Şirketler Üzerindeki Vergiler
A) Ortak vergi sistemleri:
Bu bağlamda, farklı Üye Ülkelerin anonim şirket gruplarına uygulanan yargılama yetkisi bakış açısından bir dizi tarafsız kurallar ifade edilmektedir. Bir Üye Ülkede ikameti olan alt kuruluşlar tarafından başka bir Üye Ülkede konuşlanmış ana firmalarına temettü olarak dağıtılan gelirler üzerinden çifte vergilendirme ortadan kaldırılmıştır.
Doğrudan ticaret şirketi vergilendirmenin uyumu ile ilgili olarak, iki ana grup üzerinde odaklanacağız:
- Topluluğun Şirket Politikası: ticaret yapısının geliştirilmesi ve şirketlere destek verilmesi, özellikle de küçük ve orta ölçekli işletmelere (KOBİ):
Bu, genel olarak AB şirketlerinin ve özellikle de KOBİ'lerin çalıştığı ortamı geliştirmeyi hedefleyen bir dizi tedbirleri kastetmektedir.
KOBİ’ler için vergi sistemini ilgilendiren ve Komisyon tarafından tartışılan ihtilaflı konulardan birisi, gelir vergisine tabi olan şahıs şirketlerinin ve tek kişinin sahip olduğu anonim şirketlerin vergilendirilmesidir. Buradaki en büyük sorunlardan birisi kendi kademeli olarak ilerleyen oranlarında, yani şirketlerin üzerindeki vergilerden daha yüksek olarak kullanılan marjinal oranlarda yatmaktadır. Bu durum, faklı açık bir vergi uygulamasının kendi yasal biçimine göre dayatılması nedeniyle çarpıklıklara neden olmakta ve şirketler için rekabetin bozulmasıyla sonuçlanmaktadır. Bu çarpıklıkları çözmek amacıyla Komisyon somut bir tedbir önermemektedir ama sadece topluluğun bazı ülkeleri tarafından zaten uygulanan iki tedbiri tartışmaktadır:
o Şirketlere, şirketler üzerindeki vergilerden seçim yapma hakkının verilmesi,
o Veya şirketler üzerindeki oranlara benzer bir oranda yeniden yatırım yapılan gelire uygulanabilir olan vergi yükünün sınırlandırılması.
Komisyon aşağıdaki tedbirleri önermiştir:
A) 14 Haziran 1993 tarihli, öncelik kılavuzunu desteklemek ve özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin lehine ticaret politikasının sürekliliği ve birleştirilmesinin sağlanması için çok yıllık topluluk programı ile ilgili Konsey Kararı.
B) Küçük ve ortak ölçekli işletmeler için vergi sistemini ilgilendiren 25 Mayıs 1994 tarihli Komisyon Önerisi.
- Şirketler için Topluluğun Ticaret Politikası ve Faaliyetlerinin Yeniden Yapılandırılması:
Şirketlerin sınırlar arası faaliyetlerinin geliştirilmesini engelleyen vergi güçlüklerini ortadan kaldırmak için bir dizi kuralları kastetmektedir. Bu sorunların birçoğunun AB ülkeleri tarafından imzalanan çifte vergilendirmeyle ilgili ikili anlaşmalar vasıtasıyla çözülmesine çalışılmaktadır, ama özellikle anlaşmalar çeşitli içerikler tasarladıklarından ve Üye Ülkeler arasındaki bütün ikili anlaşmalara ulaşmadıklarından, bu gibi sorunların kesin olarak düzeltilmesine olanak sağlayan bir fikirdir.
23 Temmuz 1990 tarihli Direktif şirket evlilikleri, şirket bölünmeleri, malvarlıklarının katkısı ve farklı Üye Ülkelerden ticaret şirketleri arasında karşılıklı olarak gerçekleştirilen hisse takasları üzerine uygulanabilir olan ve özellikle de bu gibi işlemleri bozmak değil, geliştirmeyi ve bu gibi işlemlerdeki vergi kazançlarını genişletmeyi hedefleyen ortak vergi sistemlerini belirtmektedir.
