Avrupa Şirketleri Mevzuatı
Bunun temel hedefi; farklı hukuk düzenlerinden kaynaklanan kanuni yükümlülükler ve uygulamalardan muaf şekilde, kendine özgü hukuki çerçevesi olan bir Avrupa şirketinin kurulmasına imkan yaratılması, şirketlerin farklı ÜÜ’de kurulmasını ve böylece şirketlerin bir holding veya ortak alt kuruluş şeklinde birleşmelerini veya bunu oluşturmalarını kolaylaştırmaktır.
Giriş bölümünde üzerinde durulduğu üzere hukuki çerçeve, aynı zamanda çalışanların şirket içindeki çalışmalarını ve bunlardaki rollerin kabul ederek SE’de çalışanların katılımını sağlamaktadır.
Avrupa Şirketi Mevzuatını oluşturan ve düzenleyen hukuki çerçeve, çalışanların katılımı ile ilgili olarak Avrupa Kuruluşu’nu tamamlayan, Avrupa Şirketi Mevzuatı ve 8 Ekim 2001 tarihli 2001/86/EC sayılı “Avrupa Anonim Şirketi Ana Sözleşmesinin Tamamlanmasıyla İlgili Çalışanların Yönetime Katılmasına İlişkin AB Komisyonu Direktifi ile uyumlaştırılan 8 Ekim 2001 tarihli 2157/2001 sayılı “Avrupa Anonim Şirketi Ana Sözleşmesine İlişkin Tüzük”tür.
Adı geçen Tüzüğün[1] 1. Maddesi der ki:
"Mevcut tüzükte ifade olunan prosedürlerin şartlarına bağlı olarak ve bunlara uygun olarak Birlik bölgesinde Avrupa Kuruluşu (bundan sonra SE olarak anılacaktır) şeklinde şirketler kurulabilir.
SE’nin sermayesi hisselere bölünecektir. Her hissedar koyduğu sermaye oranında sorumlu olacaktır.
SE’nin kendi tüzel kişiliği olacaktır.
Bu maddeden anladığımız, SE’nin bir ortaklık, bir birliktelik olduğudur ve bu sıfatla:
* Sermayesi, “hisse olarak ifade edilen paylara bölünmüş bir anonim şirkettir.
* Şirketin her bir hissesi, sahibine aynı şirketin bir üyesi olma statüsü sağlar.
* Sınırlı sorumlulukları vardır; ortaklar her bir payları için taahhüt ettikleri sermaye tutarında sorumludurlar.
* Bunlar, tüzel kişiliği olan şirketlerdir.
Tüzüğün 16. Maddesine göre tüzel kişilik, şirketin kurulu olduğu ÜÜ’nin yasalarınca öngörülen tescil ile kazanılır ve (istisnalar dışında) SE çalışanların katılımına yönelik bir sözleşme oluşturmadığı sürece tescil edilemez.
SE’nin opsiyonel bir yapısı olduğu vurgulanarak; Tüzüğün 1. Maddesi’nden açıkça anlaşılacağı üzere, farklı ÜÜ’de faaliyette bulunmak için bunun oluşturulması gerekli değildir ve bu nedenle ulusal şirketlerin yanı sıra bir seçenek olarak sunulabilir.
- SE’nin Hisse Sermayesi:
Tüzüğün, hisse sermayesine ilişkin 4. Maddesi, sermayenin Avro türünden ifade edilmek zorunda olduğu ve kayıtlı sermayenin 120.000 Avro’dan az olamayacağı gibi çeşitli hususları düzenler. Asgari bir hisse sermayesinin oluşturulması, AB’nin üçüncü kişilere karşı maddi teminatın, diğer bir ifade ile kurumsal kreditörlerin korunmasına yönelik teminatın, rolünün geleneksel konseptine bağlı kaldığını göz önüne sermektedir.
Madde 4.3 ÜÜ kanunlarına konulan sermayeden daha yüksek bir kayıtlı sermaye oluşturma (belirli türde faaliyetlerde bulunan şirketler için) imkanı tanımaktadır ve bu kural yalnızca tartışmalı ÜÜ mukim SE’lere uygulanır.
Tüzüğe göre, SE sermayesini Avro cinsinde ifade edebilir, ki bu durumda ulusal para birimi ile Avro değişim kuru SE’nin kurulduğu aydan bir önceki ayın son günündeki kur olacaktır.
Son olarak, hisse sermayesi sistemi ile ilgili diğer hususlarda, bunun ve aynı şekilde paylarının, yükümlülüklerinin ve sair eşdeğer teminatların sürdürülmesi ve modifikasyonları, SE’nin tescil edildiği ülkede tescilli olan bir şirkete uygulanacak olan hükümler çerçevesinde yönetilecektir.
- SE’nin Düzenlenmesi
SE, aşağıda yer alanlar tarafından düzenlenmiştir;
a) Yürürlükte olan tüzük hükümlerince;
b) Mevzuatın hükümlerinde yetkili kılınan mercilerce. Şirketin yapısı ve faaliyeti ile ilgili konular, mesela yönetim biçiminin belirlenmesi, idari organlarda görevli üyelerin görevlerinden alınmaları, idari organ tarafından onay gerektiren transaksiyonların tanımlanması gibi, genel kurul toplantısı yoluyla düzenlenebilir.
c) SE tüzükleri ile düzenlenmiş olmayan konular ile kısmen düzenlenmiş konular ve bunun kapsamına girmeyen konularda:
1. ÜÜ tarafından birliğin SE konusundaki Birlik ölçütlerini uyarlayarak yapacağı yasal düzenlemeler;
2. SE’nin faaliyet adresinin tescil edilmiş olduğu ÜÜ’deki bir şirkete uygulanacak olan ÜÜ yasal düzenlemeleri;
3. SE’nin faaliyet adresinin tescil edilmiş olduğu ÜÜ’deki bir şirkete uygulanacak olan aynı şartlarda belirlenmiş olan mevzuatın hükümleri.
uygulama alanı bulacaktır.
SE Tüzüğünden, SE’nin kurucularına tanınmış olan sınırlı mevzuatsal özgürlüğüni, çok az mevzuatsal özgürlüğe sahip bir kurum şeklindeki şirketin kuruluşuna yönelik bir yasama oluşturduğu açıktır.
Tüzük, Üye Ülkeler tarafından uyumlaştırılmış olan SE’ye özgü tüm hükümlerin, tüzüğün Ek 1’inde listelenmiş olan idari müesseselerin yönetmeliklerinin, bununla uyumlaştırılması gerektiğine açıklık getirmektedir.
Son olarak paragraf 3, iç hukukta özel olarak düzenlenmiş olan faaliyetlerle ilgili hükümlerin SE’ye de uygulanmasını öngörmektedir.
- Unvan:
Tüzük Madde 11’de SE’nin unvanının önüne veya arkasına “SE” baş harflerini koymalarını şart koşmaktadır ve yalnızca SE, şirket unvanında bu baş harfleri taşıyabilir.
Bununla birlikte aynı madde, bunu önceden unvanlarına dahil etmiş olan şirketler ile ilgili sorunu, unvanlarında “SE” bulunan şirketlerin veya diğer tüzel kişiliklerin Tüzüğün yürürlüğe girdiği tarihten önce ÜÜ’de tescil edilmiş olmaları koşuluyla ticari unvanlarını değiştirmek zorunda bırakılmamaları şeklinde çözmeye çalışmaktadır.
- Tescil Edilmiş İş Merkezi:
Tüzük Madde 7’de SE’nin birlik içindeki tescil edilmiş iş merkezinin, şirketin idare merkezinin kayıtlı olduğu ÜÜ ile aynı olması yükümlülüğünü öngörmektedir. Buna ilave olarak ÜÜ,, kayıtlı SE’nin idare merkezinin ve tescil edilmiş iş merkezi aynı yerde bulunmasını şart koşabilmektedir.
SE Tüzüğü, SE’ler için gerçek tescil edilmiş iş merkezi rejimini tercih etmiş olmakla birlikte, bu tercih ne “ÜÜ kanuni hükümlerini” etkiler, ne de şirketler kanunu konusunda diğer birlik kuralları için opsiyonel olan seçenekler konusunda önceden hüküm verir.
Gerçek kayıtlı iş adresi seçeneği kendini SE’nin ikametinde de belirgin kılmaktadır. Madde 7’ye göre, SE’nin tescil edilmiş iş adresi, birlik içinde “merkezlerinin bulunduğu ÜÜ’de” bulunmak zorundadır. Buna ilave olarak ÜÜ kendi bölgesinde tescil edilmiş SE’nin, idare merkezinin ve tescil edilmiş iş merkezinin aynı yerde bulunmasını şart koşabilmektedir.
Bu maddeden, tescil edilmiş iş merkezinin ve idare merkezinin aynı ÜÜ’de bulunmak zorunda olduklarından, her ikisinin aynı yerde oluşundan dolayı yerel kanunlara tabi olacakları sonucunu çıkarabiliriz.
