Sözleşme Anlaşması
(Tüketici Kredisi Direktifi hariç, Elwira Macierzy?ska-Franaszczyk)
1. Tüketici Sözleşmeleri yapmanın genel şartları
Sınır ötesi ticaretin gelişmesini belirleyen bir faktör de, sınırlandırılmamış insan, mal, hizmet ve sermaye akışı gibi temel ekonomik topluluk özgürlüklerinin devamında gelen gelişimidir. Yasal yönden tüketici sözleşmelerinin gelişmesi için asıl önem, teklif edilen ürün ve hizmetler kapsamında sözleşmeleri oluşturmak ve yapmak için tüketicilerin yasal aygıtlarla güvence altına alınmasıdır. Tüketici topluluk müktesebatı zemininde topluluk ekonomik özgürlüklerinin tanınması ve tüketici sözleşmelerinin hazırlanmasında esas alınması genel olarak Avrupa sözleşme kanununda sunulan ve kapsamı içinde sözleşmenin yapılması seçimi özgürlüğü, sözleşmeyi yapan kişiyi seçme özgürlüğü ve bağlayıcı kanun uygulamalarının kapsamına uygun olarak mevcut zorunlu sözleşmenin ihtiyaçlarını karşılayan içerikteki sözleşmenin yerine geçen serbest sözleşme prensibi tarafından oluşturulur.
Tüketici direktiflerinde yer almanın yanında tüketici kanununun geleneksel formülasyonundan da meydana gelen zorunlu sözleşme ihdas etmenini tipik şekli sözleşme yapma eylemi tarafından oluşturulur. “Bir sözleşmenin yapım zamanı” terimi işyerinin dışında görüşülen sözleşmelere dair direktif “bir sözleşmenin yapım zamanını”, ancak aynı zamanda tüccar ve tüketici arasında tek taraflı taahhüt gerçeğini, devamında müşteri ve tedarikçinin “organize bir uzaktan satış ya da hizmet hükmü şeması altında sözleşme yapmasıyla” sonuçlanan uzaktan sözleşme hakkındaki direktif, tüketici finansal hizmetlerinin uzaktan pazarlanması hakkındaki direktifte aynı şekilde bahsedilen sözleşme yapımı gerçeği, devre mülk direktifi, “kredi sözleşmeleri yazılı olarak yapılır” ibaresi bulunan tüketici kredilerine dair direktif olduğu kadar “ bir satıcı ya da tedarikçi ile tüketici arasında yapılan tüm sözleşmeler” den bahseden tüketici sözleşmelerinde adil olmayan şartlara dair direktif de dahil olmak üzere sözleşme kanunu direktiflerinin çoğunluğu tarafından hiç şüphesiz ve bir sözleşmenin yapımı ya da yaygın bir ticari uygulama olarak ifade ederek kullanılır.
Sözleşme özgürlüğünün prensibi, yapılan sözleşmeleri şekillendirmek için esas olmanın ötesinde sözleşmeyle bağlanacak tarafların bağımsız kararlarının bu gibi bir yapılmasını sağlayacağını varsaymasıdır. Aynı zamanda, mecburi bir sözleşmeyle bağlanmak için bir şart olarak tüketici sözleşmesi kanunu zemininde sözleşme yapan her iki tarafın izni sözleşme bağının ana unsuru olarak kabul edilir. Ancak, tüketici kanunu direktifleri sonuç olarak ya da daima aynı tarzda sözleşme yapılması için izin beyanı mecburiyetini belirtmez, kabul edilmelidir ki sözleşmeye dayalı tekliflerin bağlayıcı doğası tamamiyle bu mecburiyetten ileri gelir. Aynı zamanda, sözleşmenin her iki tarafı da bir sözleşme tarafından bağlanma iradesi beyan ettiklerinde ve bu niyet yeterince açık ve anlaşılır bir şekilde ifade edildiğinde sözleşme yapılır.
Ancak, tüketici direktiflerinde açıkça belirtildiği gibi, tüketicinin tam cevabının olmaması sözleşme yapılması ile sonuçlanamaz. Tüketici direktifleri doğrudan, tüketici tarafından önceden sipariş verilmeden malların ya da hizmetin temininin izin olarak kabul edilemeyeceğini belirtir. Kendi izni olmadan bir tüketici bir sözleşmeyle bağlanamaz, bir tüketicinin izni bir sözleşmenin yapılması için gerekli unsur olarak anlaşılmalıdır.
Tüketici direktiflerinde sadece zorunlu sözleşme yapmanın kapsamı içinde değil aynı zamanda tüketicinin bağlanmış olacağı bir sözleşmenin içeriğinin şekillenmesine de bağlı olarak tüketici izni için ifade vardır. Yapılan sözleşmenin içeriğinin tüketici ile birlikte düzenlenmesi gerekliliği özellik olarak, özellikle tüketici tarafından bireysel olarak üzerinde anlaşılmayan maddeleri olan, tek taraflı empoze edilen adil olmayan sözleşme şartlarına karşı geniş tüketiciyi koruma getiren, tüketici sözleşmelerindeki adil olmayan şartlar hakkındaki direktif kararlarından etkilenmiştir. Ancak, sözleşmeye dair şartların kötüye kullanılmasının tespit edilmesi, tüketicinin sözleşme şartlarını kabul etmesi için onu kandırmak yoluyla teklif edilen içerikli bir sözleşmenin yapılması için tüketicinin izin beyan etme özgürlüğünün kısıtlanması gerçeği tarafından etkilenebilir.
Sözleşme yapılması için izin beyan etme yükümlülüğü aynı zamanda topluluk mahkeme kararı ışığında da onay bulur. Gabriel meselesindeki kararında Mahkeme bir sözleşmeyle bağlanmış olmak için tüketicinin açık niyetinin sözleşmenin yapılmasına neden olacağını vurgular. Benincasa/Dentalkit meselesinde Avrupa Adalet Mahkemesi belirlenen içeriğiyle bir sözleşme tarafından bağlanmış olmanın şartı olarak her iki tarafın fikir birliği gerekliliğinin altını çizer.
2. Bir sözleşme yapmanın metotları
Bağlayıcı tüketici direktifleri sözleşme yapılmasıyla sonuçlanacak tek tip kurallar, tüketicilerin katılımıyla sonuçlanacak işlemler için özellik oluşturmaz. Tüketici kanunu sözleşmenin yapılmasının teklifin kabul edilmesini takip edeceği kuralını belirtmez. Temel olarak, tüketici kanunu tüketici sözleşmeleri için bir örnek teşkil edebilecek sözleşme yapımı metodunu tanımlamak için bağıntılı bir girişimde bulunmaz.
Sunulan teklifin kabulü olarak bir sözleşmenin geleneksel tüketici kanunu formunda yapıldığı varsayımı her zaman sözleşme yapılmasıyla sonuçlanan gerekli bir şart oluşturmaz. Tüketici mevzuatı diğer araçların yardımıyla bir sözleşmenin yapılmasının kabul edilebilirliğini göz ardı etmez. Direktifler ışığında tekliflerin tüccar için bağlayıcı olmasına neden olacak için yeni bir formül de belirli bir kişiyi değil genel tüketicileri hedef alan açık ilanlar olabilir. Tüketici direktifleri zemininde, bağlayıcı sözleşmeler şekillendirmek için, yapılan sözleşmede birleşmiş olmasalar bile, tek taraflı bağlayıcılığı olan sözleşme öncesi bilgilendirme yoluyla gelecekteki sözleşmenin sözleşme öncesi şekillenme işlemine özel önem verilmiştir.
3. Tüketici sözleşmesi formları
Direktifler sonuçta kontrata dayalı sözleşmelerden etkilenecek bir teklifin sunumu için kullanılacak önlemlerin tüm kapsamını kabul eder görünmektedir. Belirtilen araçların seçimi ve kabul edilmesi tüketici işlemlerinin özelliğine göre oluşturulur.
4. Tüketici direktiflerinde sözleşme yapılması için şartlar.
4.1. Konsey Direktifi 85/577/EEC
Direktif tarafından düzenlenen konu, işyeri dışında yapılan sözleşme olarak sınıflandırılamayacak, sadece bu kapsam içindeki şartlar altında tüketici ve tüccar arasında yapılmış bir sözleşmeyi belirten sözleşme yapımı metodunu tanımlamaya odaklanmamıştır. Direktif, miktar açısından tanımlanan bir değerdeki, 60 AVRO değerini aşan, sözleşmeleri düzenlemez.
Belirtilen istisnalar dışında, işyeri dışında yapılan sözleşmeler ve o rejime konu olanlar olarak anlaşılabilecek şekilde, direktif sözleşme şeması dörde ayırır:
1) tüccar tarafından bir seyahat esnasında işyeri dışında yapılan ya da tüketicinin talep beyan etmesi olmadan gerçekleştirilen evinde ya da işyerinde tüccarın ziyaretiyle yapılan sözleşmeler,
2) tüketici tüccarın ziyaretini talep ettiği zaman, bu talep ettiği ziyaret esnasında tüketicinin bilmediği ya da makul olarak bilmesinin mümkün olmadığı tüccarın ticari ve profesyonel faaliyetlerini oluşturan diğer mal ve hizmetlerle ilgili olarak mal ve hizmet temini sözleşmeleri,
3) Tüccar tarafından şartların kabul edilmesiyle ya da yukarıda belirtilen iki örnektekilerle aynı şartlarla yapılan teklifler hakkındaki sözleşmeler,
4) Yukarıda belirtilen (1) ve (2) maddelerdeki benzer şartlar altında sözleşmeye bağlı olarak teklifin tüketici tarafından yapılması halinde işyeri dışında yapılan sözleşmeler.