- Şirketlerin yoğunlaşma faaliyetleri ve faaliyetlerinin yeniden yapılandırılması:
A) Farklı Üye Ülkeler arasında gerçekleştirilen birleşmeler, şirket bölünmeleri, malvarlığı katkıları ve karşılıklı hisse takasları üzerine uygulanabilir olan ortak vergi sistemiyle ilgili 23 Temmuz 1990 tarihli Direktif.
B) Farklı Üye Ülkeler arasında gerçekleştirilen birleşmeler, şirket bölünmeleri, malvarlığı katkıları ve karşılıklı hisse takasları üzerine uygulanabilir olan ortak vergi sistemiyle ilgili 90/434/CEE sayılı Direktifi değiştiren 17 Şubat 2005 tarihli Direktif 2005/19/CE.
C) Bulgaristan ve Romanya’nın üyeliği nedeniyle vergilendirme hakkındaki 20 Kasım 2006 tarihli 2006/98/CE sayılı Konsey Direktifi
Üye Ülkeler bu Direktifi, iki veya daha fazla Üye Ülkeden ticaret şirketlerini etkileyen her birleşmeye, şirket bölünmesine ve hisse takaslarına uygulayacaktır.
Bu birleşmelerin veya işlemlerin, malvarlıklarının gerçek değerleri ve transfer edilen borçlar arasındaki farklılıklardan kaynaklanan ve ancak ve ancak böyle bir sermaye kazancı gerçekten gerçekleşmişse, sermaye kazançları üzerindeki herhangi bir vergi ile işlemin gerçekleştirildiği esnadaki vergi değerine işaret etmemesi gerektiğinden bahsedilmesi gerekmektedir.
Bunu başarmak için Üye Ülkeler kısmen veya tamamen vergiden muaf olan kaynaklar veya fonların transfer yapan şirketin ülkesinde konuşlanmış olan hak sahibi şirketin kalıcı olarak kurulmasıyla meydana gelmesi için gerekli tedbirleri benimseyecektir.
Avrupa tüzüklerinde, transfer yapan şirketin veya alt kuruluşun bir hissedarına verilen hak sahibi veya ana şirketin şirket sermayesini temsil eden hisseleri gelir vergisiyle veya böyle bir hissedarın karları üzerinden vergi veya sermaye kazançları üzerinden vergi ile vergilendirilmeyecektir.
Engellerden kaçınılması amacıyla, birleşme, şirket bölünmesi veya malvarlığı katkısı için katkıda bulunulan malvarlığının böyle bir şirketin ikamet ettiği ülkeden farklı bir Üye Ülkede konuşlanmış olmalıdır. Ve transfer yapan bir şirketin kalıcı bir şekilde kurulduğunun ortaya çıkması durumunda, ikamet edilen ülke kalıcı kuruluşu vergilendirme hakkından feragat edecektir.
Sermaye gecikmesi ödenmiş malvarlıklarının sonradan belirlenmesine kadar birleşmeler, şirket bölünmeleri, malvarlıklarının ödenmesi ve hisse senetlerinin takas edilmesi vasıtasıyla ticaret şirketlerinin sınırlar arası yeniden yapılandırılmasından kaynaklanan vergilendirmeye tabi olur.
Yukarıda tartışılan kanunlarda yapılan son değişiklikler aşağıdakileri etkiler:
· Bir veya birden fazla faaliyet kolunu transfer eden şirket tasfiye edildiğinde Direktif kapsamının şirket departmanlarına, Avrupalı bir şirketin genel merkezinin veya bir Üye Ülkenin bir Avrupa Kooperatif Birliğinin genel merkezinin başka bir Üye Ülkeye veya başka türde ticaret şirketine, tam olarak Avrupa Topluluğu ve Avrupa Birliğine ve vergi amaçlarıyla şeffaf olarak kabul edilen kuruluşlara transfer edilmesine genişletilmesi.
· Üye Ülkeler bir kişi şirket tarafından vergilendirilen bazı vergi mükelleflerine doğrudan veya dolaylı olarak katıldığında direktif hükümlerini uygulamayabilirler.
· Alt şirketlerdeki dalların transformasyonuyla alakalı olan işlemleri yöneten kanunların uygulanmasının açıklığa kavuşturulması.