Fiili konum rejimi “lex societatis”i (bir şirketi yöneten devlet hukuku), diğer bir ifadeyle şirketin tabiiyetini, belirlemekte kullanılan sistemlerden biridir.
Daha önce tespit edildiği üzere “lex societatis” şirketin, şirketin kurulmuş olup olmadığı veya söz konusu devletin kanunlarına aykırı olup olmadığı dikkate alınmaksızın,fiili konumunun bulunduğu ülkenin hukukudur. Fiili yeri ve devlet kanunlarının örtüşmediği hallerde şirket geçerli şekilde kurulmuş olarak addedilmez ve bu nedenle gerçek yerinin bulunduğu devletin hukukuna tabi olmak durumundadır. Fiili iş yeri, SE Tüzüğü tarafından belirlendiği üzere, normal olarak birincil ticaret yeri veya şirketin idare merkezinin bulunduğu yer ile tanımlanır.
SE Tüzüğüne göre:
SE’nin tescil edilmiş iş merkezi tüzük tarafından belirlenecektir ve idare merkezinin bulunduğu yerle, yani fiili şirket merkezi ile aynı olmalıdır. Birlik dahilinde yeni bir tanesini kurmak için Üye Ülkedeki şirketi dağıtmadan ikamet değiştirilebilir.
Fakat Tüzüğün 69. Maddesi’nde, tüzüğün yürürlüğe girişinden itibaren beş yıl içerisinde komisyonun diğer hususların yanı sıra bir SE’nin idare merkezi ve tescil edilmiş iş merkezinin farklı ÜÜ’de bulunmasına izin verilmesi imkanı hakkında Konsey ve Parlamento’ya bir rapor verecektir.
Tüzük, konum kriterlerinin yerine getirilmesinin temini için bir dizi kontrol mekanizması da oluşturmaktadır:
Birincisi, bir şirketin kuruluşunun, ulusal mercilerce belirlenmiş olan tescil işlemi gerçekleştirilirken, bunun idare merkezinin söz konusu ÜÜ’de olduğunu ispat etmek zorunluluktur.
İkincisi Tüzüğün 64. Maddesi’nde belirlenmiştir, SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin, SE’nin kendi statüsünün belirlenmiş bir süre zarfında yönetmelikte kabul edilen ölçütlere uyum sağlamasıdır:
* İdare merkezinin ikamet ettiği ÜÜ’ye geri alınması.
* Tescil edilmiş iş merkezinin değiştirilmesi (tüzüğün 8. Maddesi).
Daha önceki ölçütleri yerine getirememiş olması, ÜÜ’ye şirketin tasfiyesi için gerekli adımları atma yetkisi vermektedir (Madde 64.2).
Fakat, tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ülkenin, Tüzüğün 7. Maddesi ile çelişen uygulamaları bakımından yukarıda tanımlanmış olan ölçütlerden muaf tutulmasını mümkün kılacak yasal yollara başvuruda bulunma imkanına kolaylık getirmeliyiz.
Ve nihai olarak, Madde 64.4 gereğince, bir SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin, ikamet adresinin bulunduğu ÜÜ’den farklı bir ÜÜ’de bulunduğunun yetkili makamlarca veya herhangi bir ilgili tarafından tespit edilmesi halinde, ilgili ÜÜ’nin yetkililerinin, tescil edilmiş bulunduğu ÜÜ yetkili mercilerine derhal bildirmelerine yönelik bir kamu denetimi öngörmektedir.
- Tescil Edilmiş İş Merkezinin Nakli:
Madde 24[2]’te, Tüzük SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin başka bir ÜÜ’ye naklinin mümkün olduğunu belirtmektedir. Daha fazlasını eklemektedir: “Nakle karşı olan azınlık hissedarların olduğu gibi, kreditörlerin ve farklı hak sahiplerinin çıkarlarının uygun biçimde korunması orantılı olmak zorundadır. Böylesi bir nakil, nakilden önce kazanılmış olan hakları etkilememelidir.”
Madde 8’e göre “nakil SE’nin infisahıyla veya yeni bir tüzel kişiliğin oluşturulmasıyla sonuçlanmayacaktır.” Nakletme imkanı ulusal şirketlerin üzerinde bir avantaj teşkil etmektedir.
Fakat yönetmeliklerde öngörüldüğü şekildeki herhangi bir kurumsal nakil, yeri geldiğinde aynı şekilde idare merkezinin de naklinin yapılması yükümlülüğü anlamına gelir; aksi takdirde yönetmeliklere aykırılık teşkil eder ve şirketin infisahını zorunlu kılar, ki bu durumda Madde 64’te bu amaçla öngörülen prosedür uygulanmak zorundadır.
Nakil, yönetim veya idari organın amaçlanan naklin hazırlıklarını tamamlamasından sonra gerçekleştirilebilir ve şu unsurları ihtiva etmek zorundadır:
- Tescilli Unvan
- Şirket iş adresi
- SE için öngörülen yeni şirket iş adresi
- SE için öngörülen şirket statüsü
- Projede unvanın değiştirilmesi şart koşulmuş ise bunun yeni şirket unvanı
- SE’deki çalışanlar ile ilgili olarak naklin muhtemel etkileri
- Nakil için öngörülen tarihler
- Hissedarların ve/veya kreditörlerin korunmasına yönelik kanunlar.
SE’nin öngörülen nakli, tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’deki kanunlar tarafından öngörülen biçimde ilan olunacaktır (68/151/EEC sayılı Tüzük).
SE’nin öngörülen nakline ilave olarak, yönetim ve idare organları, naklin hissedarlar ve kreditörler bakımından muhtemel neticeleri ile naklin başlıca ekonomik ve hukuki yönlerini belirten bir rapor göndermek zorundadırlar.
Gerek hissedarlar, gerekse kreditörler raporu ve öngörülen nakli, bu hususta karar verecek olan genel kurulun toplanmasından önce, en az bir ay süre ile inceleme ve bu belgelerin ücretsiz suretini alma hakkına sahiptirler.
Kendi bölgesinde tescil edilmiş bir SE konusunda azınlık hissedarların nakle itiraz etmiş olmaları halinde, bunların güvenliğine dair tedbir olarak, ÜÜ’nin her zaman bunları korumaya yönelik düzenlemeler yapabilmesi gerekir.
Madde 59’da tesis edilen prosedür gereğince ve üçüncü kişilerin korunmasını temin etmek için nakil kararı, bunun ilan edilmesinden sonraki iki ay süresince kabul edilmeyebilir.
Nakil mevzuatının tadili gereken durumlarda Madde 59 şunları şart koşmaktadır:
* Karar, hissedarların genel kurul toplantısında verilen oyların üçte iki çoğunluk oyları ile alınmak zorundadır,
* Şirketin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ kanunlarının daha büyük bir çoğunluk veya salt çoğunluk öngördüğü durumlar hariç olmak üzere, tescilli hisselerin yarısının temsil edilmiş olması gerekir.
Benzer şekilde, Madde 8.7 kreditörlerin çıkarlarının etkin korunması için SE’nin ikametinin bulunduğu ÜÜ kanunlarına başvurmaktadır.
Bu maksatla yetkili merci tarafından nakil sertifikasının tanzim edilmesinden önce, SE, öngörülen naklin ilan edilmesinden önceki sözleşmeye dayanan yükümlülükleri bakımından kreditörlerin ve sair hak sahiplerinin çıkarlarının halen geçerli ikametinin bulunduğu ÜÜ kanunları gereğince uygun şekilde korunmuş olduğunu kanıtlamak durumunda kalabilir.
Tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin mahkeme, noter veya başkaca yetkili merci tarafından naklin gerçekleştirilmesinden önce, bunun kanunlara ve öngörülen prosedürlere uygunluğunun onanması ve söz konusu uygunluğu tasdik eden bir nakil sertifikasın tanzimi gerekmektedir. Uygunluk sertifikasının tanzim edilmesi ve öngörülen prosedürlerin tamamlanması yeni ülkedeki tescil için gereklidir.
Madde 12’de ifade edildiği üzere tescil edilmiş iş merkezinin nakli, yeni sicile kaydının tamamlanmasından sonra yürürlüğe girecektir. Aynı Madde gereğince, yeni şirketin yeni şirket ikametinin sicili, ayrılış işlemini tamamlamak üzere önceki tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu yerdeki sicile bildirimde bulunacaktır. Muhatap olan Üye Ülkeler de aynı şekilde ilgili sicil kaydını ve sicilden silinmeyi ilan edeceklerdir.
Fakat tescil edilmiş iş merkezi, yeni tescil gerçekleşene kadar üçüncü kişiler için geçerli olmayacaktır. Buna rağmen SE’nin bunların yeni ikameti hakkında bilgilendirildiklerini ispat edememiş olması kaydıyla üçüncü kişiler, kaydın silindiği ilan olunana kadar önceki ikamet adresini kullanmaya devam edebilirler.