Direktifin koruyucu mekanizması tüketicinin işyeri dışında yapılmış olan sözleşmelerden bir taraf olarak çekilme hakkına sahip olması üzerine kurulmuştur. Direktifin koruyucu rejiminin özelliği sözleşmenin iptali süresinin (soğuma süresi) başlangıcının tüketiciye tanınan iptal hakkına dair tüccar tarafından yapılan yazılı bir ihbarın hükmüyle bağlantılıdır. Direktifin 4. maddesi tüketicinin iptal hakkı hususunda sözleşmenin yapılmasından önce bilgilendirilmesi gerektiğini ifade eder. Bilginin temin edildiği an sözleşmenin iptali süresinin başladığı anı belirtir.
Bunun yanında, 6. maddede direktif açık bir şekilde tüketicinin bu direktifle kendisine tanıdığı haklardan vazgeçemeyeceğini ifade eder. Bu hüküm tüketici ile yapılan sözleşmeye tüketicinin sözleşmeyi iptal hakkından feragat ettiğini ya da direktifin minimal hükümlerinden tüketicini daha az çıkarına bir düzenleme maddesi koymayı yasaklar.
4.2. Konsey Direktifi 87/102/EEC
(Barbara Lyszczarz tarafından)
Direktifin 4. maddesi genel olarak bu uygulamanın altında yer alan kredi sözleşmeleri hakkındaki iki talebi formüle eder. Bu yükümlülükler:
a) kredi anlaşmasının içeriği,
b) onun formudur.
Tarafların minimal rızalarını aşan kesin şartları sıralayan resmi (yani yazılı) bir sözleşmenin yapılması tüketiciyi sözleşme yapımı ve hayata geçirilmesi esnasında bilgiyle donatan koruyucu bir araç inşa eder, tüketiciyi sözleşme yapılmadan önce uygun karar vermeye teşvik eder ve söz konusu sözleşme ve onun hükümleri hakkında uygun kanıt imkanı tanır. Form yükümlülüğünün bilgilendirici ve koruyucu rolü sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunluluğu ile vurgulanmıştır. 1986 Direktifi uygulamada kredi ve finans kurumlarının sözleşme öncesi bilgilendirme görevlerinden vaz geçmiştir. İşlevsel bakış açısından bunlar reklam ve cari hesaptan avans veren borç verenin sorumlulukları ile ilgili sınırlı yükümlülükler olarak görülebilseler de, prensipte Direktifin uygulamalarının dışında tutulmuşlardır.
4.2.1 kredi sözleşmesinin içeriği
Direktifin 4. maddesine göre yazılı bir tüketici kredisi sözleşmesi şunları sağlayacaktır:
a) masrafın yıllık yüzde oranı (YYO) ve olması durumunda değişiklik şartlarıyla birlikte verilen kredinin toplam masrafı
b) müşterinin sorumlu olduğu geri ödemenin miktar, sayı, ödeme sıklığı yada tarihiyle birlikte faiz ve diğer masrafların yanında mümkün olması halinde toplamı,
c) sözleşmenin ihlali halinde ödenecek masrafların muafiyeti – belirtilerinin mümkün olduğunu kanıtlaması halinde, madde 1 a (2)’ye uygun olarak YYO’nun hesaplanmasında ödeme şartlarıyla birlikte masraflar dahil edilmemiştir. Diğer türlü bir hesaplama metodu ya da en yakın uygun tahminler belirtilecektir,
d) kredi anlaşmasının diğer önemli şartları,
4.2.1.1.masrafların yıllık yüzde oranı (YYO), kredinin toplam maliyeti ve diğer finansal belirtiler
1986 Tüketici Kredisi Direktifi borç verene ödenecek geri ödemeler ve masraflar hakkında YYO ve diğer rakamların belirtilmesini gerektirir. Aşağıdaki iki paragraf yukarıda belirtilen a, b, ve c maddelerini kapsamı içine alır.
Bir kredi sözleşmesinde YYO’nun ifade edilmesi zorunluluğu piyasadaki mevcut farklı krediler arasında karşılaştırma yapılabilmesine ve tüketicinin düşünerek seçim yapmasını sağlamaya imkan tanımalıdır. YYO, kredinin toplam maliyetini, şartları belirlenen zaman süresi için yıllık bazda hesaplanmış oranı ile belirtilen verilen kredinin toplamıyla ilgili olarak toplam maliyetini gösterir.
Hem YYO hem de kredinin toplam maliyeti, Direktifin 1990 yılındaki ilk değişiklik temel metnine ilave olarak madde 1 (2), bölüm d ve e’de tanımlanmıştır.
YYO kredinin toplam maliyetini yüzdelik oranda belirtirken verilen rakamlar birbirleriyle ilişkilidir. Devamında, her bir kredi sözleşmesi durumu için kesin YYO toplam maliyet tahminlerine dahil edilen masraflar ve yüzdelik oranın hesaplanması metoduna bağlıdır. Direktifin ilk değişikliğinden önce söz konusu metod ya da metodlar ihtiyaçları karşılayamaz hale gelmiş ve kredinin toplam maliyeti tarafından ihtiva edilen masraflar ve rakamlar, ilgili üye ülkede var olan uygulamaya göre oluşturulan kredi sözleşmesine “doğrudan ilişki”nin belirsiz ölçütü ile belirtilmiştir. Daha da ötesi, 5. maddede formüle edilen azaltım aracılığıyla YYO’nun belirtilmesini zorunlu kılmayan ya da bu şekilde hesaplama metodu geliştirmeyen Üye Ülkeler YYO yerine kredinin toplam maliyetini belirtme mecburiyeti getirebilirler.
Yeni madde 1 (2) bölüm (d) ve (e)’yi getiren 1990 değişikliği yeni bir YYO ve kredinin toplam maliyetini tanımlamıştır. Önemli olarak, daha önceden belirtilen muğlak “doğrudan ilişki” kriterini kullanmak yerine, kredinin toplam maliyetinin tahminine dahil edilmeyecek maliyet ve masrafların bir sıralamasını yaptı. Böylece, YYO’nun hesaplanması aşağıdakiler hariç olmak üzere tüketicinin “kredi için ödemesi” gerekli olan tüm maliyeti kapsayacaktı:
a) kredi anlaşması altında yükümlülüklerinden her hangi birisini yerine getirmezse tüketici tarafından yapılacak ödemeler,
b) mal ve hizmetlerin alımında indirim yapılması durumunda da tüketici tarafından ödenecek satın alma fiyatı dışındaki masraflar,
c) tüketicinin ölümü, sakatlığı, hastalığı yada işsizliği halinde ödemenin garantiye alınması için kredi veren tarafından tasarlanmışsa hariç tutulmak üzere diğer garantiler için sigorta primleri ya da masraflar,
d) bu gibi üyeliklerin kredi şartlarını etkilemesi durumunda bile kredi sözleşmesinden ayrı olan kontratlara bağlı olarak kuruluş ya da gruplara üyelik başvuruları,
e) kredi ve diğer masrafların geri ödemesi amacıyla açık tutulan hesapların masrafları ve fonların transferi masrafları. Bu masraflar, tüketicinin konu hakkında makul seçim özgürlüğü olmaması ve bu gibi masrafların anormal derecede yüksek olması durumunda, ki her halükarda geri ödeme taksitleri masrafları YYO hesaplanmasından hariç tutulacaklardır, hiç bir şekilde dahil edilmeyeceklerdir.
Ancak bu masraflar yazılı kredi kontratı sözleşmesinde belirtilecek ve bunların toplamı mümkün olması halinde bildirilecektir (aşağıdakilerle karşılaştırın: kredi sözleşmesindeki daha ileri finansal bildirimler)
Yukarıdaki belirtilenleri takip eden toplam kredi maliyetini belirleyecek, böylece de YYO hesaplamasına dahil edilecek şu iki şart takip eder:
1) tüketicinin “kredi için ödemesi gereken” maliyet (madde 1 (2) (d)),
2) kredinin toplam maliyeti tanımından hariç tutulmayanlar (madde 1 (2) (e) aracılığıyla),
Bu faktörlerden birincisi sadece kredini kullanılması için gereken faiz oranları ve diğer masraflar ve maliyetler değil aynı zamanda tüketicinin kredi almasını sağlayan masrafları kapsayan faktör olarak yorumlanmalıdır. Bazı finans kurumlarının tüketicinin kredi kullanması için mal ve hizmet alımlarında nakit çekmesini ya da elektronik kart kullanmasını gerektiren bir uygulaması vardır. Kredi kullanımı için bu tür masrafların kredinin toplma maliyeti tanımı içinde anlaşılması ve YYO’nun hesaplanmasında göz önüne alınması gerekir. Böylece Direktifin madde 1 (2) (d) formülü tüketicinin kendisine verilecek krediyi bulması için ödemesi gereken tüm masraflar olarak yorumlanmalıdır. Bununla beraber Direktifin, nakit çekiminin mal ve hizmet alımından farklı şekilde ücretlendirildiği hallerde kredinin sadece elektronik kart kullanımı aracılığıyla verildiği nadir olmayan durumlarda tüketici için iki farklı YYO hesaplanması ve ortaya konulmasını gerektirmez.
YYO rakamı için karar verici ikinci faktör YYO hesaplamasında harici tutluacak masrafların sıralanmasını oluşturur.
YYO değerlendirmesi amacıyla yukarıdaki a ve b bölümlerinde belirtilen masrafların hariç tutulması her hangi bir itiraz ortaya koymaz. Kredi sözleşmesi şartlarına uymama halindeki masraflar, miktarı ve şartları tüketicinin kredi sözleşmesine girişini etkilese bile kredi maliyeti olarak görülmemelidir. Direktif bunların makul olarak (yazılı) sözleşmede belirtilmesini emreder.