· Hisse senetlerinin karşılıklı takasının tanımlanmasındaki değişiklikler.
- İlgili Şirketler (ana şirketler ve alt kuruluşları):
A) Farklı Üye Ülkelerden ana şirketlere ve alt kuruluşlarına uygulanabilir olan ortak vergi sistemini ilgilendiren 23 Temmuz 1990 tarihli ve 90/435/CEE sayılı Konsey Direktifi.
B) Farklı Üye Ülkelerden ana şirketler ve alt kuruluşlarına uygulanabilir olan ortak vergi sisteminin 90/435/CEE sayılı Direktifi düzenleyen 22 Aralık 2003 tarihli ve 2003/123/CE sayılı Konsey Kararı Bulgaristan ve Romanya'nın üyeliği nedeniyle, vergilendirme kapsamı içerisindeki bazı Direktifleri uyarlayan 20 Kasım 2006 tarihli ve 2006/98/CE sayılı Konsey Direktifi
C) Komisyonun; Konsey, Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesine Komisyonuna yönelik 19 Aralık 2006 tarihli Bildirisi
Yukarıda bahsedilen Direktif ve bu Direktifte yapılan değişiklikler Üye Ülkeler tarafından aşağıdaki hususlar için uygulanacaktır:
· Kalıcı kuruluşun konuşlanmış olduğu Ülkeden çok, herhangi bir Üye Ülkenin alt kuruluşlarından geldikleri sürece söz konusu Üye Ülkede konuşlanan kalıcı kuruluşlar ve diğer Üye Ülkelerden şirketlere ait olan kalıcı kuruluşlar tarafından alınan kazançların dağıtılması.
· Karların şirketler tarafından böyle bir ülkeden başka bir Üye Ülkede konuşlanan ve aynı Ülkede bu şirketlerin ana şirketlerine ait olan kalıcı kuruluşlara dağıtılması.
Direktif, farklı Üye Ülkelerden ticaret şirketleri arasında gerçekleştirilen birleşmelere, şirketlerin bölünmesine, malvarlıklarının ödenmesine ve hisse senetlerinin karşılıklı takasına uygulanabilir olan ortak vergi sistemlerini bu tür işlemleri caydırmak ve uluslar ararsı şirketlerin birleşmelerini desteklemek ve bu suretle de vergi kazançlarını bu gibi işlemlere genişletmek amacıyla düzenlemektedir.
Bu nedenle, alt şirketler tarafından ana şirketlerine dağıtılan kazançların çifte vergilendirilmesini önlemek amacıyla, ana şirketin devleti iki seçeneğe sahip olacaktır: Vergilendirme yapmamak veya karlarla bağlantılı olarak alt kuruluş tarafından ödenen vergide bir indirim yapılmasına olanak sağlayarak vergilendirmek ve buna ilaveten bazı farklılıklar ve istisnalarla ve bunlara tekabül eden ulusal vergiler kapsamı içerisinde, alt kuruluşun ikamet ettiği devlet tarafından menşe ülkede gerçekleştirilen stopajları azalmak.
Direktifin anlaşılması amacıyla, aşağıdaki terimlerin anlamlarını açıklamamız gerekmektedir:
1. Bir Üye Ülke Menşeli Şirket
i. 2003/123/CE sayılı Direktif ekinde sunulan belgede listelenen formlardan birisini kapsayan herhangi bir şirketi tanımlamaktadır.
ii. Bir Üye Ülkenin kanunlarına göre böyle bir ülkede bir vergi ödemesi olan ve çifte vergilendirmeyle ilgili bir anlaşma gereğince Topluluk dışında vergi ödemesine sahip olduğu şeklinde değerlendirilmeyen şirket.
iii. Opsiyon veya muafiyet ihtimali olmaksızın bir şirket vergisine tabi olan şirketler.
2. Sürekli İşletme
i. Başka bir Üye Ülkeden bir şirket tarafından bütün veya herhangi bir ticari faaliyetin gerçekleştirildiği, bir Üye Ülkede konuşlanmış olan bir faaliyetler merkezi.
ii. İkili vergi anlaşmaları veya ulusal yasalar uyarınca konuşlanmış olduğu Üye Ülke tarafından kazançları vergilendirmeye tabidir.
