçlamaktadır. Oysa TPS Avrupa Birliğine üye ülkelerin egemenlik alanlarında yeknesaklığı sağlayacak ve bağımsız sonuç doğuracak bir sistem kurmak amacıyla imzalanmıştır.
Avrupa Paten Sözleşmesi, sözleşmenin taraflarından önemli bir kısmı Avrupa Birliğine üye olmasına rağmen doğrudan Avrupa Birliği ile ilgili değildir. Bu sebeple, AB’ne üye olmayan ülkeler de APS’ne üye olabilmektedirler. Topluluk Patent Sözleşmesi ise, Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında ortak bir uygulamayı sağlamak amacı ile hazırlanmıştır. Bu sebeple yalnız Topluluk üyesi ülkeler sözleşmeye taraf olabilir.
Avrupa Paten Sözleşmesinin uygulanması bakımından üye ülkelerin yargı kararları arasında ciddi farklılıklar bulunabilmektedir. Topluluk Patent Sözleşmesi bir nevi kendi yargı organını da oluşturmaktadır.
APS’ne, resmi dil olarak kabul edilen Almanca, İngilizce ve Fransızcadan birisi ile müracaat edilip işlemler yapılırken, Topluluk Paten sözleşmesinde üye ülkelerden resmi dil olarak kabul edilen bütün dillerde işlemler yapılabilmektedir. Tercüme masrafları ve bürokratik işlemler her ikisinde de hemen hemen aynı yoğunluktadır. Buna rağmen, Topluluk Patent Sözleşmesinin uygulanmasında tercüme masrafları APS’ne göre daha azdır.
Her iki sözleşmenin yürütümünde ortak organ olarak Avrupa Patent Ofisi faaliyet göstermektedir.
C) Topluluk Patentine İlişkin Tüzük Tasarısı
Topluluk Patent Sözleşmesinin gerekli onay prosedürünü tamamlayıp yürürlüğe girmemesi üzerine 1997 yılında Komisyon tarafından Yeşil Kitap hazırlanarak yayınlanmıştır. Yeşil Kitapta esas itibarıyla yaşanılan sıkıntılar ve çözüm önerileri ele alınmıştır. Yeşil Kitabın yayınlanmasından sonra, Tüzük tasarısı hazırlanmış, ancak bir türlü tasarı kabul edilememiştir.
Bu başlık altında, önce yeşil kitapta yer alan görüş ve düşünceler ele alınacak, daha sonra Tüzük tasarısına ilişkin açıklamalar yapılmaya çalışılacaktır. Tüzük tasarısına ilişkin açıklamalarda, çok fazla detaya girilmeyecektir. Çünkü hazırlanan ilk tasarı değişikliğe uğramış, mevcut tasarının kabul edilip edilmeyeceği de en azından teorik olarak belli değildir.
1. Tarihi Gelişim
Araştırma ve bunun sonucunda ortaya çıkan buluş bir ekonominin gelişmesinde önemli faktörlerden birisi olarak kabul edilmektedir. Özellikle günümüzün bilgi ve teknoloji çağı olduğu nazara alındığında, bilgide ve teknolojide gerekli alt yapı hazırlanmaz veya hazırlanan alt yapılar gerektiği gibi korunamaz ise, yeni teknolojinin oluşturulması zorlaşacak, bunun sonucu olarak rekabet edebilirlik düzeyi zayıflayacaktır. Bilgiye ve teknolojiye sahip ülkelerin uluslararası pazarda rakiplerinin önüne geçeceği genel kabul görmektedir.
Topluluk Patent Sözleşmesinin yürürlüğe girememesi sebebi ile 1997 yılında Komisyon Avrupa Birliği Patent sistemi ile ilgili “yeşil kitap” [96] isimli bir rapor yayınlamıştır. Raporda Avrupa Birliği Patent sisteminin olmaması ve bunun doğurduğu sakıncalar ele alındıktan sonra, ortak bir sistemin gerekliliğine vurgu yapılmaktadır. Avrupa’daki mevcut patent sistemi, karmaşık ve pahalı olmasının yanı sıra, Avrupa Patent Sözleşmesinin öngördüğü ortak patent sistemi de oluşturulamamıştır. Tek pazarın tam olarak işleyebilmesi için, fikri mülkiyet alanında ve özellikle paten sisteminin yeknesaklaştırılması zorunluluğu bulunmaktadır. Avrupa Patent Sözleşmesi ve Topluluk Patent Sözleşmesi, mevcut haliyle pratik olmaktan uzak olduğu için beklenen amacı sağlayacak nitelikte değildir.