Benzer şekilde mal ve hizmet alımında indirim olması haline tüketicinin aynı zamanda ödemesi gereken masraflar kredi masrafı oluşturmaz. Bununla birlikte bu gibi masraflar, eğer kredi garantörü tarafından garanti edilmişse, verilen kredi miktarı olarak YYO’nun hesaplanmasında göz önüne alınacaktır.
Direktif sigorta primleri ve masraflarına karşı kredinin geri ödemesi için diğer şekillerdeki garantilere sergilediğinden daha farklı bir yaklaşım sergiler. Bunlar eğer zorunlu iseler YYO’nun hesaplanmasına dahil edileceklerdir. Bu durumda Direktifin bakış açısı çok dardır. Kredi ve finans kurumlarınca ücretlendirilen faizler bu kurumların kredi alanlara kredi verdiği zaman aldığı riskle ve geri alınamayan kredi miktarıyla ilgilidir. Pek çok durumda talep edilmeyen geri ödeme sigortası faiz ve diğer masrafların oranları hesaplanarak göz önüne alınabilir ve daha düşük faiz ya da komisyonlara imkan verebilir. Tüketicinin tercih yaparak kredinin geri ödemesini yapacağı oranlar aslında tercih yapmadan göz önüne alınanlardan daha farklı olabilir. Bu sigorta primlerinin örneğin, YYO değerlendirmesinde dahil edileceği karar verici argümandır. YYO’nun işlevi tüketicinin piyasada mevcut olan farklı kredi teklifleri arasında bir tercih yapmasını sağlamaktır. Bu nedenle YYO tüketicinin istediği finansal araçlarla birlikte yükleneceği tüm yükümlülükleri kapsamalıdır. Hariç tutulan sadece, başka bir sözleşmeye konu olması halinde, yaygın olmayanlarla birlikte (şekil ve miktarına göre) müşterinin şekil ve miktarını tahmin edebileceği bu tür yaygın ve önemsiz özellikteki masraflar olabilir. Madde 1 a (2) (v) de aynı zamanda yalnızca bu hükümde belirtilen hallerin meydana gelmesi durumunda kredinin geri ödemesini garanti altına almak için uygun olmayan bir şekilde olarak sigorta primlerinin dahil edilmesi için zorlar.
YYO’nun daha önceden belirtilen işlevi ışığında, tüketiciye teklif edilen kredinin şartlarını etkilese bile Direktifin üyelik masraflarına yaklaşımı doğru görünmektedir.
Transfer ve hesap masrafları ile ilgili olarak Direktif tarafından teklif edilen çözüm tüketiciyi ilave yaygın olmayan masraflar için ayrı bir sözleşme için kıyaslanabilir bir duruma koyacak bir değişiklik gerektirmektedir. Vazgeçip başka tip bir hesap seçmek, eğer tüketici kendisine gösterilen YYO’nun hesap ya da transfer masrafları gibi diğer beklenmeyen ilave masrafları kapsadığından haberdar değilse yeterli değildir. Yeni tüketici kredisi direktifi için İkinci Teklif Önerisi, sözleşme öncesinde kredi teklifinin dezavantajlarını açıklamak için borç verene bir yükümlülük getirecek olan bir çözüm planlamıştır. Hissedarlarla yapılan görüşmeler sonucunda 6. madde değiştirildi ve kredi sözleşmesinin avantajları ve dezavantajları hakkında bilgilendirme yükümlülüğü silindi, ancak, diğer yandan hesap ve transfer masraflarının tüketiciye yazılı ya da diğer uygun iletim araçlarıyla bildirilmesi yükümlülüğünü belirtilmesi madde 6 (2) (f)’ye eklendi.
Direktifin 1990 değişikliği YYO’nun hesaplanması için bir matematik formülü getirdi. YYO’nun hesaplanması amacı için ay, yıl, vb gibi rakamları 1998 yılındaki ikinci değişikliğe konuldu. Bir yılda 365 ya da 365,25 gün olması gerektiği, ve bu nedenle bir ayın da 365,25 rakamının 12 ile bölünmesinden elde edilen 30,4166 oluşması gerektiği ifade edildi. Kesirli ifadenin altında bir rakamın gücü bir yıldaki günlerin sayısını gösteren 365,25 olarak gösterilen ödeme zamanında ifade edilmektedir.
YYO’nun hesaplanmasında kullanılan formül, eğer faiz oranları, hesaplanmasında kullanılan masraflar ve kredi sözleşmesi zamanı ya da geri ödeme zamanı değişkense etkin olarak kullanılamaz. Daha önceden bu tür hususlar için Direktif, cari hesap kredileri için sadece 6. madde tarafından gerekli görülen bilgilendirmeyi talep ederek kredi sözleşmesindeki YYO hakkındaki beyandan vazgeçti, bunlar: faiz oranı ve diğer uygulanacak masraflarla birlikte ilgili değişikliğin şartları. 6. maddeye atıf, madde 6 (2)’nin borç verenin tüketiciyi her değişen faiz oranı için bilgilendirme yükümlülüğünün geçerli olup olmadığı sorusunu ortaya koyabilir. Direktifin 1990 yılındaki değişikliği değişken verili krediler için (pek çok durumda değişken faiz oranlı ya da “yenilenebilir krediler” olarak bilinen kredilerle ilgili sözleşme için belirsiz zaman ve finans miktarı) YYO hesaplanması sorunu bağlayıcı varsayımlar sunarak çözmüştü. Bu çözüme göre, YYO taraflar tarafından taahhüt edilen bir zaman süresince sözleşme yapımı anında geçerli olan faiz oranları ve masraflara göre hesaplanacaktı. Madde 4 (2) (b) YYO’nun değişiklik şartlarının kredi sözleşmesinde belirtilmesini gerektirir. Bununla birlikte, kredi kuruluşunun, büyük olsa bile, sonrasında meydana gelen YYO değişiklikleri hakkında ya da fiz oranları ve onun hesaplanmasında geçerli olan diğer masraflar konusunda tüketiciyi bilgilendirme zorunluluğu yoktur.
4.2.1.2.kredi sözleşmesinde daha ileri finansal endeksler
Önceki paragraf YYO’nun hesaplanarak tüketici kredi sözleşmesinde yazılı olarak belirtilmesi yükümlülüğünden bahsetti. Yukarıda belirtilen bazı masraflar (bakınız bölüm 2.1.1.1) YYO hesaplanmasına dahil edilmemiştir ancak, kredi sözleşmesinde sıralanması gerekmektedir. Borç veren aynı zamanda ödeme şartlarını ve mümkün olan durumlarda, kredi sözleşmesinin var olduğu süre içinde alınacak masrafların toplamını da belirtmelidir. Masrafların toplam miktarını kredi sözleşmesinde belirtmek mümkün değilse, borç veren bir hesaplama metodu ya da en yakın muhtemel tahminleri açıklamalıdır.
Direktifin kredi sözleşmesine bazı masraflar hakkındaki hükümleri dahil etme yönündeki yükümlülüğü, sadece taraflarca temin edilmesi halinde tüketiciyi sorumlu kıldığı için tüketicinin korunmasına dair önem göstermez (ayrıca bakınız aşağıdaki bölüm 2.1.2.). sadece bilgilendirme özelliği masraflarının toplamının ya da mümkün olan tahminlerin bildirilmesini emreden önlemlerdir.
Sigorta primleri ve diğer garantiler için masraflar durumunda olduğu kadar transferler ve hesap tutmak için diğer masraflar için de Direktifin bu rakamları yazılı bir sözleşmeye dahil etme isteği – anormal derecede yüksek ya da hissedilir miktarda bir meblağ oluşturması halinde tüketicinin dikkatini bu masraflara çekebilecek daha ileri seviyede koruyucu araçlar olmadan- yeterli olmayan bir koruyucu önlem olarak kabul edilir (bakınız bölüm 2.1.1.1).
Madde 4 (2) (d) aynı zamanda bu gibi masrafların toplamının mümkün olan durumlarda belirtilmesini gerektirir. Direktifin bu şartı hiç bir itiraz oluşturmaz.
Benzer şekilde Madde 4 (2) (c) kredi sözleşmesinde tüketiciyi mecbur tutan geri ödemelerde miktarın, sayının geri ödeme aralığı ya da tarihlerinin belirtilmesiyle birlikte faiz ve diğer masrafların, mümkün olması halinde, “tüm bu ödemeleri” toplamının belirtilmesini getirir. Bu hüküm tüketiciyi taksitlerin kesin öğeleri hakkında bilgilendirmek ve geri ödeme takvimiyle birlikte bu ödemelerin ilgili öğelerinin toplam miktarı hakkında bilgilendirme yükümlülüğü olarak yorumlanabilir.
4.2.2. kredi sözleşmesinin diğer önemli şartları
Madde 4 (3) kredi sözleşmesinin YYO dışındaki diğer önemli şartlarının (yazılı olarak) belirtilmesini gerektirir. Direktif bu şartları Direktifin Ek 1’inde sadece örnekleme yoluyla belirtir. Bu nedenle bağlayıcı özelliği yoktur. Üye Ülkeler temin edilecek kredi sözleşmesi şartları konusunda karar vermekte serbesttirler.