3. Şube
i. Bir alt kuruluş, %20 ‘lik sermayesinde minimum bir hisseye sahip olan bir şirket olarak tanımlanmaktadır
4. Ana Şirket:
i. Başka bir Üye Ülkeden bir şirketin sermayesinde minimum %15'lik bir hisseye sahip olan bir Üye Ülkeden herhangi bir şirketi kastetmektedir.
ii. Bu koşul, başka bir Üye Ülkede konuşlanmış olan eski şirketin kalıcı kuruluşuyla kısmen veya tamamen kontrol edilen, aynı Üye Ülkeden bir şirketin sermayesinde en az %15'lik bir hisseye sahip olan bir Üye Ülkeden herhangi bir şirket için de kabul edilecektir.
Bu minimum hisse yüzdesi 1 Ocak 2009 tarihinden buyana %10'a azaltılacaktır.
Üye Ülkeler aşağıdakileri seçebilir:
1. Veto kriteri hakkı ile sermaye kriterindeki hisselerini değiştirmek;
2. Direktifi ana şirket olarak kendilerine yetki veren bir hisseye sahip olan şirketlere veya başka bir Üye Ülkeden hiçbir şirketin iştiraki elinde tutmadığı şirketlere uygulamamak.
Daha önce açıklamış olduğumuz gibi AB ortak bir şirket vergi sistemi ortaya koymak için aktif bir şekilde çalışmaktadır, ama böyle bir vergi yürürlüğe girinceye kadar, Üye Ülkeler Direktifi değiştirildiği ve/veya düzeltildiği şekilde uygulayacaklardır.
Bu nedenle, ana bir şirketin veya böyle bir şirketin sürekli işletmesi bir şubedeki hisselerinden kaynaklanan böyle bir şirketin tasfiye edilmesinden ziyade, bazı nedenlerden dolayı dağıtılan karları alması durumunda, ana firmanın ülkesi ve sürekli işletmenin ülkesi aşağıdaki seçeneklere sahip olacaktır:
* Bu gibi kazançları vergilendirmemek,
* Veya vergilendirilmişse, aynı zamanda ana şirkete veya sürekli işletmeye, şube tarafından ödenen ya da uç seviyede herhangi bir şube tarafından ödenen böyle bir verginin yüzdesinin vergilendirilme miktarından düşülmesi için yetki verir.
Topluluk içerisinde ilgili şirketlerin cesaretini kıran başka bir sorun ise transfer ücretlendirmesinde Üye Ülkeler tarafından gerçekleştirilen düzenlemelerden elde edilen çifte vergilendirmedir. Çifte vergilendirme, işlemleri pazar fiyatlarından farklı fiyatlarda gerçekleştirilen ilgili şirketler arasındaki ilişkiden kaynaklanmaktadır. Vergi idareleri, bu gibi fiyatların rekabet koşulları altında bağımsız şirketlerin fiyatlarına uyum göstermediği düşüncesinde iseler, söz konusu fiyatları değiştirebilirler. Bir devletin vergi idaresi için çok düşük olduğu değerlendirmesinde bulunulan bu fiyatlardaki artış, başka bir ülkedeki vergilendirilebilir bir temelde benzer bir indirimle eşleştirilmediğinde, birlik içerisindeki sermaye hareketleri ve serbest rekabeti bozan çifte vergilendirilme ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle, Direktif ana şirket için mahsup edilebilir verginin tamamen değerlendirileceğini belirtmektedir, yani çifte vergilendirmenin önlenmesi amacıyla, alt kuruluşlar tarafından ödenen vergiler dâhil edileceklerdir.
Bununla birlikte, bir şirkete yurt dışındaki kalıcı kuruluşları ve alt kuruluşlarından kayıp ve karları böyle bir durumdan kaynaklanan çarpıklıkları azaltmak amacıyla telafi etmesine izin verilmemektedir, aşağıdaki hükümleri temel alan ortak bir vergi sistemi ortaya koyulmaktadır:
* Başka bir Üye Ülke’de konuşlanmış olan kalıcı kuruluşların kayıpları Üye ülkenin seçimine göre isnat yöntemine göre veya sonradan kuruluşlarıyla kayıpların mahsup edilmesiyle üstlenilebilir.