Avrupa Paten Sözleşmesinde ve Topluluk Patent sözleşmesinde, ciddi bir tercüme maliyetinin bulunması sözleşmelerin etkinliğini azaltıcı mahiyettedir. Bu sebeple, her şeyden önce, Topluluk Patent sisteminin kurulabilmesi için tercüme maliyetlerini azaltılıcı tedbirlerin alınması zorunludur. Yeşil kitapta, tarifnamenin üye ülkelerin tamamının diline çevrilmesinin önüne geçici bir kısım tedbirler teklif edilmektedir. Örneğin, tarifnamenin yerine patent taleplerinin çevirisinin istenmesi, çevirinin belli dillerde yapılmasının kabul edilmesi, şayet bütün dillerde çeviri yapılmamış ise, patentin iptali müeyyidesinin uygulanmaması. Bunlara ilave olarak “paket çözüm” teklifi yapılmaktadır. Buna göre, tercümede bir kademelenme yapılması isabetli olacaktır. Patent talebinde bulunurken tarifnamenin bir bütün olarak çevirisinin yapılması gereksizdir. Başvurunun yayınlanmasından sonra işlem dilinde geliştirilmiş özetinin yayınlanması, patent tescil edildiğinde çevirilerin bir bütün olarak yayınlanması ve patentin sağladığı haklardan yararlanabilmek için patent sahibinin herhangi bir hareketinden önce bütün bir tarifnamenin çevirisinin yapılması şeklinde bir kademelenme yapılmaktadır.
Görüldüğü gibi, her hal ve şartta çeviri masraflarından kurtuluş söz konusu değildir. Avrupa Birliğinde ortak bir patent sisteminin oluşturulmasının önündeki en ciddi engel, ortak bir dil olmaması sebebi ile, tercüme masrafları olarak gözükmektedir. Yeşil kitaptaki çözüm önerileri tercüme masraflarından kurtulma sonucunu doğurmamakta, yalnızca özellikle paket çözüm olarak nitelendirilen çözümde masraflar zamana yayılmaktadır. Bu çözüm şeklinde sonuçta masrafların azalması söz konusu olmayacağı gibi artış olması da ihtimal dahilindedir. Ancak, her bir kademe için farklı belgeler tercüme edilecektir. Bu sebeple gerekli şartları taşımayan müracaat sahipleri gereksiz masraftan kurtulacaktır.
Yeşil kitapta tespit edilen ikinci problem, ortak bir yargılamanın olmamasıdır. Avrupa Patent sözleşmesinin uygulamasında görüldüğü gibi, üye ülke mahkemeleri farklı kararlar verebilmektedir. Aynı sonuç, Topluluk Patent sözleşmesinde de karşımıza çıkacaktır. Bu sebeple, Avrupa Birliği Adalet Divanı bünyesinde Ortak Hakemler komitesinin kurulması problemin çözümü açısından yeterli olacaktır.
Avrupa Birliğinin uyguladığı politikaların başarısını, diğer büyük ekonomilerle, özellikle ABD ile karşılaştırmak amacı ile 23-24 Mart 2000 tarihinde, Lizbon’da gerçekleştirilen Avrupa Konseyi toplantısına sunulan ve Lizbon stratejisi olarak adlandırılan rapor yayınlanmıştır. Rapora göre, Avrupa Birliği ekonomisinin temel sorunu bilgi-temelli (knowledge-based) bir ekonomiye dönüşememiş olmasıdır. Lizbon stratejisi, Avrupa Birliği’nin 2010 yılına kadar bilgi temelli ekonomiye dönüşebilmesi hedeflerinin tespit edildiği bir belgedir. Lizbon Stratejisi; Birliğin bilgiye dayalı, rekabet edebilir, gelişmiş bir işgücüne ve sürdürülebilir kalkınmaya dayanan bir ekonomiye sahip olması, yenilikçi faaliyetlerin güçlendirilmesi, sosyal güvenlik ve eğitim sistemlerinin modernleştirilmesini amaçlanmaktadır. Strateji kapsamında 2010 yılında istihdam oranının %70’ler düzeyine çıkarılması başta olmak üzere KOBİ’lerin desteklenmesi gibi önemli tespitler ve buna bağlı olarak çözüm önerileri içermektedir. Rapora göre, fikri hakları korumak için AB çapında etkin olacak bir patent yasasının ve düze