Bir ÜÜ’nin kendi yetki alanında tescil edilmiş bir SE’nin nakline, kamu yararının gerektirmesi koşuluyla karşı çıkabileceğini de hatırlatmak gerekir.
Bu maksatla, ilgili ÜÜ’nin yetkili merciinin projenin ilan edilmesinden sonraki iki ay içinde kamu yararı sebebiyle karşı çıkması halinde uygulanan kanunlarda değişiklik gerektirecek bir ikamet nakli gerçekleşmeyecektir.
Kamu yararı sebeplerinden söz ettiğimizde, çok muğlak ve son derece geniş kapsamlı bir ifadeden bahsetmiş oluyoruz, bundan dolayı, bunun uygulanabilmesi için, ÜÜ’nin SE’nin naklini engelleme konusunda dayanak göstereceği, kapsamı veya muhtemel durumları tanımlamamış olan düzenlemelerin, ki uygulamalarında muhtemel istismarlara neden olabileceklerdir, tadil edilmeleri gerekmektedir. Kamu yararı konseptinin boyutuna açıklık getirmek için Avrupa hukukuna ve belirli durumlarda şunları ifade eden Gebhard[3] mevzuatına, başvurmak zorundayız:
- Ayrımcı olmayan esaslarla uygulanmalıdırlar.
- Ağır basan kamu yararı ile gerekçelendirilmek zorundadırlar.
- Takip edilen amaca ulaşılmasını temin etmeye uygun olmalıdır.
- Ve hedeflenene ulaşmak için gerekli olanı aşmamalıdır.
Her ne kadar tüzük terimin kapsamını tanımlamamış ise de, gerçekten güvenlik tedbirleri, özellikle yetkili yasal mercii karşısında bir başvuru imkanını öngörmektedir. Aynı başvuru imkanı SE’nin, nakle karşı olan ulusal makamının mali denetimine tabi olan faaliyetlerde bulunması halinde de öngörülmüştür.
Üçüncü kişiler için garanti niteliğindeki Tüzük; şirket feshi, tasfiyesi, iflas işlemi, ödeme aczi veya benzer işlemlere tabi olan SE’nin nakline izin vermemektedir.
Başka bir ÜÜ’ye nakil öncesinde herhangi bir hak iddiasının bulunulması halinde, tüzükte mahkeme salahiyeti hakkında konulan hükme başvuracağız, ki buna göre, nakil gerçekleşmiş olsa dahi, önceki ülkedeki tescil edilmiş iş merkezinin taşınmasından önce ortaya konan hak iddiaları için, talepte sonradan bulunulmuş olsa dahi, ikamet adresi olarak addedilecektir.
Son olarak, Tüzüğün 69. Maddesi C Fıkrası, kriterlerin yürürlüğe girmelerinden sonraki beş yıl süresince modifikasyonuna izin vermektedir. Bu düzenleme, muhtemelen 1968 Brüksel Konvansiyonu’nda imzalanan hükümlere ve Üye Ülkeler veya Konsey tarafından Konvansiyon’un yerine geçmesi için kabul edilmiş olan metinlere dayanarak yapılmaktadır.
- Ayrımcılığın Olmaması Maddesi:
Ulusal şirketlerle ilişkili olarak her zaman eşit muamelenin garanti edilebilmesi ve bir SE’nin kurulması veya tescil edilmiş iş merkezinin nakli konusunda ölçülü olmayan sınırlamaların önüne geçilmesi için her ÜÜ’ye yükümlülükler getirilmiştir.
Bunun için Tüzüğün 10. Maddesi, Tüzükte aksi belirtilmediği sürece, SE’nin ulusal bir şirketin gördüğü muamelelerin aynısını göreceğine hükmetmektedir.
- SE’nin Tescili:
Yönetmeliğin 12. Maddesi’nde ifade edildiği üzere SE’nin tescili, Üye Ülke tarafından tayin edilen işyeri adresinin tescil edildiği yerdeki sicile 1. Tüzüğün 3. Maddesi’ne (68/151/EEC) uygun olarak yapılmak zorundadır.
Madde 12.2’ye göre SE’nin tescili, bunun bir çalışan katılımı sözleşmesi yapmış olmasına kadar gerçekleşmez, fakat bir takım istisnalar vardır:
- Müzakerelerin başlatılmaması yönünde bir karar alınmışsa ve müzakerelerin sona ermesi gündemdeyse.
- Müzakere süresinin, Tüzüğün çalışanların katılımı konulu Ek’inde atıfta bulunulan şartların zorunlu olarak uygulanması yönünde bir anlaşmaya varmadan sona ermesi halinde.
Diğer bir istisna da, bir ÜÜ’nin, SE’nin bir birleşme sonucunda oluşması halinde katılımda ifade olunan koşulları uygulamamasına izin vermesi suretiyle ortaya çıkmaktadır. Bu durumda SE söz konusu ülkede yalnızca taraflar arasında bir katılım sözleşmesinin bulunması halinde veya katılımcı şirketlerden herhangi birinin SE’nin tescilinden önce birleşme kurallarına tabi olması halinde kaydolunabilir.
Tüzüğün 13. Maddesi gereğince SE ile ilgili ilan olunması gereken faaliyetler ve veriler 68/151/EEC sayılı Tüzükte ifade edildiği üzere tescil edilmiş iş yerinin bulunduğu ÜÜ kanunlarının öngördüğü şekilde ilan olunmak zorundadır.
Bir SE’nin tescili ve tescil kaydının silinmesi, Madde 14 gereğince, tescil edilmiş iş yerinin bulunduğu ülkede ilan olunduktan sonra, bilgi amaçlı olarak Avrupa Birliği Resmi Bülteni’nde (OJEC) şu bilgileri içerecek şekilde yayınlanmak zorundadır:
* Tescil edilmiş iş merkezi
* Ve faaliyet konusu
Tescil, işyerinin nakli gerçekleştikten sonra OJEC’te yukarıda tanımlanmış olan bilgileri ve yeni şirket kaydı ile ilgili bilgileri içeren bir ilan ile yayınlanır.
Bilgilerin ifşası yayından sonraki ay içerisinde Avrupa Birliği – Resmi Yayınlar Dairesi’ne yapılmak zorundadır.
- SE’nin Kuruluşu:
SE’nin kuruluşu Tüzüğün 15. Maddesi hükümlerince ve “SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ülkenin şirketlere uygulanan hukuki düzenlemeleri” tarafından belirlenir.
Bu bakımdan kuruluş aşamasında çifte düzenlemeye tabi olacaktır:
· Tüzükte bulunan tek tip kurallar
· Ve şirket kuruluşları aşamasında tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ülkenin şç hukuk kuralları.
Bir Avrupa Şirketi (SE) kurmanın dört yolu vardır:
· Birleşme ile,
· Bir holding kuruluşu ile,
· Bir ortak alt şirket kuruluşu ile
· İç hukuka göre kurulmuş olan bir şirketin dönüştürülmesi ile.
Birleşme yalnızca farklı ÜÜ’den olan şirketler için öngörülmüştür. Fakat, bir Avrupa Holding Kuruluşunun kurulmasına, birlik sınırları dahilinde bulunan şirketlere veya sınırlı sorumlu şirketlere, gerek tescil edilmiş iş merkezlerinin farklı üye ülkelerde bulunması, veya tescil edilmiş iş merkezlerinin bulunduğu ülkelerden farklı ülkelerde alt şirketleri veya şubeleri bulunması sebebiyle müsaade edilir.
Ortak bir alt kuruluş türünden bir Avrupa Şirketi kurulması ile ilgili olarak Tüzük, kamu veya özel hukuka tabi her türden teşebbüse yukarıda ifade edilen kriterlere uygun olarak müsaade etmektedir.
Bir SE’nin kuruluşuna, yalnızca “bir ÜÜ’nin yasal düzenlemelerine uygun olarak kurulmuş olan ve tescil edilmiş iş merkezi ile idare merkezleri birlik dahilinde olan” şirketler katılabilirler. Bununla birlikte, şirketin bir ÜÜ hukukuna göre kurulmuş olması, tescil edilmiş iş merkezinin bir ÜÜ’de bulunması ve ÜÜ’nin ekonomisi ile sürekli bağlantısının bulunduğunu ispat etmesi halinde üçüncü ülke şirketlerine de bu imkan tanınmaktadır.
Bir SE’nin kuruluşu, başka bir SE tarafından kurulan “alt” SE durumu hariç olmak üzere, farklı Üye Ülkelerden en az iki şirketin katılımını gerekli kılmaktadır.
SE Tüzüğü, genel şeklinden ziyade bunların SE’yi nasıl teşkil ettiklerine istinaden uluslararası olma hükmünü koymaktadır:
· Birleşme yoluyla kuruluş: En az ikisinin farklı Üye Ülkelerden olduğu şirketler tarafından gerçekleştirilebilir.