* Daha önce belirttiğimiz gibi isnat başka bir Üye Ülkede konuşlanmış olan kalıcı kuruluşlarının karları ve zararları ile bir şirketin sonuçlarının vergilendirilebilir temelinin dâhil edilmesini ve ödenecek olan vergiden söz konusu Üye Ülke tarafından mahsup edilmesini kastetmektedir.
* Kalıcı kuruluşun veya alt kuruluşun sonuçları birleştirilmiş oldukları Üye Ülkenin yasalarına göre değerlendirileceklerdir.
* Bu kural, diğer Üye Ülkelerde konuşlanmış olan sürekli işletmelere veya şube uygulananlara daha uygun koşulları kastetmediği sürece üçüncü ülkelere genişletilebilir.
Komisyon Üye Ülkelere karların şube dağıtılmasından kaynaklanan hisselere veya muhtemel sermaye kayıplarına atıfta bulunan masrafların ana şirketin kazançlarından mahsup edilmemesini sağlama yetkisini vermektedir.
Benzer bir şekilde, bir şube tarafından kendi ana şirketine dağıtılan karlar menşe ülkedeki herhangi bir stopajdan muaf tutulacaklardır.
Ana şirketin Üye Ülkesi böyle bir şirketin kendi şubeye alabileceği karlardan kaynaklanan herhangi bir stopaj almayabilir.
- İlgili şirketler arasında kar ve kar paylarının ödenmesi:
A) Konseyin farklı Üye Ülkelerden ilgili şirketler arasındaki ödemelere uygulanabilir ortak vergi sistemini ilgilendiren 3 Haziran 2003 tarihli ve 2003/49/CEE Sayılı Direktifi.
B) Avrupa Parlamentosu ve Konseyinin 1999/45/CE, 2002/83/CE, 2003/37/CE ve 2003/59/CE Direktiflerini ve Konseyin 77/388/CEE, 91/414/CEE, 96/26/CE, 2003/48/CE ve 2003/49/CE sayılı Direktiflerini uyarlayan Konseyin 26 Nisan 2004 tarihli Çek Cumhuriyeti, Estonya, Kıbrıs, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovenya ve Slovakya’nın üyeliğinin bir sonucu olarak malların serbest dolaşımı, hizmetlerin serbest bir şekilde sağlanması, tarım, nakliye politikası ve vergilendirmeyle ilgili 2004/66/CE sayılı Direktifi.
C) Farklı Üye Ülkelerden ilgili şirketler arasındaki karların ve kar paylarının ödenmesine uygulanabilir ortak bir vergi sisteminin uygulanmasında bir geçiş sürecinden faydalanan bazı Üye Ülkelere sunulan olasılık ile ilgili 2003/49/CE'yi düzenleyen 29 Nisan 2004 tarihli ve 2004/76/CE sayılı Konsey Direktifi ve böyle bir direktifin hatalarının düzeltilmesi.
D) Bulgaristan ve Romanya’nın üyeliği nedeniyle vergilendirmeyle ilgili bazı Direktifleri uyarlayan 20 Kasım 2006 tarihli ve 2006/98/CE sayılı Konsey Direktifi.
E) Farklı Üye Ülkelerden ilgili şirketler arasındaki karların ve kar paylarının ödenmesine uygulanabilir ortak bir vergi sistemini ilgilendiren 2003/49/CE sayılı Direktif değiştiren 30 Aralık 2003 tarihli bir Konsey Direktifinden öneri.
Şu anda, Yasalar farklı Üye Ülkelerden ilgili şirketler arasındaki karların ve kar paylarının ödenmesiyle ilgili menşe ülke tarafından stopajların ortadan kaldırılmasına çalışmaktadır. Bu şekilde, Üye Ülkeler menşe ülke tarafından bir stopaj veya vergilendirilebilir tabanla ilgili bir tahmin vasıtasıyla böyle bir verginin dayatılıp dayatılmadığına bakılmaksızın, böyle bir gelir üzerinden veya bu tür şirketler için uygulanan herhangi bir vergiden kazançları ve stopajları ortadan kaldırmaktadırlar.