Madde 4 (3) sadece bilgilendirici bir hüküm olarak görülmelidir. Geçerli bir tüketici kredi sözleşmesi yapmak için gerekli unsurları tanımlamaya çalışmaz. Ayrıca amacı da finansal kurumlarla tüketiciler arasındaki kredi sözleşmelerinin bazı şartlarının başka araçlarla düzenlenmesi için bağımsız bir kontrat ya da başka bir yolla garanti edilmesine izin vermek değildir. Bu tür sonuçlar Direktifin Madde 4 (1)’in ifade tarzında açıkça ortaya konur. Ek 1’in hükümleri farklı kredi sözleşmeleri arasında bölünmüştür (örneğin, belirli mal ve hizmetlerin alımı için kredi, kredi kartı sözleşmeleri, cari hesaptan işletilen kredi sözleşmesi, Direktif tarafından kapsanan diğer kredi türleri). Bunların bazıları bilgilendirme kriteri olarak Madde 4 (3)’ün amacı ile örtüşür, diğerleri de, eğer kredi sözleşmesinin taraflarının yasal hak ve yükümlülüklerini şekillendireceklerse şartları belirlenmesi gereken kredi sözleşmesi şartları olarak sınıflandırılabilirler. Sadece mal ve hizmetlerin alımı için, madde 6’de ifade edildiği gibi, tüketicinin yetkili olacağı bir bilgilendirme olarak, erken ödeme yapması halinde bir indirim ya da satın alınan mal ve hizmetleri sahipliğinin belirtilmesi, verilen kredilerle ilgili olarak sözleşme bağlamında satın alınan mal ve hizmetin nakit fiyatının belirtilmesi yükümlülüğü tamamen bilgilendirme olarak kabul edilebilir. Bunların yazılı sözleşmeye dahil edilmeleri ya da dışında tutulmaları tüketici haklarını ya da yükümlülüklerini belirlemeyecektir.
Güvenlik ya da sigorta ile ilgili bu gibi bazı hükümler, sadece ayrı olarak belirtildiğinde bir bilgilendirme anlamı olabilir. Bu gibi durumlarda ayrı sözleşme yapılması ihtiyacı yeterli koruyucu ve bilgilendirici önlem olarak görülebilir.
Yukarıda bahsedilenlerden sözleşmede sözleşmenin belirli şartlarının belirtilmesi yükümlülüğünün tüketicinin korunması derecesinde önemli bir rol oynamadığı sonucu çıkarılabilir. En önemlisi yükümlülük formu ve YYO’nun belirtilmesi yükümlülüğüdür. Form yükümlülüğü kredi kuruluşunu tüketiciyi sorumlu tutmak için belli sözleşmeye dair hükümleri yazılı olarak belirtmeye zorlar.
4.2.3. Form
Halihazırda belirtildiği üzere, Direktifin 4 (1) maddesi Üye Ülkelere ulusal kanunlarında Direktifin kredi sözleşmesinin yazılı formunun tüm kapsamlarıyla uygulanmasının sağlanması için yükümlülük verir.
Direktifin yazılı tüketici kredi sözleşmesinin hükümsüz olması için etkili olacak başka bir düzenleme gerektirmediği gözden kaçırılmamalıdır. Böylece, Üye Ülkeler bir kredi sözleşmesinin gayrı resmi yapılmasının sonuçları hakkında karar vermekte serbesttirler.
Daha ileri seviyede Madde 4 (1)’in yükümlülüğünün tüketici kredi sözleşmesinin elektronik ortamda yapılmasına izin vermediği görülür. Eğer Üye Ülkelerin ulusal kuralları elektronik araçların yazılı sözleşme formuyla eşdeğer olarak kullanılmasına imkan sağlıyorsa, bu gibi bir hükmün uygulanması Direktifin Madde 4 (1)’in yürürlüğe konulması için kullanılacak kurallara bağlı olarak hariç tutulmalıdır.
4.2.4. Kontrat olmadan hesaptan çekilen fazla para
Direktifin 6 (3) maddesi cari hesap için sözleşmede gerekleri yerine getirilmeden hesaptan çekilen fazla para için, eğer üç ayı geçen bir zaman süresi içinde mevcut olursa, belli bilgilendirici yükümlülükler getirir. Bu yükümlülükler taahhüt edilen fazla para çekmelere uygulananlarla aynıdır ve şunları belirtilmesini kapsar:
- yıllık faiz oranı,
- uygulanacak masraflar,
- bu nedenle yapılacak her hangi bir değişiklik.
Direktifin yukarıda belirtilen hükmüne göre finansal kuruluşun tüketiciye kredi kuruluşu tarafından izin verilen ve hesap sözleşmesinde yer almayan fazladan çekilen paranın varlığı hususunda üç ay sonra konu ile alakalı bilgi verme zorunluluğu vardır.
Her ne kadar Direktifin madde 6 (3)’ünün bilgilendirici koruyucu önlem olarak anlaşılması gerekse de, onun kelimesi kelimesine yürürlüğe konması fazla para çekmenin meydana gelmesinden üç ay sonra kredi kuruluşunun pasif davranışı olarak yorumlanmasının kuralı ile aynı anlama gelir. Bu süreden sonra kredi kuruluşu için hesaptan fazla para çekme için rıza beyan etmesi imkansız olmalıdır. Belirtilen süre sonrasında kredi kuruluşu tüketiciyi zaman geçirmeden bilgilendirmelidir. Madde 6 (3)’ün bu etkisi bununla beraber, ticari kredi kuruluşları müşterilerine aylık olarak hesap özeti bildiriminde bulundukları için uygulamada önem ifade etmemelidir. Hesaptan fazla para çekmeye borç verenin rızası varsayımı, ki bu bahse konu hesap sözleşmesindeki bir değişiklik, pek çok durumda, hesap sözleşmesinde yer almamasına rağmen hesaptan fazla para çekme meydana gelmesinden üç aylık süreden önce bile mümkün olacaktır.
4.3. Konsey Direktifi 90/314/EEC
Direktif 90/314 paket seyahat, tatil ve turlar formundaki turizm hizmetleri temini için prensiplerin düzenlenmesine ayrılmıştır. Direktifin amacı turizm hizmetleri piyasasının tüketici ve katılımcılarını bu hizmetlerin hükümlerinin ortak standartlarıyla güvence altına almaktır.
Direktif, diğerlerinin yanı sıra, bir turizm hizmeti satın alma kapsamı içindetüketici ve organizatör / perakendeciyi bir araya getiren sözleşmeyi işaret eden direktifin içeriği altında bir turizm etkinliğinin satışına dair sözleşme yapımının seçilen yasal halleri hakkında birleşik yükümlülükler getirir. Topluluk yasa koyucusu, müşterilerle, aynı zamanda yapılan sözleşmenin minimal içerik ve form gereklilikleri hakkındaki düzenlemeleri taşıması gereken sözleşmelerin “son anda” yapılmasına izin verir.
Turizm etkinliğinin düzenli olmayan ve değişken özelliğine yapılması gerekli olan vurgu direktif içinde göz önünde bulundurulur. Bu kapsamda direktif, seyahat ve konaklama kapsamında bir arada satılan en az iki unsurun önceden ayarlanmış bileşimi olan paket hizmetleri sunan turizm endüstrisinin taleplerine topluluk yasa koyucusunun bir cevabını teşkil eder. Turizm etkinliklerinin satış hizmetinin karma özelliği sunulan hizmetlerin içerik ve kalitesi için teklif şartlarının kesin tanımı ve sözleşmeden doğan garantilerin yerine getirilmesi ihtiyacını doğurur.
Yasal açıdan, paket hizmetlerin karma özelliği, organizatör / perakendeci ile yapılan tek bir sözleşme içinde formüle edilmiş, genellikle farklı kuruluşlar olan ulaşım, konaklama, yiyecek içecek hizmetleri, turlar formunda belirli hizmetler için bir yığın sözleşme oluşturur. Bu bakış açısından, bir turizm etkinliği için yapılan sözleşme aslında parçalar halindeki hizmetler paketini birleştirir.
Hizmetle ilk temas tüketiciye çoğunlukla tanıtıcı malzeme ve broşür formunda sözleşme öncesi bilgi sağlar. Sözleşme öncesi bilgilendirme yükümlülüğünün detaylı bir tanımından ayrı olarak, kanun koyucu direktifte bunların ileriki sözleşme aşamalarındaki bağlayıcı özelliklerini vurgulamıştır. Tüketici hizmetleri kapsamında, fiyat sunumu hususunda ve diğer sözleşme şartları hakkında tanıtıcı materyalde yer alan bilgilerle yanlış bilgilendirilemez. Tüketiciye verilen bilgi sadece organizatör / perakendeci için bağlayıcı değil, aynı zamanda resmi olarak bir hizmetin hükümleri için ileriki sözleşmenin içeriğini belirtir. Tüketiciyle yapılan sözleşmenin içeriği direktifin ekinin içeriğine uygun olarak ayrıntıları ile belirtilen, müşteri için hazır bulundurulan ve müşteriye verilen bilgi temelinde daha sonra düzenlenecektir.
Sözleşme öncesi aşamada verilen bilgiyle karşılaştırıldığında verilen hizmetin ayrıntılarındaki değişiklikler sadece tüketiciye sözleşmenin yapılmasından önce bildirilmesi halinde mümkündür. Bu aşamada tüketici sözleşmeyi yapmama ya da bildirilen değişiklikleri göz önünde bulundurarak yapma konusunda bilinçli bir karar verebilir. Ancak, sözleşmenin yapılmasından sonra, sunulan hizmetlerin şartlarına dair orijinal olarak verilen bilgide aykırılıklar sadece sözleşmenin tarafları arasında bir anlaşma yapılmasıyla mümkündür.