· Bir Holding SE veya Alt Kuruluş SE’nin kuruluşu: En az ikisinin münferit Üye Ülkelerin hukukuna tabi olduğu veya başka bir Üye Ülkenin hukukuna tabi alt kuruluşu bulunan veya iki yıldan daha uzun süredir başka bir Üye Ülkede şubesi bulunan holdingler veya sınırlı sorumlu şirketler tarafından oluşturulur.
· Bir şirketin dönüştürülmesi sonucu SE’nin kuruluşu: İki yıldan daha uzun süredir başka bir Üye Ülkede şubesinin bulunmasını gerektirecektir.
Daha önce ifade edildiği üzere SE, Tüzüğün 12. Maddesi gereğince, SE’nin tescili tamamlanana kadar hukuki statüye kavuşamaz. Fakat tescilden önceki süre zarfında SE’nin yöneticileri, SE adına faaliyetlerde bulunabilirler.
Tüzük, SE tarafından ve bunun tescilinden önce gerçekleştirilen işlemlerden kaynaklanan yükümlülüklerin gerçek kişiler, kuruluşlar veya sair tüzel kişilerden oluşan sorumlularının tayini yöntemini, aksine bir sözleşme olmadığı sürece, belirleyecektir.
Geçiş döneminde ortaya çıkabilecek diğer sorular için SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu Üye Ülkenin şirketler mevzuatına uyulmak zorundadır.
- Birleşme yoluyla SE kuruluşu:
Tüzüğün 17. Maddesi’ne göre birleşme iki farklı yolla gerçekleşebilir:
- Şirket birleşmeleri hakkındaki 3. Direktif, Madde 3.1 (78/855/EEC) gereğince öngörülen prosedüre göre. Bu durumda, alan şirket bir SE olacaktır.
- Daha önceki Direktif’in 4.1 Maddesi hükümlerine göre yeni bir şirketin kurulması yoluyla birleşme.
Birleşme olayında alıcı olan şirket, birleşmenin gerçekleşmesi ile SE şeklini alacaktır. Yeni bir şirketin kurulması yoluyla gerçekleştirilecek olan birleşmede ise SE yeni şirket olacaktır.
Bu bölümde düzenlenmeyen konularda veya bir konunun kısmen düzenlenmiş olması halinde ve bunun kapsamı dışında kalan hususlarda, SE’nin kuruluşunda katılımcı olan her şirket için ilgili Üye Ülkenin şirket birleşmeleri konusunda uygulanacak olan ilgili hukuki düzenlemelerdeki hükümlere 78/855/EEC sayılı Direktife uygun olarak tabidir.
SE’nin naklinde olduğu gibi şirket yönetimi veya idari organ şunları ihtiva eden bir proje geliştirmek zorundadır:
- Tescil Edilmiş Unvan
- Birleşen şirketlerin tescil edilmiş iş merkezleri ve SE için öngörülen iş yeri.
- Hisselerin takas oranı ve yerine göre tazminat tutarı.
- SE hisselerinin dağıtım şekli.
- Bu işlemlerin hisse sahiplerinin hangi tarihten itibaren kazanca ortak olacakları ve söz konusu hakları etkileyebilecek olan bilumum özel koşullar.
- Birleşmiş olan şirketin faaliyetlerinin, muhasebe bakımından hangi tarihten itibaren SE tarafından gerçekleştirilmiş olarak addedileceği.
- Özel hakları olan ve hisse dışındaki teminat sahiplerine SE’nin taahhüt ettiği haklar.
- Niyet edilen birleşme için çalışmış olan uzmanlara, birleşen şirketlerin idari üyelerine, yönetimin, denetim veya kontrol mercilerine tanınacak belirli avantajlar.
- SE Statüsü.
- 2001/86/EC sayılı Direktif doğrultusunda SE’ye çalışanların katılımını belirlemek için uygulanacak olan prosedüre dair bilgiler.
- Ve şirketlerin niyet edilen birleşmeye dahil edilmesini uygun gördükleri unsurlar.
Niyet edilen nakilde olduğu gibi bu da, söz konusu şirketin tescil edildiği ÜÜ’nin resmi gazetesinde yayınlanmak zorundadır. Yayın, birleşecek olan her şirkete ilişkin aşağıdaki bilgileri içermek zorundadır:
- Birleşen şirketlerin türleri, ticari unvanları ve ticari adresleri.
- Her bir birleşen şirket için 68/151/EEC sayılı Direktif (1. Direktif), Madde 3.2’de ifade olunan teslim edilmiş olan belgelerin, üzerinde tescil numaraları ile kaydı.
- Madde 24’e göre kreditörlerin haklarını kullanma koşulları.
- Bu koşullar hakkında ayrıntılı bilgilerin ücretsiz olarak temin edilebileceği adres.
- Madde 24’e göre söz konusu şirketin azınlık hissedarlarının haklarını kullanma koşulları ve bu koşullar hakkında ayrıntılı bilgilerin ücretsiz olarak temin edilebileceği adres.
- SE için öngörülen unvan ve adres.
Ulusal şirketlerin denetlendiği yöntemle, SE faaliyetleri de harici denetime tabi olacaktır ve bu amaçla hal-i hazırda 3. Direktif’te[4] ifade edilenler geçerli olacaktır. Üçüncü Direktif şunları şart koşmaktadır:
1. Birleşmeye taraf olan her bir şirket için bir uzamanın görevlendirilmesi gerekir.
2. Şirketlerin birlikte talep etmiş olmaları koşuluyla, birleşen şirketlerden birinin bağlı olduğu ÜÜ’nin adli veya idari mercii tarafından tayin edilecek olan bir veya birden fazla bağımsız uzman tarafından ortaklaşa bir araştırma yapılabilir.
Tayin edildikten sonra ihtiyaç duydukları her türlü bilgiyi talep edebilirler, projeyi inceleyebilirler ve ortaklaşa bir rapor tanzim edebilirler ki bu rapor tüm hissedarlar için tanzim edilmiş olacaktır.
Niyet edilen birleşme, birleşecek olan şirket hissedarlarının genel kurul toplantısında onaylanmak zorundadır ve gerektiğinde, müteakip tescil için SE’nin tüm çalışanların katılımı[5] sağlanarak onaylanması aranabilir.
Birleşmenin ifade edilen denetimi 2 aşamada gerçekleştirilecektir:
1. Her şirketin yetkilileri tarafından ve tescil edilmiş iş merkezlerinin bulunduğu ÜÜ’nin şirket birleşmeleri konusundaki kanunlarına uygun olarak: Bir mahkeme, noterlik veya yetkili makam, birleşme için öngörülmüş olan tüm prosedürün yerine getirildiğini ve hukuki belgelerin düzenlendiğini tasdik eden bir sertifika tanzim edecektir. Birleşmenin tesciline engel teşkil etmeden hisselerin takas oranını veya azınlık hissedarların tazminini kontrol ve modifikasyon için bir sistemin oluşturulması halinde, bu türden prosedürler birleşmeye taraf olan, söz konusu gibi prosedürler öngörmeyen bir ÜÜ’de bulunan diğer şirketlerin niyet edilen birleşmeyi onaylamakla birlikte, birleşen şirketin hissedarlarının bu türden prosedürlere başvurmasını açıkça kabul etmesi durumunda bu mümkündür. Tüzük tarafından öngörülen sertifikayı tanzim edecek olan, SE’nin gelecekteki yerinin olduğu ÜÜ’nin mahkemesi, noterliği veya yetkili makamıdır. Bu prosedürün işleme konulmuş olması halinde sertifika, prosedürün sonucunun askıda olduğunu ve bunun alan şirket ve tüm hissedarlar için bağlayıcı olacağını belirten bir ifadeyi içermek zorundadır.
2. SE’nin kurulduğu ülkenin yetkilileri tarafından: SE’nin birleşmesi ve formasyonunun denetimi SE’nin gelecekteki yerinin bulunduğu ÜÜ’nin mahkemesi, noterliği veya diğer yetkili makamlarınca yapılır. Birleşmeye taraf olan şirketlerin her biri, menşei olan ülkenin tanzim etmiş olduğu sertifikayı, bunun tanziminden sonraki altı haftalık süre içinde ve niyet edilen birleşmenin şirket tarafından onaylanmış suretini teyit etmek, çalışanların katılımına ilişkin koşulların ve tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin kanunlarınca öngörülen şartların yerine getirilip getirilmediğini denetlemek üzere ilgili yetkiliye göndermek zorundadır.
Ek olarak, Tüzüğün 19. Maddesi, ÜÜ’nin yetkili makamının kuruluş sertifikasını tanzim etmeden önce, buna işaret etmesi halinde kamu yararı açısından birleşmeye karşı çıkma hakkını tanımaktadır ki bu karara mahkeme yoluyla itiraz edilebilir. Tescil edilmiş iş merkezinin nakline kamu yararı sebebiyle itirazda olduğu gibi, kamu yararı teriminin kapsamının belirlenmesi için de Gebhard mevzuatı uygulanmak durumundadır.