Direktif, kar ve stopajlarla ilgili olarak Yunanistan ve Portekiz için ve stopajlarla ilgili olarak İspanya için geçici hükümler belirtmiştir. Geçiş için belirtilen tedbirler Üye Ülkelerin bütçeleri ile ilgili Direktifin doğrudan etkilerini azaltmayı hedeflemektedirler. Bu nedenle aşağıdaki saptamalarda bulunulmuştur:
* Yunanistan ve Portekiz’de: Direktifin, tasarruf kazançlarıyla ilgili olan 2003/48/CEE sayılı Direktif 1 Ocak 2005 tarihinde yürürlüğe girinceye kadar uygulanmasına izin verilmemiştir. Yukarıda bahsedilen tarihten itibaren 8 yıllık bir geçiş süreci boyunca kar ve kar paylarının başka bir Üye Ülkeden ilgili bir şirkete veya bir Üye Ülkeden ilgili bir şirketin başka bir Üye Ülkede konuşlanmış kalıcı bir kuruluşa ödenmesi üzerine dayatılan vergi oranı ilk dört yıl boyunca %10’dan veya son dört yıl boyunca %5'ten fazla olmayacaktır.
* İspanya’da geçiş süreciyle ilgili olarak: bu ülkeye sadece katkı paylarının ödenmesiyle ilgili olarak, 1 Ocak 2005 tarihine kadar Direktifi uygulamama yetkisi verilmiştir. Yukarıda bahsedilen tarihten itibaren 6 yıllık bir geçiş periyodu boyunca katkı paylarının başka bir Üye Ülkeden ilgili bir şirkete veya bir Üye Ülkeden ilgili bir şirketin başka bir Üye Ülkede konuşlanmış kalıcı bir kuruluşuna ödenmesi üzerine dayatılan verginin oranı %10'u geçmeyecektir.
Bunun gibi geçici hükümler Yunanistan, İspanya veya Portekiz ve diğer Üye Ülkeler tarafından hariç tutulan ikili konvansiyonlarda sağlanan herhangi bir daha düşük kar oranının uygulanmasıyla bağlantılıdırlar.
Ayrıca, 2004/76/CE sayılı Direktif Çek Cumhuriyeti, Letonya, Litvanya, Polonya ve Slovakya'nın talebi üzerine 2003/49/CEE sayılı Direktifin uygulanması için geçici bir sürece izin vermektedir.
2003/49/CEE sayılı Direktifin bir Üye Ülkeden karların ve kar paylarının ödenmesinin, bir stopaj veya vergilendirilebilir taban üzerinde bir tahmin vasıtasıyla, kar ve/veya kar paylarının hak sahibi başka bir Üye Ülkede ikameti olan bir Üye Ülkeden bir şirket veya kontrol eden şirketin Üye Ülkesinden farklı bir Üye Ülkede konuşlanmış kalıcı bir kuruluş olduğu sürece bu gibi ödemeler üzerinde böyle bir menşe ülke tarafından uygulanan herhangi bir diğer vergiden muaf olacaklarını ifade etmektedir.
Direktif kar ve kar paylarını aşağıdaki şekilde tanımlamaktadır:
* Kar: borçlunun karlarına ve özellikle de bono ve hisse senetlerine, bunların prim ve arsaları dâhil olmak üzere, katılım sağlayan ipotek veya bir madde ile teminat altına alınmış olsun veya olmasın herhangi bir kredi türünden kaynaklanan kazançlardır. Vade farklarının ödemesi kar olarak değerlendirilmeyecektir.
* Kar payları: endüstriyel, ticari veya bilimsel ekipmanların kullanma hakkı için alınan tazminat. Sinema filmleri ve bilgisayar programları ve sistemler, herhangi bir patent, tescilli marka, tasarım veya model, plan, formül veya gizli prosedür veya endüstriyel, ticari veya bilimsel deneyimler ile ilgili bilgi dahil olmak üzere edebi, sanatsal veya bilimsel çalışmalar ile ilgili olarak herhangi bir kullanma hakkının kullanılması veya verilmesi için alınan herhangi bir tazminatı içermektedir.