Doğrudan sözleşme yapımı aşamasına dair direktifin koruyucu tekniği, Üye Ülkelerin Direktifin 4. maddesi 2. bendinde belirtilen sözleşme ile ilgili prensipler ortaya koymalarının kesin yükümlülüğü temeline dayanır. Direktif yazılı ya da başka bir formdaki sözleşmenin anlaşılabilir ve ve tüketici için erişilebilir olması ve sözleşme yapılmadan önceye tüketiciye iletilmesi gerektiğini belirtir. Bunun yanında, tüccar içeriğinde tüm sözleşme hükümleri olacak şekilde bir nüshasını yaparak tüketiciye vermekle yükümlüdür. Direktif tüketici ile yapılan sözleşmenin içeriğinin minimal kapsamını oluşturan sözleşme şartlarını net bir biçimde belirtir. Tüketici ile yapılan sözleşmenin içeriği kapsamında belirtilen minimal yükümlülükleri oluşturan ve Direktifin 2. maddesi, 2. paragrafı (a) bendinin görüşlerini taşıyan sözleşme şartları direktifin ekinde tanımlanmıştır. Gerekli olan sözleşmeden kaynaklanan bilgiler tamamıyla tüketiciye önerilen etkinliğe yönelik olacak ve şunları içerecektir:
a) kalış sürelerinin,konuyla ilgili sürelerin tarihleriyle belirtildiği, seyahat varış yerleri,
b) kullanılacak seyahat araçlarının özellikleri, kategorileri, tarih, zaman, gidiş ve dönüş noktaları,
c) paket konaklamayı kapsıyorsa, yeri, turizm kategorisi ya da konfor seviyesi, temel özellikleri, ilgili ev sahibi Üye Ülkenin kurallarını uyumu ve yemek planı,
d) paketin uygulanması için minimum sayıda insanın gerekip gerekmediği ile, eğer gerekiyorsa, etkinliğin iptal edilmesi halinde tüketiciyi bilgilendirmek için son gün,
e) seyahat programı,
f) ziyaretler, geziler ya da paket için anlaşılan toplam fiyata dahil olan diğer hizmetler,
g) organizatörün, perakendecinin adı ve adresi, olması halinde sigortacı,
h) paketin fiyatı, Madde 4 (4)’ün altında fiyat değişikliklerinin ihtimalininbelirtilmesi ve belirli hizmetler için (hava alanlarındaki toprak, uçağa biniş, uçaktan iniş, turizm vergileri) bu gibi masraflar paket fiyata dahil değilse, ödenecek her hangi bir harç, vergi ya da ücretin belirtilmesi,
i) Ödeme takvimi ve ödeme metodu,
j) Rezervasyon yaparken tüketicinin organizatör ya da perakendeciye iletmiş olduğu ve her iki tarafça kabul edilen özel gerekler,
k) Sözleşmeye uyulmaması ya da düzensiz uygulanması halinde tüketicinin yapması gereken şikayetin yapılacağı süre,
Direktif fiyat değişimine dair sözleşmenin içeriğindeki hükmün uygulanmasını yasaklamaz. Ancak, kesin ifadelerle tanımlanmış olan bir fiyat hesaplama metoduyla sözleşme yapılmasından sonra yukarı ya da aşağı doğru yapılacak fiyat düzeltmesi ihtimalini saklı tutar. Aynı zamanda, bir seyahatin başlamasına yirmi günden az kalan bir süre içinde fiyat artışı olamaz. Kabul edilebilir fiyat değişiklikleri ancak direktifte belirlenen ve şunları içeren durumlarda olabilir:
- yakıt fiyatını içeren seyahat bedelleri,
- hava alanlarındaki toprak, uçağa biniş, uçaktan iniş, turizm vergileri gibi belirli bir hizmet için ödenecek her hangi bir harç, vergi ya da ücretler,
- belirli bir pakete uygulanan döviz oranları.
Diğer önemli sözleşme hükümlerinin kapsamı içinde olduğu kadar bu gibi bir değişikliğin kabulüne sözleşme içinde izin verilmemişse ya da bunlar Madde 4 (4) bent (a)’da belirtilen durumların dışında meydana gelmişse, sözleşmenin içeriğinde yapılacak değişiklikler ancak Direktifin 5. maddesinde belirlenen şartlarla mümkün olabilir. Bir değişiklik için neden ancak tüccarı sözleşmede önemli değişiklikler yapmaya zorlayan şartlar olabilir. Bu durumda, hizmetin perakendecisi tüketiciye sözleşme şartlarında yapılmasına ihtiyaç duyulan değişiklikler hakkında mümkün olan en kısa sürede bilgi verecek ve tüketicinin şunlara dayanarak serbest seçim yapmasına imkan tanıyacaktır:
- sözleşmeden kaynaklanan bir ceza ödemeden sözleşmeden çekilme kararı vermek;
ya da
- önerilen değişiklikleri kabul etmek.
Bu durumda direktif tüketiciye karar hakkında organizatör / perakendeciye mümkün olan en kısa sürede bilgi verme yükümlülüğü verir. Tüketicinin sözleşme için önemli olan değişiklikleri kabul etmesi durumunda taraflar sözleşmeye bir ek hazırlayarak uzlaşılan değişikliklerin hizmetin fiyatı üzerindeki etkisini de aynı zamanda belirterek uygulamaya sokarlar. Önemli sözleşme hükümlerini kabul etmeme ve sözleşmeden çekilme durumunda tüketici şunlara hak kazanır:
- Direktifin madde 6 (a)’da belirtilen şartlarda aynı ya da daha yüksek kalitede başka bir etkinliğe katılmak,
- Sözleşme kapsamında ödenen bütün ücretlerin geri ödenmesini talep etmek.
Bunun yanı sıra, sözleşme maddeleri arasında seyahat esnasında sözleşme uygulamalarının her hangi bir yerine getirilmemesi durumunda tüketicinin organizatör / perakendeciyi haberdar etmesini gerektiren bir not bulunmalıdır. Uyarı mümkün olan ilk fırsatta yazılı ya da diğer uygun bir formda olmalıdır.
Aynı zamanda direktif sözleşmenin hatalı uygulanması ya da uygulanmaması durumunda organizatör / perakendecinin sorumluluğunu kısıtlayan ya da hariç tutan sözleşmedeki maddelerin uygulanmasının kabul edilemezliğini saklı tutar.
Son on yıl tüketicilerin turizm hizmeti alırken bilgi edinme metodlarında ve tekniklerinde önemli değişiklikler getirmiştir. Bu, Internet aracılığıyla satın almalar tarafından büyük ölçüde desteklenen turizm endüstrisinin dinamik gelişimine dikkatini veren topluluk kanun koyucusu tarafından göz önüne alınan bir konudur. Diğerlerinin arasında, Komisyonun ilgisini çeken ve sözde seyahatlerin dinamik organizasyonu (dinamik paket) olarak adlandırılan formda gittikçe daha sık şekilde satın alınan, turizm hizmetlerinin “yığılması”nın yeni bir metodunun tanımlanması planlanan direktif değişikliği konusu belirli hizmetlerin ayrı hizmet sağlayıcılardan satın alınması temeline dayanmaktadır. Uygulamada bir turizm hizmetini bu şekilde “yığma” metodu, bütün ya da parçalar halinde direktif tarafından uygulamaya konulan turizm hizmetleri sağlanması rejiminin bazı durumlarda ihmal edilmesine imkan tanıyan Direktif madde 2 (1) tarafından kabul edilen “turizm etkinliği” tanımının çoğu zaman dışına çıkar.
4.4. Konsey Direktifi 93/13/EEC
Direktifin bir öngörüsü, Avrupa hukukunda mal ve hizmet satışı olarak geniş biçimde tanımlanan tüketici sözleşmesindeki adil olmayan şartlara karşı tüketiciyi koruyan Üye Ülke düzenlemelerini birleştirmektir. Direktif sektör özelliğinden yoksundur ve prensip olarak mal ve hizmet tedarikçisi ya da tüccarı ile birlikte kamu özelliğindeki hizmetler için yapılan bütün sözleşmelere hitap eder. Direktif kapsamı içinde muafiyet iş sözleşmelerine, tevarüs hakları ile ilgili sözleşmelere, aile kanunu altındaki haklarla ilgili sözleşmelere ve şirketlerin birleşmesi ve organizasyonu ya da ortaklık sözleşmelerine tanınmıştır. Düzenleme, maddeleri ve sözleşme örneklerini inceleyerek tüketicilerle yapılan sözleşmelerdeki eşitsizliklerin durumunu düzeltmek amacıyla tüketici ticari kanunlarının tümünü sektörel ve genel bir yolla etkiler.
Direktif hem özel hem de kamu sektörü tüccarlarını, tüketiciye adil ve doğru muamele talep ederek ve yasal olarak haklı olan müşteri taleplerini göz önünde bulundurarak iyi niyet prensipleri içinde hareket etmelerini zorunlu kılar.
Direktif aynı zamanda direktifin 5. maddesinde belirtilen açıklık için genel yükümlülüklere de uyması gereken tüketiciye sunulan sözleşmelerin içeriğine de atıfta bulunur. Sözleşme şeffaflığı prensibi tüketiciye sunulan sözleşme şartlarının düz ve anlaşılır bir dille yazılı olmasını gerektirir.