Yürürlükteki düzenlemeler tarafından öngörülen tüm prosedürlerin yerine getirilmesinden sonra SE’nin tescili tamamlanabilir. Ve birleşmenin etkisi ve eşzamanlı teşkili, tescil tarihinden itibaren yürürlüğe girecektir. Birleşmeye taraf olan şirketlerin bağlı olduğu her ÜÜ, SE’nin birleşmesinin[6] nasıl yayınlanacağını kendisi tayin edecektir.
İlgili sicile SE’nin tescili tamamlandıktan sonra, meşruiyetinin denetiminin yapılmamış olmasının tespit edilmesi durumu hariç, ki söz konusu eksiklik şirketin feshinin yasal nedenini teşkil eder (Madde 30), bunun hükümsüzlüğü yönünde beyanda bulunulamaz.
Devir alım yoluyla gerçekleştirilen birleşmeler, yasaların yürütülmesiyle aşağıdaki sonuçları doğurur:
· Alınan şirketin tüm aktif ve pasiflerinin devralan şirkete genel transferi.
· Devralınan şirketin hissedarları, devralan şirketin hissedarları olacaktır.
· Devralınan şirketin varlığı sona erecektir.
· Devralan şirket bir SE’ye dönüşecektir.
Yeni bir şirketin kurulması yoluyla gerçekleştirilen birleşmeler, yasaların yürütülmesiyle aşağıdaki sonuçları doğurur:
· Birleşen şirketlerin tüm aktif ve pasiflerinin SE’ye genel transferi.
· Birleşen şirketlerin hissedarları SE’nin hissedarları olacaktır.
· Birleşen şirketlerin varlığı sona erecektir.
Gerek devir alım yoluyla gerekse kuruluş yoluyla birleşme varlıkların genel transferine neden olacaktır, fakat tüzük şöyle ifade eder:
* Bir ÜÜ kanunlarının birleşen şirketler açısından, birleşen şirket tarafından sunulan ve üçüncü kişiler karşısında uygulanma kabiliyetini haiz belirli değerlerin, hakların ve yükümlülüklerin transferi ile ilgili olarak özel prosedürler öngörmesi halinde, söz konusu prosedürler uygulanacaktır ve tescilin gerçekleştiği tarihten itibaren birleşen şirketler veya SE tarafından üstlenilecektir.
* İç hukuka ve fiili uygulamaya dayalı olarak, taraf şirketlerin çalışanlar ile ilgili konular ve koşullarla bağlantılı hakları ve yükümlülükleri ile tescil tarihi itibariyle yürürlükte olan münferit çalışma sözleşmeleri veya iş ilişkileri konusunda bunlar, tescil nedeniyle ve tescil tarihinde SE’ye devrolunacaktır.
Ve nihai olarak, bir grubun şirketlerinin birleşmesi hususunda Tüzüğün 31. Maddesi basitleştirilmiş bir prosedür ihtiva etmektedir:
* Bir başka şirketin genel kurul toplantısında devir alım yoluyla birleşme yönünde karar alabilecek olan tüm hisseleri ve teminatları elinde bulunduran şirketin, bu şirketle birleşmesi konusunda Madde 20.1, Fıkralar b, c ve d, Madde 22 ve Madde 29.1, Fıkra B’deki koşullar uygulanmayacaktır. Fakat birleşmeye taraf olan her iki şirkete yürürlükteki iç hukuk düzenlemeleri uygulanacaktır.[7].
* Diğer bir şirketin genel kurul toplantısında oy hakkına sahip hislerin % 90’ını veya daha fazlasını elinde tutmakla birlikte, tümünü elinde tutmayan şirketin devir alım yoluyla bir birleşmeye karar vermesi durumunda, yalnızca yönetimin veya idarenin raporları, devralan veya devralınan şirket için geçerli olan ulusal kanunlara, uygunluğunun denetimi için bir veya birden fazla bağımsız uzman tarafından tanzim edilmiş olan rapor ile diğer gerekli evraklar gerekmektedir. Yine de ÜÜ bu kuralı bir şirketin % 90 veya daha fazla oy hakkına sahip olmakla birlikte tamamına sahip olmadığı durumda uygulayabilir.
- Bir Holding SE’nin Kuruluşu:
Madde 32, Madde 2’nin 2. fıkrasına göre bir SE’nin teşkil edilebileceğini öngörmektedir, yani “Bir ÜÜ’nin hukuk düzenine uygun olarak kurulmuş olan ve tescil edilmiş iş merkezi ve idare merkezi birlik dahilinde bulunan” kuruluşlar ve sınırlı sorumlu şirketler, bunların en az ikisinin: “farklı Üye Ülkelerin hukuk düzenlerine tabi olmaları veya bunların farklı bir ÜÜ’nin hukuk düzenine tabi bir alt kuruluşlarının olması veya önceden en az iki yıldır başka bir ÜÜ’de şubelerinin bulunması” koşuluyla bir holding SE oluşturabilirler. Yükselen şirketler hislerini transfer edeceklerdir fakat yok olmayacaklardır; bu nedenle hukuki statülerini koruyacaklardır.
Daha önceki halde olduğu gibi, yükselen kurumlar bir kuruluş projesi hazırlama yükümlülüğü altındadırlar ki bu rapor, bunların hukuki ve ekonomik durumları ile, SE şeklinin benimsenmesinin hissedarlar ve çalışanlar için doğuracağı sonuçları da içermelidir.
Proje şunları ihtiva etmelidir:
- Şirketin iş yeri adresi.
- SE için öngörülen unvanı.
- Hisselerin takas oranı ve yerine göre tazminat tutarı.
- Hisselerin dağıtım şekli.
- SE tarafından özel haklara sahip hissedarlara ve hisse dışında farklı teminatların hamililerine taahhüt edilen garantiler veya bunlarla ilgili diğer tedbirler.
- Niyet edilen birleşme için çalışmış olan münferit uzmanlar ile birleşmeye taraf şirketlerin idari üyelerine, yönetimine, denetim veya kontrol mercilerine tanınacak tüm potansiyel faydalar.
- 2001/86/EC sayılı Direktif doğrultusunda SE’ye çalışanların katılım koşullarını belirlemek için uygulanacak olan prosedüre dair bilgiler.
- SE’nin oluşturulmasını mümkün kılacak işlemlerin yürütülmesi yönünde her bir şirketin hissedarlarının sağlayacağı asgari hisse veya katılım oranları. Bu oran, sabit oy hakkının % 50’sinden fazla olmak durumundadır.
Proje, taraf olan her bir şirket için SE’nin kuruluşu konusunda karar verecek olan hissedarlar genel kurulu toplantısından en az bir ay önce ilan edilmek zorundadır[8].
SE dahilindeki harici denetim, birleşmede uygulanan modelde olduğu gibi, operasyona taraf olan şirketlerin bir veya birden fazla uzmanının katılımıyla gerçekleşir[9] ki bunlar projeyi inceleyecekler ve her şirketin hissedarlarına yönelik bir rapor hazırlayacaklardır. Operasyona taraf olan şirketler arasında bir anlaşmanın bulunması halind,e uzmanlar tüm hissedar grupları için genel bir rapor hazırlayabilirler.
Belirtilen rapor şunlara işaret edecektir:
* Değerlendirmede karşılaşılan güçlükleri
* Hisse takas oranının uygunluğuna dair beyanı
* Takas oranının tayin edilmesinde kullanılan yöntemleri
* Özel durumda kullanılmış olan yöntemlerin yeterliliği.
Proje hazırlandıktan sonra bunun operasyonu gerçekleştiren şirketlerin genel kurul toplantılarında onaylanması gerekmektedir. Tarafların toplantıları SE’nin 2001/86/EEC sayılı, çalışanların katılımı konusunda karar verecek olan Direktif’te öngörülen şartlar kapsamında şartlı tescili yönünde acil onay verebilirler.
Taraf olan şirketlerin hissedarlarına veya sahiplerine, yükseltilen şirketlere SE’nin kurulmasına dair niyetlerini bildirecekleri üç aylık bir süre tanınmaktadır. Kuruluş taslağı uyarınca gerekli olan asgari hisse miktarının verilmiş olması ve burada belirtilen tüm koşulların yerine getirilmiş olmasıyla SE geçerli şekilde kurulmuş olacaktır.
SE’nin kuruluşu için öngörülen tüm koşulların tamamlanmasından sonra kuruluş her iki yükselen şirket tarafından ilan olunacaktır. İlan 68/151/EC sayılı Direktif gereğince katılmış olan her bir şirketin ikametgahının bulunduğu ÜÜ’nin iç hukuk düzenlemelerine uygun olarak gerçekleştirilecektir.
Kural, ana şirketler ile ilgili olarak operasyona itirazda bulunmuş olan azınlık hissedarların, kreditörlerin ve çalışanların korunmasını temin etmek için Üye Ülkelerin şart koyma imkanını da ihtiva etmektedir.