1. Direktif, bir Üye Ülkeden bir şirket tarafından veya başka bir Üye Ülkenin bir şirketinin böyle bir devletinde konuşlanmış olan kalıcı bir kuruluş tarafından ödemenin böyle bir "menşe ülkeden" gelmesini sağlamaktadır. Bu amaçla, “Bir Üye Ülke Menşeli Şirket” şu anlama gelmektedir:
· Bir Üye Ülkenin kanunları uyarınca birleştirilen herhangi bir
· Şirketin bu Üye Ülkede kendi vergi ikametine sahip olduğu
· Şirketin şirketler vergisine tabi olduğu.
Menşe ülke talebin alınış tarihinden itibaren bir yıllık vadede ve böyle bir talebi gösteren bilginin yasal olması durumunda fazladan alınan stopajı geri ödemek zorundadır. Belirlenen vade boyunca ödemenin yapılmaması durumunda, şirket veya alıcı söz konusu yılın sonunda, menşe ülkenin ulusal yasaları uyarınca, benzer durumlara uygulanabilir olan ulusal kar oranına eşdeğer bir kar oranında geri ödenen vergi üzerinden kar toplamaya yetkili olacaktır.
Aynı Direktif bir ülkenin kar meydana getirebilecek olan bazı ödemeleri Direktif kapsamından çıkarabileceğini belirtmektedir, şöyle ki:
* Menşe ülkenin yasaları uyarınca sermayelerin geri ödenmesi veya karların dağıtılması olarak değerlendirilen ödemeler.
* Borçlunun karlarına katılma hakkını zorunlu kılan kredilerden kaynaklanan ödemeler.
* Kredi veren kuruluşa borçlunun karlarına katılma hakkıyla kar toplama hakkını değişmesine yetki veren kredilerden kaynaklanan ödemeler.
* Sermayenin geri dönüşü hakkında hükümler içermeyen veya veriliş tarihinden itibaren 50 yıl geçtikten sonra gerçekleşebilecek olan kredilerden kaynaklanan ödemeler.
Kar veya kar paylarını ödeyen kişi ve etkin hak sahibi arasındaki veya her ikisi ile üçüncü bir şahıs arasındaki özel bir ilişki nedeniyle böyle bir miktardaki kar veya kar paylarının miktarı üzerinde uzlaşma sağlanılan miktardan yüksek olduğunda, Direktif hükümleri eğer hiçbir ilişki yoksa sadece bu son miktara uygulanacaklardır.
Üye Ülkeler Direktifi veya hükümlerini çoğunlukla vergi dolandırıcılığı, vergi kaçırma veya kötüye kullanma olduğunu belirten herhangi bir işleme uygulamaya yetkili değildirler.
Halen Komisyon 2003/49/CE sayılı Direktif başlangıçta böyle bir direktifte bahsedilmeyen veya verilmeyen yeni yasal formlara uygulamaya çalışmaktadır; özellikle, bir Avrupa Şirketine ve Avrupa Kooperatif Ortaklığına atıfta bulunmaktayız. Bu reform Avrupa Birliğinin gelecekteki vergi politikasını ilgilendiren Komisyon stratejisiyle uyumludur, bu strateji özellikle uyarınca çifte vergilendirme bir faaliyetin sınırlar arası koşullarının temel alınamayacağına dayanmaktadır. Ve çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılmasının dolandırıcılığı ve vergi kaçırılmasında bir artışa olanak sağlamaması gerektiği açıktır.
Benzer şekilde, 2003/49/CE sayılı Direktif vergi dolandırıcılığını ve kötüye kullanılmasını önlemek veya azaltmak için yönetilen ulusal veya sözleşmeye bağlanmış hükümlerin uygulanmasına olanak sağlayacaktır.
B) Çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması:
Çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması için Üye Ülkeler farklı Üye Ülkelerden ilgili şirketlerin karlarının düzeltilmesi durumunda bir tahkim usulü tesis eden bir Konvansiyon imzalamışlardır.