Direktifin temel öngörüsü ve ana konusu tüketici ile bireysel olarak görüşülmeyen sözleşmedeki tüm şartları potansiyel olarak kapsayan sözleşmedeki adil olmayan tüm şartları içeren bir yasaklamadır. Bireysel olarak görüşülmeyen sözleşmenin yapılmasından önce sözleşme maddelerinin formüle edilmesini sağlayan madde tüccar tarafından daha önceden hazırlandığı için içeriği tüketici tarafından etkilenemez. Belirtilen prosedür özellikle önceden hazırlanan ve standart sözleşmelere dahil edilen, örnek sözleşmeler, düzenlemeler, prensip olarak belirli bir müşteriyi amaçlamayan ancak sınırsız sayıda potansiyel mal ya da hizmet alıcısına hitap eden sözleşmelere atıf yapar. Açık bir şekilde, maddelerin uygulanması sözleşmenin hızlandırılması, sözleşmenin konusu, fiyat, yer ve sözleşmenin süresi vb gibi değiştirilebilir sözleşme şartlarının formunda bir dizi pozitif yönlü değişiklik sağlar. Sözleşme örneklerinin negatif yönü prensipte oluşturulmasında tüketicinin özgürlüğünün kısıtlanması ile ve tüketicinin belli yaklaşımı nedeniyle, genellikle sözleşme hakkında fazla bilgili olmaması ile bağlantılıdır.
Direktifin 3. maddesi 2. paragrafından sözleşmenin yapılmasından önce bilmesi için ihtimal mümkün olmayan tüketiciyi kesin olarak bağlayıcı sözleşme şartları potansiyel olarak adil olmadığı kabul edilir. Maddenin sözleşmenin ana konusunun tanımına atıfta bulunan şartları kontrol etmediği ya da fiyatın uygunluğunu, karşılığında verilen mal ve hizmetlerin sıralamasını, şartların tüketiciye açık ve anlaşılabilir bir dille iletilmemesi durumunu saklı tutar. Tüm sözleşme kararları, bir ya da birden fazla belgede yer alıp almadığına bakılmaksızın direktif rejimi tarafından desteklenmektedir. Yazılı ya da sözlü formdaki bir sözleşmenin uygulanmasından bağımsız olarak direktif düzenlemesi tarafından kapsanan tüketicinin korunması hiç bir zarar görmemelidir.
Maddelerin ihlal kontrolü, sözleşmenin yazılı olarak sunulması ve düz ve anlaşılabilir bir dille hazırlanmasını gerektirerek, sözleşme şeffaflığı prensibine karşı gelebilecek tüketici sözleşmesi maddelerinin formüle edilmesi metodu ve alanına hitap eder. Bu yükümlülük özellikle tüketicinin temel hizmetler hakkındaki örnek maddeleri bilmesi ve yapılmış sözleşmenin hükümleri hakkında tam bilgiye sahip olması gerekliliğini içermelidir. Tüketici gerçek anlamda yapılacak sözleşmenin şartlarını tanıyabilecek yeterlilikte olmalıdır. Özellik bakımından ve yapılan sözleşmenin konusu açısından gerçekleştirme ve spesifikasyonlarını belirleyecek şartlar, açıklık gerekliliklerine tabi olsalar bile sözleşme şartlarının formüle edilme metodları değerlendirilmelidir.
Bireysel olarak görüşülmeyen bir sözleşme şartı, eğer iyi niyet yükümlülüğüne karşı olarak, tüketicinin aleyhine sözleşmeden doğan tarafların haklarında ve sorumluluklarında belirgin şekilde eşitsizliğe neden oluyorsa adil olmadığı kabul edilecektir.
Direktif ışığında adil olmadığı kabul edilen maddeler direktifin ekinde sıralı örnekler olarak sunulmuştur. Direktifin özelliğine uygun olarak kompozisyon Üye Ülkelerin daha bağlayıcı bir özellikle, yasaklanan madde listelerini oluşturabilmeleri için minimal özelliktedir.
Direktif sözleşme şartlarını kontrol etmek için iki metoda izin verir. Maddelerin bireysel kontrolü B2C ilişkisinin belirli bir sözleşme durumuna dair sözleşmenin içeriğinin değerlendirilmesi üzerine kurulmuştur. Bu metoddan ayrı olarak direktif Üye Ülkelerin sözleşmelerdeki adil olmayan şartları kullanılmasına devam edilmesini önlemek için etkili araçlar uygulamaya koymasına yetki verir.
Madde kontrolüne konu olan belirli sözleşme hükümleri tüketici ile görüşülmeyen maddelerdir. Ancak, seçilen maddeler kapsamında tüketicinin görüşmesine izin verilen maddeler geriye kalan görüşülmeyen sözleşme şartlarının direktifin rejimi dışında tutulmalarına neden olmaz. Önerilen sözleşme şartlarının tüketiciye sunulmasının ekonomik uygulamada oların görüşülmesine imkan tanımayacağının not edilmesi gerekir.tüccarın tüketiciyle görüşmeden önceden formüle edilmiş örnekleri kullandığını gösteren sözleşmenin bağlayıcı özelliğini ifade etmek görüşülen maddelerle birlikte tüm sözleşme içeriğinin ihlal kontrolüne konu olmasına neden olur.
Bir maddenin ihlal özelliği taşıdığının ortaya çıkmasının sonucu sözleşmeden ortaya çıkan sonuçların kabul edilmemesidir. Sözleşmenin geriye kalan kısmı adil olmayan maddeler olmadan devam etmesi mümkün olduğu sürece tüketici için bağlayıcıdır. Tüketici tarafından sözleşmede şüpheli görülen her hangi bir madde tüketici yararına iptal edilecektir. Sözleşmede yer alan şartlar hakkında ve onların sözleşmenin uygulamasındaki etkileri hakkında müşterinin sözleşmenin yapılmasından önce bilgisinin olduğunu ispatlama yükü tüccarın üzerindedir.
Sözleşme örneklerinin teorik kontrollerinin yapılmasının kabul edilebilirliği, tüketici yararına mahkemelerde ya da kamu kurumlarında tüccarlar ya da tedarikçiler tarafından önerilen mal ve hizmet sözleşmelerinin izin verilebilirliklerinin geçerliliği hakkında girişimde bulunan belirli kişi ya da organizasyonlar tarafından yapılmasını emreder. Teorik kontrole dair direktif, direktif ulusal yasalarında uygulamaya koyacak Üye Ülkelerin yeterliliklerinin tanımında sözleşme şartlarının adil olmamasına dair bir yaptırım öngörmez.
4.5. Direktif 94/47/EEC
Direktifin amacı, Üye Ülkelerin kanunlarındaki, düzenlemelerindeki ve idari hükümlerindeki farklılıkları ortadan kaldırmak suretiyle müşterilerin devremülk zemininde taşınamaz mülklerin kullanımı haklarının korunması ve ortak standartların belirlenmesidir. Direktif tarafından düzenlenen konu, sözleşme yapımının seçilen yönlerinin minimal içerik gerekliliklerini (bu gibi sözleşmelerin içerik detaylarını açıklamadan), sözleşmenin yardımcı unsurlarını, bilgilendirme hususlarını, sözleşmenin iptali, sözleşmeden çekilme prosedürlerini devremülk sözleşmelerinin mümkün olduğunca geniş bir tanımını yaparak belirlemektir.
Devremülk sözleşmesine dair bu gibi bir varsayımın sonucu Üye Ülkenin yasal sistemine bağlı olarak direktifte tanımlanan şartlarla gayrı menkullerin kullanımına izin veren sözleşmelerin değişik yasal özelliklerinin izin verilebilirliğidir. Uygulamada, devremülk sözleşmeleri mecburi sözleşme yapımı unsurlarını (kira sözleşmesi, belli bir işin yapılması için sözleşmeler, vekalet sözleşmeleri) birleştirir ve mülkiyet çıkarı kurulması üzerine inşa edilebilirler.
Devremülk sözleşmelerinin yasal özelliğini belirtmeden, topluluk kanun koyucusu dikkatini sözleşme yapılırkenki aşamada önemli olan hususların detaylı olarak düzenlenmesine ve devremülk sözleşmesinin içeriğindeki seçilen unsurlara yoğunlaştırmıştır. Direktifin 2. maddesinde yer alan devremülk sözleşmesinin genel tanımında, aşağıdaki devremülk sözleşmesinin temel özellikleri ortaya çıkar:
- en az üç yıllık bir süre için sözleşmenin yürürlük süresi,
- gayrı menkulün periyodik kullanımı için hak edinimi,
- bir haftadan az olmamak üzere gayrı menkulün kullanımı.
Direktif, satıcıya sözleşme öncesi aşamada hatırlanacak, ileriki sözleşmenin taraflarına dair verilen bilginin bağlayıcı özelliğinin hükümlerince güçlendirilen geniş bir bilgilendirme görevi yükler. Direktifin madde 3 (2)’sinin açık yükümlülüğü Direktifin madde 3 (1) de tanımlanan sözleşme öncesi aşamada sağlanan tüm bilginin sözleşmenin ayrılmaz parçası olması gerektiğini belirtir. Bu sözleşmeye konu oluşturan gayrı menkulün genel tanıtımını, satıcının ve mülk sahibinin kişisel bilgilerini, ilave masraf ve ücretlerle birlikte kullanım ücretini içeren bilgiyle birlikte sözleşmeden çekilme ve sözleşmenin geçersiz olmasına dair bilgidir.
Sözleşmenin yapılması öncesinde temin edilen bilginin sözleşmenin içeriğindeki bağlayıcı özelliğinden çıkarılmasının kabul edilebilirliği satıcının kontrolü dışında kalan şartlardan kaynaklanan değişikliklerle sınırlandırılmıştır. Eğer bu tür değişiklikler meydana gelirse, bunlar sözleşmenin yapılmasından önce müşteriye iletilmeli ve ilerideki sözleşmenin içeriğinde açıkça belirtilmelidir. Her iki tarafın da izniyle başka değişiklikler de uygulanabilir.