- Alt Kuruluş SE’nin kuruluşu:
Tüzüğün 35. Maddesi’ne göre, antlaşmanın 48. Maddesinde tanımlanan şirketler ile bir ÜÜ’nin hukuk düzeninde kamu veya özel hukuka tabi olan, tescil edilmiş iş merkezi ve idare merkezleri birlik dahilinde bulunan tüzel kişilerden en az ikisinin:
* Farklı bir ÜÜ’nin hukuk düzenine tabi olmaları;
* Veya başka bir ÜÜ’nin hukuk düzenine tabi alt kuruluşları olması veya bundan önce en az iki yıldır başka bir ÜÜ’de şubelerinin bulunması
koşuluyla bunların kendi hisselerini teberru ederek bir Alt Kuruluş SE oluşturabilirler.
- Mevcut bir kuruluşun bir SE’ye dönüştürülmesi:
Tüzüğün 37. Maddesi’ne göre, Tüzüğün 2.4 Maddesi’nde öngörülene uygun olarak, yani bir ÜÜ’nin hukuk düzenine tabi olarak kurulmuş olup, tescil edilmiş iş merkezi ve idare merkezi birlik dahilinde olan bir şirket, “bunun, en az iki yıl süreyle başka bir ÜÜ’nin hukuk düzenine tabi olan bir Alt Kuruluşu’nun bulunmuş olması” kaydıyla bir SE’ye dönüştürülebilir.
Dönüştürme, herhangi bir feshe veya yeni bir kuruluşun oluşturulmasına neden olmaz. Madde 37.3’te şart koşulduğu gibi, dönüştürme ulusal bir kimliğe sahip olacaktır ve bu nedenle tescil edilmiş iş merkezinin başka bir ÜÜ’ye nakli eşliğinde gerçekleşemeyecektir. İkametin nakli, Tüzüğün 8. Maddesi’nde belirtildiği gibi daha sonra gerçekleştirilebilir.
Dönüşme projesinin, yönetim ve idari organlarca hazırlanmış olan ve dönüşümü gerekçelendiren hukuki ve ekonomik konuları açıklayan bir rapor eşliğinde geçekleştirilmesi gerekmektedir; aynı şekilde söz konusu rapor, dönüşümün çalışanlar ve hissedarlar bakımından doğuracağı sonuçları da ihtiva etmelidir.
Dönüşümü onaylayacak veya reddedecek olan genel kurulun toplanmasından bir ay önce projeler yayınlanmak zorundadır ve yayınlar 68/151/EEC sayılı Direktif tarafından öngörüldüğü gibi iç hukukta öngörüldüğü biçimde olmak durumundadır.
Seçilmiş olan bağımsız uzmanlar veya bir SE’ye dönüşecek olan şirketin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin adli veya idari makamının yetkilisi[10] önceden şirketin kanunlar veya mevzuat tarafından ihracına müsaade ettikleri kadar, ihtiyatlar dahil olmak üzere, sermayesine mukabil olan net varlıklarının mevcudiyetini belgelendireceklerdir[11].
SE’nin dönüşüm projesi ile şirket statüsü, iç hukuk düzenlemelerine uygun şekilde genel kurul tarafından onaylanmak zorundadır[12]. Tüzel kişilik organizasyonunun çalışanların katılımını ihtiva etmesi durumunda, Üye Ülkenin, genel kurulda salt çoğunlukla veya oybirliği ile dönüşüm lehine bir oylama talebinde bulunma imkanı vardır.
Çalışanlar lehine bir güvenlik tedbiri olarak Tüzük, tescil tarihinden itibaren iç hukuk ile fiili uygulamaya, çalışma sözleşmeleri veya işçi-işveren ilişkilerine dayalı olarak oluşmuş olan tüm hakların ve yükümlülüklerin SE’ye transferini öngörmektedir.
- SE’nin Yapısı:
Tüzük, birlik dahilindeki kuruluşların idari organizasyonları bakımından iki sistemi kabul etmektedir; Tek kademeli sistem (yalnızca idari organ) ve çift kademeli sistem (denetim organı ve yönetim organı).
Yürürlükteki düzenlemeler tarafından konulan şartlarla uyumlu olarak, SE’ye dair Madde 38 şunları ihtiva etmektedir:
a) Hissedarlar genel kurul toplantısı ile
b) Mevzuatta kabul edilmiş olan opsiyonlara göre, ya bir denetim organı ve bir yönetim organı (çift kademeli sistem) veya bir idari organ (tek kademeli sistem).
SE’de çift kademeli sistem:
Adından da anlaşılacağı üzere, bu sistemin temeli denetim organı ile yönetim organı arasındaki ayrımdır ve ikililiğin gayesi, şirkete geniş anlamda idarenin, yönetimin ve sorumluların kontrol fonksiyonlarının kapsamını tanımlamayı mümkün kılmaktır.
Yönetim organı:
SE’nin yönetiminden sorumludur. SE’nin şirket statüsü bunun temsilcileri tarafından hazırlanacaktır ve bu nedenle, bu tür bir yönetimin bir müdüre, tek başına veya birlikte hareket eden birden fazla müdüre veya birlikte hareket eden bir Yönetim Kuruluna verilmiş olması halinde, aynı şekilde, bunları belirlemesine ilişkin kuralları tespit edecektir.
ÜÜ, şirketin yönetimini kontrol edecek olan asgari veya azami üye sayısını veya her ikisini tayin edebilir. Eğer birlikte hareket edecek olan bir müdürler kurulu öngörülecek olursa, çift kademeli ve tek kademeli sistem için bunların toplanması, oluşumu, başkanlığı, görevden alınma ve oylama rejimleri ile ilgili tüm konularda geçerli olan Madde 50’deki tüm genel tüzük hükümlerine uyulmak zorundadır.
Benzer şekilde, Üye Ülkelerin ulusal şirketler için yürürlükte olan koşullarına tabi olarak gündelik yönetimin idamesi için bir icra kurulu başkanını tercih etmeleri mümkündür.
Daha önce ifade ettiğimiz üzere şirket yönetimi, şunlardan sorumlu olan yönetim organı tarafından yürütülecektir:
* SE Tüzüğünde belirlenmiş olan tüm görevleri yerine getirmek
* SE’ler ve şirketlere özel olarak ulusal kanunlar tarafından belirlenmiş olan tüm görevleri yerine getirmek
* Şirket statüsünde öngörülen görevleri yerine getirmek.
Düzenlemelere göre şirketin olağan idaresi ile tanımlanan:
· Şirket politikası esaslarının belirlenmesi ve olağan dışı idare (büyük ekonomik değerlerde operasyonlar, alt kuruluşların oluşturulması…).
· Şirketin üçüncü kişiler karşısında temsil edilmesi.
Denetim organı, yönetim organı üyelerinin atanması ve görevden alınmasından sorumlu olacaktır. Fakat, Tüzük, bir ÜÜ’nin SE’nin şirket statüsünde bu tür faaliyetlerin genel kurul tarafından yürütülmesini kabul etmesine müsaade etmektedir; Söz konusu faaliyetler, ilgili bölgede bulunan şirketler için mevcut olan koşullarla aynı şartlar altında yürütülecektir.
Aynı SE’nin hem yönetim organında, hem de denetim organında aynı anda görev alınması kesinlikle yasaktır. Bir koltuğun boşalması halinde denetimden sorumlu organ, kendi üyelerinden birini yönetim organının üyesi gibi hareket etmekle görevlendirebilir ki bu süre zarfında denetim organındaki görevi askıya alınacaktır. Her ÜÜ bunun sürelerini sınırlayabilir.
Daha önce ifade edildiği gibi, yönetim organının üye sayısı veya bunların tanımlanmasındaki kurallar şirket statüsü tarafından belirlenecektir. Fakat, Üye Ülkeler asgari veya azami üye sayısı veya her ikisinin de belirlenmesini talep edebilirler.
Bir ÜÜ’nin tescil edilmiş iş merkezi kendi bölgesinde bulunan şirketler için çift kademeli sistemi öngören kanunları olmayabilir, bu durumda ÜÜ, SE için uygun addettiği ölçütleri tayin edebilecektir.
SE’nin denetim organı:
Bunun üyeleri genel kurul tarafından göreve getirilir, fakat ilk oluşturulan organın seçilmiş olma ve şirket statüsü tarafından göreve getirilmiş olması için, Madde 47.4’ün hükümleri ve uygun düştüğü ölçüde, çalışanların katılım biçimi göz ardı edilmeksizin, gerekli esneklik mevcuttur[13].
