Fikri Mülkiyet Haklarının Özellikleri
Fikri mülkiyet insan zihninin, düşünce gücünün yarattığı ürünler üzerindeki haklarını ifade etmek için kullanılmaktadır. Fikri mülkiyet hukuku da insan zihnin yarattığı bu düşünsel ürünleri korumaktadır. Dolayısıyla, fikri mülkiyet, üzerinde somutlaştığı eşyanın mülkiyetinden farklı olması sebebi ile klasik mülkiyet anlayışı ile uyumlu değildir. Bu sebeple klasik mülkiyet anlayışından hareketle fikri mülkiyete ilişkin problemler çözümlenemez. Fikri mülkiyet haklarının klasik mülkiyet hukukundan farklı bir kısım özellikleri vardır.
—Fikri mülkiyete konu ürünler-klasik mülkiyet hukukundaki gibi maddi varlığa sahip değildir. Örneğin, bir ressamın tablosu, tablonun şekillendiği tuval ve içinde yer aldığı çerçevenin mülkiyeti ile o tabloyu oluşturan ressamın düşüncesi. Örnekteki tuval ve çerçeve klasik mülkiyete konu olurken fikrin resmin şekillendiği resim fikri mülkiyetin konusunu oluşturmaktadır. Fikri mülkiyete konu şeyler ele tutulamaz, gözle görülemez yani maddi varlığı yoktur. Maddi varlığının olmaması sebebi ile Türk hukuku gibi bir kısım ülke hukuklarında eşya olarak kabul edilmemektedir.
—Maddi eşya hukukundaki mülkiyet hakkı sahibi her yerde korumadan yararlanır. Fikri mülkiyet hukuku alanında ise, koruma evrensel boyutta değil, ülkesel boyuttadır. Başka bir ifade ile fikri mülkiyet alanında koruma, kendisinden koruma talep edilen ülke hukuku nazara alınarak korunur ya da korunmaz.
—Maddi eşya hukukunda mülkiyet hakkı, hakka konu olan eşya mevcudiyetini sürdürdüğü müddetçe korumadan yararlanır. Oysa fikri mülkiyet haklarında, her bir hak çeşidi için farklı koruma süreleri kabul edilmektedir. Örneğin, patent hakları 20 yıl, telif hakları meydana getirenin hayatı boyu ve ölümünden sonra 70 yıl.-
—Fikri mülkiyet hakları kullanılmakla tüketilemez. Örneğin bir romancının kaleme almış olduğu romanı ne kadar baskı yaparsa yapsın, oluşturulan fikri ürün tüketilemeyecektir. Tabii ki, fikri ürünün somutlaştığı nüsha üzerindeki hak tükenecektir.
—Fikri mülkiyet hakları sahibine tekel nitelikli mutlak haklar vermektedir. Dolayısıyla, fikri haklar herkese karşı ileri sürülebilir. Fikri mülkiyet haklarının tekelci niteliği, özellikle sınaî mülkiyet alanında rekabetçiliği de beraberinde getirecektir. Çünkü elde edilen bir fikri ürün rakiplere göre avantaj sağlayacaktır. Bu sebeple, rakip firmalar yeni ürün elde edebilmek için sürekli araştırma faaliyeti içinde olacaklardır.
—Fikri mülkiyete kapsamında kalan bir kısım hakların doğumu için tescil edilme zorunluluğu vardır. Çalışma konumuz olan patent hakları da tescil edilmeden korumadan yaranılamayan haklardadır.