Belirgin bir biçimde, zorunlu olmamakla birlikte, Konvansiyon 90/436/CEE ilgili şirketler arasındaki karların düzeltilmesi durumunda çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılmasını öngörmektedir.
Yukarıda açıklamış olduğumuz gibi, Üye Ülkelerin çifte vergilendirmeyi ortadan kaldırmak için hiçbir yükümlülükleri olmayacaktır. İkili konvansiyonlar Ülkelerin sadece bunu ortadan kaldırma "niyetinde olacaklarını" ifade ettiğinden hiçbir yükümlülük olmadığına dikkat çekmekteyiz.
Bu nedenle, takip edilecek olan prosedür: çifte vergilendirme olması durumunda, bundan etkilenen şirket kendi ülkesinin yetkili mercilerine davasını sunacaktır; bu sorunu tatmin edici bir şekilde çözemediklerinde, diğer ülkenin yetkili mercileriyle bir anlaşmaya varmaya çalışacaklardır.
Hiçbir çözümün bulunamaması halinde, çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması hakkında danışma kurulunun fikri alınacaktır.
Yetkili merciler yukarıda bahsi geçen komisyonun kanaatinden farklı bir karar yayınlayabilmekle birlikte, eğer bir uzlaşmaya varamazlarsa, böyle bir kanaati kabul etmek zorunda kalacaklardır. Bu komisyon her yetkili merciden başka, iki temsilci ve hatta bağımsız bir kişiden oluşacaktır.
Konsey ilgili şirketlerin karlarının düzeltilmesi durumlarında çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması hakkında 21 Aralık 1995 tarihinde Avusturya, Finlandiya ve İsveç'in üyeliğiyle ilgili bir Konvansiyon düzenlemiştir. Konvansiyon Avusturya, Finlandiya ve İsveç'in üyeliği için bu gibi ülkelerin Avrupa Birliğine alınması üzerine ilgili şirketlerin karlarının düzeltilmesi durumlarında çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılmasını beklemektedir. Bu konvansiyon çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılmasıyla ilgili Konvansiyonu imzalayan bir devlet ve Avusturya Cumhuriyeti veya Finlandiya Cumhuriyeti veya İsveç Krallığının son imza belgesinin verilmesini müteakip üçüncü ayın ilk gününde onaylayan ülkeler arasında yürürlüğe girmektedir. Böyle bir Konvansiyonu sonradan imzalayan Devletlere gelince, imza belgesinin verilmesini müteakip üçüncü ayın ilk gününde yürürlüğe girecektir.
Konsey aynı zamanda 90/436/CEE sayılı Konvansiyonu değiştiren, beş yıllık birbirini takip eden periyotlara yayma maksadıyla 25 Mayıs 1995 tarihinde Protokol imzalamıştır. Bu belge bu formaliteye uyum sağlayan son imzacı devletin belgeyi imzalaması, kabul etmesi veya onaylamasını müteakip üçüncü ayın ilk gününde yürürlüğe girer. Bu nedenle 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
Öte yandan, bütün Üye Ülkeler Konvansiyonu imzalamamış olduğundan henüz yürürlükte değildir. Bu nedenle, şirketler sadece Hakemlik Konvansiyonu tarafından belirlenen hükümlerin aksi hükümler dayatmayan ve bu nedenle çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılmasıyla ilgili zorunlu bir yükümlülük sağlamayan çifte vergilendirme anlaşmalarında belirtilen ihtilaf çözümleriyle ilgili hükümlerden faydalanabilirler.
Ticaret şirketleri için bir garanti olarak, Komisyon bir grup içerisindeki işlemlerden türeyen şirketler için çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması amacıyla yönetilen Hakemlik Konvansiyonun en etkili ve intizamlı uygulanmasını destekleyen bir Tüzük önermek istemektedir. Tüzük bir yandan prosedür kurallarını tanımlamayı hedeflerken öte yandan bütün Üye Ülkelere bu kuralları çifte vergilendirme hakkındaki kendi çifte anlaşmalarındaki ihtilafların çözümünü ilgilendiren hükümlere dahil etmelerini önermeyi amaçlamaktadır.