Sözleşme yapım aşamasına dair direktif tarafından düzenlenen diğer bir temel konu da sözleşmeye konu olan gayrı menkulün kullanım prensipleri ve genel olarak anlaşılan özellikleri kapsamındaki minimal yükümlülüklerin tanımı ile oluşturulmuştur.
Sözleşmeye dahil edilmesi gereken bilginin kapsamı sözleşme içeriğinin gerekli bilgi unsurları doğrultusunda sözleşmenin eklerinde tanımlanır, bunlar:
- her iki tarafın kişisel bilgileri ve adresleri,
- mülk sahibinin tarafın kişisel bilgileri ve adresi,
- sözleşmeye konu olan hakkın kesin özelliği,
- gayrı menkul ve yerinin detaylı tanımı, ortak ekipmanın tanımı,
- diğerleriyle birlikte, eğer gayrı menkul halen inşa halindeyse şunların da tanımı olmalıdır: inşaatın ilerleme durumu, gayrı menkulün inşaatının tamamlanması için planlanan geciktirilemez son tarih, inşaat izin sayısı, garanti prensipleri,
- tüketiciye sunulacak hizmetler (ışıklandırma, su, korunma, çöp toplama),
- gayrı menkulün bakım ve korunmasının organize edilmesi için prensiplerle birlikte gayrı menkulün idaresi ve yönetimi için prensipler,
- sözleşmeden doğan hakların değiştirilmesi ya da kaldırılması imkanının belirtilmesi; haklardaki her hangi bir değişiklik ya da kaldırma ile ilgili maliyet nedir?
- Sözleşmenin her iki taraf arasında imzalandığı yer ve tarih.
Bununla birlikte, sözleşme kullanım hakkının kesin süresini, sözleşmenin süresini ve tüketicinin yükümlü olduğu hakların fiyatını belirtmek zorundadır. Gayrı menkulün kullanım bedelinden ayrı olarak sözleşme tüketicinin karşılaşacağı tüm diğer masrafları da belirtmek zorundadır (ekipman kullanım ücreti, hizmet kullanım ücreti, sabit giderlerin hesaplanma şekli, idari, sözleşmeye dair, koruma). Masrafların ayrıntılı bir tanımından ayrı olarak, sözleşmenin önemli bir yükümlülüğü de, sözleşmede belirtilen masrafların dışında müşteriyi daha başka masraf ve ücretlerin ortaya çıkmasından koruyacak bir maddenin konulmasıdır.
Sözleşme içeriğinin zorunlu bir unsuru da sözleşmenin iptali ve sözleşmeden çekilme hakkıyla birlikte n-bunun gerçekleşme şartlarına dair bilgilendirilmedir. Ancak kanun koyucu burada sözleşmenin içeriğine gerekli olan bütün bilgi unsurlarının konmasıyla ilgili olarak eklerde belirlenen şartlara uyulmamasıyla bağlantılı olarak kesin bir yaptırım koymuştur. Sözleşmede, ve hatta öz sözleşmede eklere ve Direktifin madde 5 (1) bent 2’ye uygun olarak gerekli olduğu belirtilen bilgiyi ihmal etmek, sözleşmenin her iki taraf arasında imzalanmasından sonraki üç aylık sürede tüketicinin sebep göstermeden sözleşmeden çekilmesi hakkının ortaya çıkmasına neden olur. Tüketicinin hak kazandığı üç aylık süre, sözleşmenin yapılmasından sonra eksik bilginin kendisine verilmesi halinde kısalmaya konu olur. Tüm bilginin verilmesinin ardından, Direktifin madde 5 (1) bent 1’de belirtilen tüketicinin hakkı olan on günlük bir tempus ad deliberandum süresi başlar.
Tüketicinin hak kazandığı sözleşmeden çekilme hakkının sonucu direktifte, tüketicinin sözleşmeden çekilme hakkını kullanabileceği sürenin dolmasından önce, sözleşmeye tüketici tarafından bir avans ödemesi yapma zorunluluğu konulmasının yasaklanmasıdır.
Direktif Üye Ülkelerin kendi mevzuatlarında tüketicinin bu Direktif altındaki haklarını kullanma isteğini belirttiğinde ya da satıcının bu Direktiften doğan sorumluluklarından kurtulduğunda her hangi bir maddenin ulusal yasalarında ortaya konan şartlar altında tüketicinin bağlanmamasını sağlamasını zorunlu kılar.
Yapılan sözleşmenin formuna bağlı olarak direktif sözleşmenin kesinlikle yazılı olarak yapılması gerektiğini ifade eder. Unutulmamalıdır ki bu yükümlülük, her ne kadar bu belgenin formunda belirtmese de, tarafların bağlanmış olduğu ön sözleşmeyi de kapsar. Direktif düzenlemesinden ayrı olarak, sözleşmenin gerekli formuna uyulmaması durumundaki yaptırımlar hususu da vardır.
Sözleşmenin hazırlanacağı dil hizmetin müşterisinin vatandaşı olduğu ya da ikamet ettiği ülkenin dilidir. Bu dil Topluluğun resmi dillerinden biri olmak zorundadır. Direktifi uygulamaya koyan Üye Ülke, aynı zamanda sözleşmenin Topluluğun resmi dillerinden biri olan, müşterinin ikamet etmekte olduğu ülkenin ulusal dilinde yapılması için ilave bir sorumluluk koymakla sorumludur. Direktifin 4. maddesinden kaynaklanan diğer sorumluluklar, satıcının tüketiciye, aynı zamanda yine Topluluğun remi dillerinden olan, gayrı menkulün bulunduğu ülkenin dilinde sözleşmenin onaylı çevirisini temin etme görevi verir.
4.6. Direktif 97/7/EEC
Topluluk kanun koyucusu tüketicilerin dahil olduğu uzaktan iletişim yoluyla yapılan işlemleri Direktif 97/7’nin koruyucu rejimi altına almıştır. Tüketiciler mal ve hizmetlerin uzaktan alımı için tekliflere oldukça geniş erişim imkanına sahiptir ve direktifin ışığında bu şekilde yapılan sözleşmelerin içeriğinin ve sonuçlarının kontrolüne izin vermekten vaz geçemezler. Bu yükümlülüğü göz önüne alarak, Topluluk kanun koyucusu sözleşmenin yapılmasından sonra tüketiciye teyid edilmek üzere sözleşme öncesi bilgilendirme yükümlülüğü ve sözleşmeden çekilme hakkı getirerek direktifin koruyucu rejimine odaklanmıştır.
Uzaktan yapılan sözleşmeler Topluluk kanun koyucusu tarafından, organize bir satış sistemiyle ya da uzaktan bir hizmet hükmü kapsamında tüketici ile satıcı arasında yapılan mal ve hizmet ile ilgili satış sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Direktif doğrudan sözleşmelerin ana konusunu, ki bu hem mal hem de hizmetler olabilir, düzenler. Ancak direktifin hedef kapsamı tüketiciye uzaktan sunulan finans hizmetlerini, gayrı menkul inşaatı ve satışına dair, bir açık artırma anında yapılmış olan otomatik satış makineleri ve otomatik ticaret yerleri kullanılarak yapılan sözleşmeleri ile birlikte telefon iletişim araçlarının yardımıyla yapılan iletişim operatörleriyle yapılan sözleşmeleri hariç tutar.
Direktif sözleşme yapımının şartlarının ve metodunun tanımına doğrudan atıf yapmaz. Sadece uzaktan yapılan bir sözleşmenin uzaktan iletişim metodları yoluyla yapıldığının anlaşılması gerektiğini belirtir. Bir sözleşmenin yapılması mal ve hizmet sağlayıcı tarafından organize edilen bir satış sistemi aracılığıyla meydana gelir. Direktif, uzaktan iletişim sistemi üzerine ve tedarikçinin profesyonel ya da iş faaliyeti kapsamı içinde idare edilen tedarikçinin organizasyonel olarak kurulmuş bir satış sisteminin gerekliliğini belirtir.
Direktif belli bir sözleşmenin yapılmasının bir ya da daha fazla uzaktan iletişim aracı yardımıyla uygulanmasına izin verir ve ekde bu araçların örneklerinin listesini verir. Farklı uzaktan iletişim araçlarının kullanılması, yeni teknolojilerin gelişmesiyle birlikte farklı sözleşme yapma metodlarının ortaya çıkmasına neden olur, ancak esas olarak, uzaktan yapılan sözleşmelerin yapısal özellik farkını ortaya koyan, sözleşme taraflarının varlığına gerek olmadan sözleşme yapılmasını varsayar ve izin verir.
Direktifin 9. maddesinin güçlü emri tüketicileri bağlamak amacıyla onlara sipariş etmedikleri mal ve hizmet sunumu konusundaki uygulamaları yasaklar. Tüketici sipariş etmediği bir teslimatla bağlı değildir, bu temelde bir sözleşme yapılamaz. Topluluk kanun koyucusu tüketicinin cevabının eksikliğinin bir izin olarak kabul edilemeyeceğini doğrudan ifade eder. Aynı zamanda, uzaktan iletişim araçları kullanılarak olsa bile, sözleşmenin yapılması için uzlaşma olması gerektiğini teyid eder.
Direktifin tüketiciyi sözleşmenin bilinçli yapılması için gereken bilgiden mahrum bırakmayı engelleyerek ve prensipte ileride yapılacak sözleşmenin şartlarının objektif özelliklerinin bildirilmesi amacıyla tedarikçiye direktifin 4. maddesinde belirtilen, sözleşme yapılmadan önce uygun bir sürede, sözleşmenin konusu ve tedarikçi hakkında tüketiciye gerekli bilginin sağlanması yükümlülüğü verir. Sözleşme öncesi verilecek bilginin formu direktifte belirtilmemiştir, ancak bu tedarikçinin işinde kullandığı uzaktan iletişim araçlarının özelliklerinden ortaya çıkacaktır.