Adının çağrıştırdığı gibi, yönetim organına tevdi edilen yönetimi denetlemekten sorumludur, fakat kendisi SE’yi yönetme yetkisi kullanamaz. Yönetimin kontrolünden bahsederken, diğerlerinin yanı sıra aşağıdaki faaliyetler de kastedilmektedir:
* Yönetim organı üyelerinin atanması ve görevden alınması,
* Önceden alınmış izin ile belirli yönetimsel operasyonları yürütme imkanı,
* Bilgi yetkisi ve
* Revizyon yetkisi
SE statüsü, denetim organını teşkil edecek olan üye sayısını veya bunun üyelerinin seçimine dair kuralları belirleyecektir. Üye Ülkelerin kendi bölgelerinde tescil edilmiş SE’ler için bunun kesin üye sayısını, asgari ve/veya azami üye sayısını veya her ikisini de tayin etmesi mümkündür.
Görevlerini yerine getirmesi için denetim organı, asgari her üç ayda bir, SE’yi ilgilendiren tüm konulardaki gelişmeler hakkında, doğrudan yönetim kurulu tarafından bilgilendirilecektir; aynı şekilde beklenen gelişmeler rapor edilecek ve SE’nin durumunu etkileyebilecek olaylar ve konuları da zamanında rapor edecektir.
Benzer şekilde, denetim organının bunu uygun addetmesi halinde, yönetim organından kendi görevlerini yapabilmek için gerekli gördüğü veya fonksiyonlarını yerine getirmek için gerekli olan tüm kontrollerin yapılması maksadıyla her türlü bilgiyi talep etme hakkına sahiptir. Bu amaçla denetim organının tüm üyelerinin, herhangi bir sınırlama olmaksızın yönetim organı tarafından temin edilen her tür bilgiye erişim hakkı vardır ve Üye Ülkeler her zaman, görevlerini yerine getirmek için gerekli olduğunu düşündükleri her tür bilgiyi talep edebilirler.
Başkan üyeler arasından seçilir. Üyelerinin yarısından fazlasının çalışanlar tarafından seçildiği denetim organlarında başkan olarak, yalnızca genel kurul tarafından atanmış olan üyeler seçilebilirler.
SE’de tek basamaklı sistem:
Gündelik şirket yönetiminin, bir icra kurulu başkanı veya icra kurulu başkanları tarafından yürütülmesini öngören sistemdir. Üye Ülkeler bu sistemin çalışmasını, kendi yetki alanlarında bulunan şirketler için geçerli olan koşullarla aynı şartlarda belirleyeceklerdir.
Tüzüğün 43. Maddesi gereğince idari organ SE’nin yönetimini üzerine alacaktır. Her ÜÜ, gündelik yönetimden sorumlu kişinin, kendi bölgesinde bulunan kamu kuruluşları için geçerli olan koşullara tabii bir veya birden çok icra kurulu başkanı olmasını şart koşabilir.
Çift kademeli sistemde olduğu gibi, yönetim organının üye sayısı veya bunların tayininde takip edilecek kurallar şirket statüsü tarafından belirlenir. Bu hususta da her ÜÜ, asgari ve uygun olduğu hallerde azami üye sayısı belirleyebilir.
Çalışan katılımının 2001/86/EC sayılı Direktif’te belirtilen şekilde düzenlendiği organlarda en az üç üye bulunacaktır.
Şirketin yönetimi idari organın temel görevidir. Fakat, Tüzüğün 44. Maddesinde ifade edildiği gibi, yönetim kurulunun yönetim kurulu şeklini alması halinde: “En az üç ayda bir toplanacaklardır ki bu süre SE statüsünde belirtilecektir. Kururl, toplantılarda şirketin çeşitli konularındaki ilerlemeleri ve bunların beklenen gelişmelerini görüşecektir ve üyelerinin bununla ilgili olan her şeye sınırsız erişimleri olacaktır.” Tüzük tarafından ortaya konulan düşünce, yönetim fonksiyonunun, özellikle şirketin gündelik yönetiminin, şirketin gelişimi ile ilgili olayları düzenli şekilde yönetim kuruluna rapor halinde sunan delege konumundaki bir veya birden fazla icra kurulu başkanına teslim edilmiş olduğu hallerde, idari organa verilmesinden başka bir şey değildir.
Kurul üyeleri genel kurul tarafından atanırlar. Şirket statüsünün ilk yönetim kurulu üyelerini tayin etmesi mümkündür. Tüm şartlar azınlık hissedarların, diğer kişilerin ve yetkililerin, kurulun bazı üyelerinin ikametin bulunduğu ÜÜ’nin iç hukuk kuralları gereğince ve 2001/86/EC sayılı Direktifin öngördüğü çalışanların katılımı konusundaki hükümleri çerçevesinde atayabilme imkanı ile uyumlu olmak zorundadır.
Yönetim kurulu kendi üyeleri arasından bir başkan seçmek durumundadır. Üyelerinin yarısının çalışanlar tarafından atanmış olması halinde, denetim organına ilişkin hükümlerin öngördüğü gibi, yalnızca hissedarlar genel kurulu tarafından atanmış olan üyelerden birisi başkan olarak seçilebilir. Bu kuralın amacı Ortak Yönetim Kurulunun oluşturulması halinde sermayenin muhtemel baskın pozisyonunu güvence altına almaktır.
SE’deki tek kademeli ve çift kademeli sistemlere ilişkin müşterek hükümler:
46. -51. maddeler tek kademeli ve çift kademeli sistemlere dair müşterek hükümleri tanımlar.
Bunlarda SE’nin bilumum organlarının üyelerinin şirket statüsünde belirlenmiş olan ve hiçbir koşul altında 6 yıldan fazla olamayacak olan bir süre boyunca görev yapmalarını şart koşmaktadır. Şirket statüsünde yer alan sınırlama halleri hariç, üyeler daha önce belirlenmiş süreler için bir veya birden fazla defa yeniden atanabilirler.
Bunun ötesinde, bir ÜÜ’nin kendi bölgesinde bulunan şirketlere bunu yasaklaması durumu hariç olmak üzere, statü hükümlerinde bir başka şirketin veya tüzel kişiliğin organlarından herhangi birinin üyesi olmasını öngörebilirler. Bu durumlar dışında, şirketin veya tüzel kişiliğin şirket statüsünde ifade edilen yetkileri kullanmak üzere bir temsilci tayin etmesi öngörülmektedir.
Tüzüğün 47.2 Maddesine göre şu kişiler SE’nin belirli bir organının üyeleri olamazlar:
- SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin kanunlarına uygun olmayan kişiler, söz konusu ÜÜ’nin hukuk düzenine tabii olarak kurulmuş olan bir şirketin ilgili organının parçası olamazlar.
- Ve bir ÜÜ’nin adli veya idari kararı doğrultusunda yetkileri iptal edilmiş veya görevden alınmış olan bir kişi, söz konusu ÜÜ’nin hukuk düzenine tabii olarak kurulmuş olan bir şirketin organının parçası olamaz.
Statü, hissedarları temsil eden üyelerin seçimine dair özel koşullar konusunda mutabakat sağlayabilir, fakat bu koşulların geçerli olması için, SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin şirketlere ilişlkin hukuki düzenlemelerine uygun olması zorunludur.
Tüzük, azınlık hissedarlar veya diğer kişiler veya merciiler hakkında güvenlik tedbiri olarak, bunlara SE’nin organlarının üyelerinin bir kısmını atama hakkını verme imkanını iç hukuka tanımaktadır.
Aynı zamanda, şirket statüsü yönetim kurulunun denetim kurulundan yetki almasını gerektirecek olan faaliyetleri (çift kademeli sistem) veya yönetim kurulunun alacağı belirli kararları (tek kademeli sistem) tanımlamalıdır. Fakat Üye Ülkeler aynı şekilde çift kademeli sistemde denetim organının belirli faaliyet sınıfları için bir yetkilendirmede bulunmasını öngörebilirler.
Bu anlamda, ÜÜ’ler en azından kendi yetki alanlarında tescil edilmiş olan SE’lerin statülerinde yer alması zorunlu olan faaliyet sınıflarını belirleyebilirler.
Bir SE organının üyeleri, görevleri sona erdikten sonra bile, SE hakkında edinmiş oldukları bilgileri, şirketlere uygulanan iç hukuk hükümleri tarafından veya kamu yararının gerektirmesi veya buna izin verilmesi hali hariç olmak, üzere bu tür bir açıklamanın şirketin çıkarlarına zarar verecek sonuçlar doğurması halinde açıklayamazlar.
Ortaklaşa organların faaliyetleri Madde 50’de ifade olunan bir dizi hüküm ile düzenlenmiştir. Burada, SE statüsü veya Tüzük tarafından aksi öngörülmediği sürece ortaklaşa organların toplantı ve karar yeter sayıları aşağıdaki şekildedir:
* Toplantı yeter sayısı: Üyelerin en az yarısı hazır bulunmak veya temsil edilmek zorundadır.
* Karar yeter sayısı: Hazır bulunan veya temsil edilen üyelerin çoğunluğu.