Tüketicinin sözleşme yapılmadan önce aldığı ön bilgi yazılı formda ya da diğer kalıcı bir formda sözleşmenin yapılması esnasında uygun bir zamanda ilave olarak teyid edilmelidir. Sözleşmenin yapılmasından sonra gerçekten temin edilen bilginin kapsamı ön bilginin tekrar edilmesinin yanında, teklifin konusu, tedarikçi ve sözleşmeden çekilme hakkı, eğer önceden kalıcı bir formda temin edilmediyse bununla birlikte, garanti ve satış sonrası hizmet, belirsiz bir süre için yapılan ya da bir süreyi aşan sözleşmelerin iptali bilgilerini içermesi gerekir. Direktif bu bilgileri temin edilmesi gereken zamanı kesin olarak belirtmez, sadece sözleşmenin yapılması esnasında uygun bir zaman ifadesi kullanır. Ayrıca tedarikçinin gerekli bilgiyi sözleşmenin metnine dahil etmesini zorunlu kılmaz. Ancak yazılı teyid yükümlülüğü aracılığıyla, tüketiciye verilen ön bilginin bağlayıcı sonucunu belirtir. Bununla birlikte bilgi paketinin kural oluşturan özelliğinin tam açıklamasını yapmaz. İletişim metodunun özelliğine bağlı olarak, bir teklif özelliğini, teklif yapmak için daveti, görüşme davetini, teklif mektubunu örnek olarak alabilirler.
Sözleşmenin metninde taraflar, sipariş verilen mallara erişimin mümkün olmaması nedeniyle orijinal sözleşmenin yerine getirilememesi durumunda tüketicinin aynı kalite ve fiyatta mal ve hizmet temini imkanı sağlanmasın öngörmelidirler.
Direktifin rejimi tüketicinin sözleşmeden çekilme hakkı formunda korucu bir araç uygulamaya koyar. Çekilme şartı mal sözleşmesi durumunda teslimat gününden itibaren, hizmet sözleşmesi durumunda ise sözleşmenin imzalandığı günden itibaren yürürlüğe girer. Çekilme hakkı Direktifin 6 (3) maddesinde belirtilen durumlarda hariç tutlur, bunlar:
- hizmete dair sözleşmelerde hizmetin ifası tüketicinin rızasıyla başladıysa, 1. paragrafta belirtilen yedi iş gününün tamamlanmasından önce,
- fiyatı tedarikçi tarafından kontrol edilemeyen finansal piyasadaki dalgalanmalara bağlı olan mal ya da hizmetlerin temini için,
- tüketicinin isteklerine göre yapılan ya da açıkça özelleştirilen ya da yapıları gereği iade edilemeyen ya da kısa sürede bozulan ya da süresi dolan mal ya da hizmetler için,
- tüketici tarafından açılmış olan ses ya da video kayıtları ya da bilgisayar yazılımı,
- gazete, dergi ve süreli yayınların temini için,
-oyun ve piyango hizmetleri için,
Aynı zamanda direktif taraflarca yürürlüğe konan yapılan sözleşmeye göre, belirtilen muafiyetlerden bağımsız olarak tarafların çekilmelerine izin verebilmelerine imkan sağlar.
Tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması, bir ürün ya da hizmet sözleşmesini tedarikçi ya da üçüncü bir şahısla yapılan kredi sözleşmesi ile birleştiren paket sözleşmelere dair Direktif madde 6 (4) ile düzenlenmiştir. Bir ürün ya da hizmet sözleşmesi için tüketicinin çekilme hakkını kullanması halinde bağlı kredi ya da taksit sözleşmesi de hiç bir yaptırıma konu olmadan otomatik olarak iptal olur. Bu yetkinin etkinliği, kredi ve taksit sözleşmelerinin iptali için detaylı kurallar belirlemek yoluyla, “paket” sözleşmeler yapan tüketicilerin etkili şekilde korunmasını sağlamak için Üye Ülkeleri düzenlemeler yapmaya zorlayan direktif hükümlerinden gelir.
4.7. Direktif 98/6/EEC
Direktif 98/6 tarafından düzenlenen konu tüketicilere teklif edilen malların fiyatlarına dair bilgi verme metodlarını düzenlemek yoluyla tüketicinin korunması için genel standartlar tanımlanmasıdır. Direktifin hizmet temini kapsamında uygulaması yoktur.
Direktifin ana hedefi satış fiyatı ve birim fiyatını kesin, kolayca ayırt edilebilir ve açıkça anlaşılabilir şekilde belirtilmesi için zorunluluk uygulamaya koymaktır. Tüketiciye verilen fiyat yanıltıcı olamaz ve net fiyat, KDV vergisi ve diğer vergiler gibi bir birim ürünün son fiyatını oluşturan tüm fiyat bileşkelerini kapsamalıdır.
Zorunluluk, müzayede aracılığıyla satılan ürünlerle birlikte sanat eserleri ve antikalar hariç olmak üzere tüketiciye sunulan tüm ürünleri kapsamalıdır. Direktif aynı zamanda bazı durumlarda birim fiyatı belirtme yükümlülüğünden muaf tutulmaya da izine verir, ki bunlar birim fiyatı belirtmenin belli küçük perakendeciler için satılan mal, satış yeri, satış yerinin doğası,malın doğrudan tüketiciye ulaştırılamadığı özel şartlar ya da belli gezici satış şekilleri gibi bazı iş formlarında getireceği büyük yükler nedeniyledir.
Fiyat hakkında tüketiciyi bilgilendirmek için genel şartlar düzenleyen direktif bu yükümlülük ile sözleşmenin belli bir aşaması arasında bağ kurmaz. Temel amacı tüketiciyi korumak ve ticaret eşitliği uygulamak olan Direktif, direktifin koruyucu yapısının kesin olarak sözleşmenin yapılmasından önce kurulmasını işaret eder. Bir ürünün fiyatının belirtilmesi tüketicinin önerileri kıyaslayarak seçim yapabilmesi anlamına gelir, ve böylece prensipte sözleşme yapımının hazırlanmasına hizmet eder.
Düzenlenen malzemenin özelliklerine bağlı olarak, direktifin koruyucu mekanizmasının doğrudan sözleşme yapımı aşamasına yönelik olduğunu ifade etmek zordur. Ancak, belirtilmelidir ki, müşteri işlemleri sözleşmesinin içeriğinin en önemli unsurlarından birisi ürün fiyatıdır ve tarafların uzlaşması gerekliliğinin kapsamındadır.
4.8. Direktif 98/27/EEC
Tüketicilerin genel çıkarlarının problematik korunmasına dair Direktif 98/27 doğrudan tüketici sözleşmelerinin yapılması metoduna atıfta bulunmaz.
Ancak, Direktif 98/27’nin eklerinde belirtilen direktifler tarafından düzenlenen kapsamda, belirtilen direktifler tarafından düzenlenen eylemler ve ayrıca sözleşme yapılması aşamasında tüketicinin çıkarlarının ihlal edilmesi, direktif tarafından sunulan tüketicileri genel çıkarlarına zarar veren uygulamaların yasal olarak önlenmesi mekanizmalara dahil edilecektir.
Uyum yükümlülüğü satış sözleşmesi metninin bir unsuru olan ve bir ürünün sözleşmeye uygunluğunu değerlendirmek için baz alınan geniş anlamda anlaşılan sözleşme özelliklerine karşılık geldiğinde yerine getirilecektir. Tüccar sorumluluğunun kapsamı tüketici sözleşmesi uyuşmasının dışına kadar uzanır ve yapılmadan önce sözleşme dışında yapılan ürüne dair beyanı içerir. Bunun yanı sıra, tüccarın sadece kendi beyanları değil, aynı zamanda reklamcıların, etiketleme yapanların, üreticilerin ya da temsilcilerinin bilgileri de tüccar ve sözleşmenin tarafları için bağlayıcıdır. Direktifin sonucu olarak, bir ürünün teslimat esnasında belirlenen sözleşmeye uygunluk özelliği sözleşmenin kendi içeriğiyle kıyaslanırsa daha kapsamlı bir özelliktedir. Ürünün sözleşme imzalanırken taraflarca doğrudan yapılan beyanları içeriğine uygunluğunu kapsar, ama aynı zamanda teslimat öncesindeki aşamalarda tüketiciye temin edilen sözleşme öncesi özelliği vardır.
Ancak, Direktif madde 2 (4)’ün fikrini izleyerek, tüccarı topluma verilen beyanatların bağlayıcılığından ve satılan ürünün kalite ve özelliğinden muaf tutmak kabul edilebilir. Bunun için önemli bir şart durumun mantıklı bir değerlendirmesi sonucu tüccar kamu açıklamalarının yapıldığından haberdar olmadığına dair kanıt sunması ya da beyanların metinlerinin sözleşme yapımı aşamasında düzeltildiğini ispatlaması ya da beyanların tüketicinin alım kararını etkilemediğini belirtmesidir.
Sözleşme özgürlüğü üzerinde sınırlı bir etkisi olan direktif sözleşemeye bağlı muafiyeti yasaklama ya da hükümleri tarafından garanti edilen tüketici korunmasının sınırlandırılması uygulaması getirir. Tüketici ile yapılan tüketicinin korunmasının sınırlanması ya da iptaline doğrudan ya da dolaylı olarak neden olan her hangi bir sözleşme şatları ya da anlaşma, uygulama eksikliğine dair tüccar tarafından