SE’nin organında bir eşitlik durumunun ortaya çıkmış olması ve bu hususta şirket statüsünde herhangi bir hüküm bulunmamasu halinde, her organın başkanının oyu kararı belirleyecek olan oydur. Denetim organının yarısının işçi temsilcileri tarafından teşkil edilmesi durumunda aksi bir yasal düzenleme olamaz.
Çalışanların katılımının 2001/86/EC sayılı Direktif doğrultusunda düzenlenmiş olması halinde, yukarıda söylenenlere rağmen, ÜÜ denetim organının karar yeter sayısının ve karar sayısının, ilgili ÜÜ kanunlarına tabii olarak kurulmuş olan kamuya açık şirketlere uygulanan kurallar ile aynı koşullara tabi olmalarını öngörebilir.
Nihai olarak Madde 51, yönetim kurulu, denetim kurulu ve idare organı üyelerinin, kanuna ve şirket statüsüne dayanan yükümlülükleri ile kendi üzerlerine düşen sair görevleri yerine getirmemeleri sebebiyle SE’nin görmüş olduğu zarardan sorumlu olmalarını düzenlemiştir. Mesuliyeti SE’lerin bulundukları ÜÜ’nin şirketlere uyguladığı hükümler doğrultusunda ve bunlarla birlikte SE’ye yüklemektedir.
- SE’nin yıllık genel kurul toplantısı:
Genel kurul toplantısı “yetkileri ile ilişkili olan şirket konularında görüşmek ve karar almak üzere bir araya gelmiş olan hissedarların çoğunluğunu temsil eden toplantı” olarak tanımlanabilir.
Tüzüğün 52. Maddesinde öngörüldüğü üzere genel kurul toplantısı aşağıdakiler tarafından kendisine yüklenen konularda tanınmış olan özel yetkilerle kararlar alacaktır:
- SE Tüzüğü
- SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin 2001/86/EC sayılı Direktif doğrultusundaki kanun hükümleri.
- SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin kanunları veya bunlarla uyumlu yönetmeliklere göre bir şirketin genel kurulunun yetkisine bırakılan konular.
Genel kurul, tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin şirketlere uygulanan kanunlarının aynı faaliyetin icrası için daha geniş bir zaman aralığının öngörüldüğü haller dışında, asgari olarak her takvim yılında bir defa, her mali yılın bitiminden itibaren altı ay içinde toplanacaktır. Bununla birlikte, ÜÜ ilk genel kurul toplantısının SE’nin kurulmasından sonraki On Sekiz ay içerisinde toplanmasını öngörebilir.
Tüzükte tanımlanmış olan hükümler saklı kalmak kaydıyla, Yıllık Genel Kurul Toplantısının organizasyonu ve gelişimi ile oylama prosedürü tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin şirketlere uyguladığı düzenlemelere tabi olacaktır.
Buna ilaveten, genel kurul toplantısı her hangi bir zamanda yönetim kurulu, idari organ, ve denetim organı veya SE’nin ikametinin bulunduğu ÜÜ’nin şirketlere uyguladığı iç hukuk düzenlemelerine tabii herhangi bir yetkili tarafından düzenlenebilir.
Gerek genel kurulun toplanması, gerekse gündemin oluşturulması SE’nin kayıtlı sermayesinin % 10’una mukabil olan hisseleri birlikte elinde bulunduran hissedarlar tarafından talep edilebilir. Şirketlere uygulanan söz konusu şartlar konusunda SE statüsü veya iç hukuk düzenlemeleri daha düşük bir yüzde oranı öngörebilirler.
Söz konusu hissedarların bir genel kurul toplantısı talep etmiş olması ve bu organın süresi içinde toplanmamış olması halinde veya iki aydan daha geç bir süre zarfındaki herhangi bir durumda SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu yerin adli veya idari yetkili mercii belirli bir süre zarfında bir toplantı emredebilir, veya talepte bulunmuş olan hissedarlara veya bir aracıya toplanma izni verebilir. Buna ilaveten, iç hukuk düzenlemeleri hissedarların genel kurul toplantısını kendilerinin yapmasını öngörebilir.
Gündemin belirlenmesinde olduğu gibi, bu tür bir uygulama için yürürlükte olmayan prosedürler ve zaman sınırlamaları SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin iç hukuk düzenlemelerine göre veya bunların bulunmaması halinde, SE Tüzüğü’ne göre belirlenecektir.
Her durumda SE Tüzükleri veya iç hukuk, şirketlere uygulanan söz konusu koşullardan daha düşük bir yüzde oranı belirleyebilir.
Genel kurul toplantısında kararlar, SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin şirketler için uygulanan kanunları veya diğer hukuki düzenlemelerince daha büyük bir çoğunluğun talep edilmesi durumu dışında, verilen geçerli oyların salt çoğunluğu ile alınır.
SE’nin statüsünde veya ikametinin naklinde yapılacak olan tadiller genel kurul kararını gerektirir, karar, SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu yerde uygulanan kanunların daha büyük bir çoğunluğu öngörmesi veya buna izin verilmesi hali hariç olmak üzere, verilen oyların 2/3’lik yeterli çoğunluğu ile alınır. Oylamaya katılmamış olan hissedarların oyları, yinelenen oylar, boş oylar ve geçersiz oylar sayılmaz..
Bununla birlikte, bir ÜÜ kayıtlı sermayenin en az yarısının temsil edilmiş olması halinde verilmiş olan oyların salt çoğunluğunun yeterli olduğunu öngörebilir.
Karar onaylandıktan sonra, Tüzükte öngörülen prosedüre uygun şekilde yayınlanmak zorundadır.
Birden fazla hisse türünün bulunması halinde genel kurul toplantısında alınacak olan karar, hakları söz konusu karar neticesinde olumsuz etkilenebilecek olan spesifik hissedar kategorilerinde ayrı ayrı oylamaya tabi tutulmak zorundadır.
Yukarıda ifade edilenlere uygun olarak, kararın kabul edilebilmesi için genel kurul toplantısında aranan oy çoğunluğu, söz konusu karar neticesinde hakları bundan olumsuz etkilenebilecek olan spesifik hissedar kategorilerinde ayrı ayrı düzenlenecek olan oylamalarda da aranacaktır.
- SE’de yıllık mali tablo ve konsolide mali tablo:
Tüzüğün 61. Maddesi SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin kanunlarına göre kurulmuş olan şirketlere uygulanan şu hususlarla ilişkin standartlardan bahseder: Yıllık mali tabloların, konsolide mali tabloların hazırlanması, Ek’li yönetim raporları, kontrol ve yayınlanması. Bununla birlikte Madde 62’de iki istisnai durum vardır:
- Kredi kurumu veya finansal kurum olan SE’ler; yıllık mali tabloların, ilgili yerde, konsolide mali tablolarının hazırlanması konularında, bunların Ek’li yönetim raporları, söz konusu mali tabloların kontrolü ve yayınlanması ile ilgili olarak Avrupa Parlamentosu ve Konseyi’nin 20 Mart 2000 tarihli ve 2000/12/EC sayılı Kredi Kurumlarının Faaliyetlerinin Erişimi ve Uygulanmasına Dair Direktif vasıtasıyla bunların tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ülkenin iç hukuku tarafından belirlenen hükümlere tabidirler.
- Sigorta kurumu olan SE’ler; yıllık mali tabloların, ilgili yerde, konsolide mali tablolarının hazırlanması konularında, bunların Ek’li yönetim raporları, söz konusu mali tabloların kontrolü ve yayınlanması ile ilgili olarak Avrupa Konseyi’nin 19 Aralık 1991 tarihli ve 91/674/EEC sayılı sigorta kurumlarının yıllık mali tabloları ve konsolide mali tabloları ile ilgili Direktife göre bunların tescil eidlmiş iş merkezinin bulunduğu ülkenin iç hukuk düzenlemeleri tarafından belirlenen hükümlere tabidirler.
- İnfisah, tasfiye, iflas ve SE’nin icra aczi:
Tüzüğün 63. Maddesi, SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ÜÜ’nin kanunlarına göre kurulmuş olan şirketlere uygulanan kanun hükümleri ve infisah, tasfiye, iflas, ödeme aczi ve genel kurulun almış olduğu kararlara yönelik hükümler dahil olmak üzere, benzer prosedürler ile ilgili tüm konuları ifade eder.
Tüzük, SE’nin tasfiyesine muhtemel bir gerekçe olarak, fiili işyerinin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu aynı ÜÜ’de oluşturmadaki kusurunu göstermektedir.
Fesih, tasfiye, iflas veya ödeme aczi ile ilgili süreçler ile kapatma veya faaliyetine devam kararı yönündeki prosedürler, Tüzüğün 13. Maddesi’ne göre, iç hukuk düzenlemelerinin öngördüğü farklı herhangi bir ilan şekli saklı kalmak üzere, ilan edilir.
Tüzük, bir SE’nin tescil edilmiş iş merkezinin bulunduğu ülkedeki bir şirkete dönüş






