banner_1.jpg, 12 kB
 
 
Avrupa Birliği Hukuku’nun Uzaktan
Öğrenme Modülünün Geliştirilmesi Projesi
 
 

Giriş

GİRİŞ

AB (Avrupa Birliği) ekonomik bütünleşme kapsamında vergi çarpıklıklarını ortadan kaldırmak için aracılık etmek ve hareket etmek zorundadır, bununla birlikte, temel olarak Üye Ülkelerin çok korktukları vergi egemenliklerini kaybetme riskleri hesaba katıldığında, taşıyabileceği kaçınılmaz güçlükler nedeniyle, bugüne kadar Avrupa stratejisi Birliğin tam vergi ve finansal bütünleşmesini reddetmiştir.

 

İlk aşamada Birlik tek bir pazarın meydana getirilmesi için gerekli olan koşulları destekleyen mekanizmaların dengelenmesini ve nötrleştirilmesini kullanmıştır. Bununla birlikte, son yıllarda denge mekanizmaları kullanılarak kaçınılamayacak olan Avrupa ortak pazarındaki vergi sistemleri ve kalıcı vergi çarpıklıkları arasındaki farklılıklardan sakınmanın bir aracı olan kademeli ve pratik bir vergi uyumu uygulamaya karar verilmiştir.

 

Bahsedilen uygulamanın ilk aşamasında Avrupa Birliğindeki vergi dengesi farklı Üye Ülkelerdeki yatay bir vergi koordinasyonu sayesinde geliştirilmiştir. AB defalarca başarısız bir şekilde uluslar üstü seviyedeki politikaları birleştirmeye çalışmıştır. Bu uygulamanın her ülkede ayrı olarak gerçekleştirilmesinin nedeni de budur. Bu ise bugüne kadar neden sadece birkaç hukuk yazarının bu konular hakkında yazmış olduğunu açıklamaktadır.

 

Konuya, AB’deki vergilendirme sisteminin iki branş tarafından oluşturulduğunu söyleyerek başlayabiliriz:

 

1. Doğrudan vergiler: Üye Ülkeler doğrudan vergiler üzerinde münhasıran yetkilidirler ve bu nedenle Üye ülkeler vergi kaçırılmasını ve çifte vergilendirme sorunlarını önlemek için gerekli tedbirleri alacaklardır.
2. Dolaylı vergiler: Malların serbest dolaşımı ve hizmetlerin serbest tedarikine atıfta bulunur. AB, Üye Ülkelerin yetkisinin dolaylı vergilerin oranlarında ve vergilendirme sistemlerindeki faklılıklardan olumsuz şekilde etkilenmelerini önleyecektir.

 

AB vergi yetkisi üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri önlemeyi hedefleyen hükümler ortaya koyacaktır. Böylelikle ticaret şirketleri AB'nin Üye Ülkeleri arasında transferler gerçekleştirebileceklerdir.

 

AB’nin Vergi Politikası; Vergi Kanunu ve istihdam yaratılması temel hedefi arasındaki uyumun tesis edilmesini garanti etmek, AB içinde rekabet edebilirliği artırmak, tek pazar oluşumu ile sermayenin serbest dolaşımını sağlamak amaçlarıyla oluşturulmuştur. Bu nedenle, Üye Ülkeler doğrudan vergiler (kişisel gelir ve şirket gelirleri) üzerinde münhasır yargı yetkisine sahiptirler.

 

Farklı Üye Ülkeler aynı zamanda kendi kamu giderlerini ve bu giderler için gerekli olan fonlara sahip olmak için toplanan vergileri tesis edeceklerdir. Ancak bunu yaparken tek pazar ve sermayenin serbest dolaşımıyla uyumlu olma koşuluna uymak zorunda kalacaklardır.

 

Böyle bir yargılama yetkisi Üye Ülkelere; tasarruflar ve sermaye kazançlarının yanı sıra, ticaret şirketleri ile şahsi gelirleri de vergilendirme imkânı sağlayacaktır. Üye Ülkelerin ulusal özerklikleri, AB tarafından -vergi konularıyla ilgili kararların 25 Üye Ülke tarafından oy birliğiyle kabul edilmesini şart koşan- Avrupa Hukuku sayesinde desteklenmiştir.

 

Ancak, Üye Ülkelerin özerklik alanları da sınırlıdır. Bu sınırlar, Avrupa Komisyonunun ya da bir üye ülke vergi yasasından etkilenenlerin; tek pazar, sermayenin serbest dolaşımı veya kişisel haklara ilişkin konularda, Avrupa Topluluğu Adalet Divanına temyiz başvurusunda bulunabilmesi noktasında kendimi göstermektedir.

 

 

DOĞRUDAN VERGİLER

 

Roma Antlaşması, doğrudan vergilendirme, özellikle de doğrudan vergilerle ilgili hükümlerin uyumlu hale getirilmesi hakkındaki yasaları belirleyen ilk anlaşmadır. Roma Antlaşması kendi temel imtiyazlarının birisini tesis etmektedir: Kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin Topluluğun ülkelerinin sınırları içerisinde serbest dolaşımı. Bu Antlaşmanın 67. Maddesi; Topluluk sınırları içerisinde sermaye hareketliliğine engel olan durumlar ile milliyete, yatırımcıların ikametgâhına ve yatırımların gerçekleştirildiği yere ilişkin tüm ayrımcı yaklaşımların kaldırılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.

 

Roma Antlaşmasının “Nihai Hükümlerinde” yer alan 98’inci madde çerçevesinde, doğrudan vergilere yönelik olan ve dolaylı vergileri kapsam dışında bırakan ek bir yollamaya yer verilmiştir. Buna ilaveten, Antlaşmanın 100’üncü maddesi ortak pazarın serbest bir şekilde kurulmasını etkileyen kanunları birbirine yaklaştırmayı ve bu suretle de uyumlu hale getirilmiş doğrudan vergilere duyulan ihtiyacı kabul etmeyi zorunlu görmektedir. Benzer bir şekilde, Antlaşmanın 101’inci maddesi ise serbest rekabeti bozan kanunların yakınlaştırılmasına ilişkindir.

 

Diğer bir kapsamda, Antlaşmanın 220’nci maddesi Üye Ülkelerin yerleşik bireylerin ve ticaret şirketlerinin çifte vergilendirilmesinin önlenmesi amacıyla müzakerelere başlamalarını gerektirmektedir. Diğer taraftan, Antlaşmanın 220’nci maddesi, yerleşik bireylerin ve ticaret şirketlerinin çifte vergilendirilmesinin önlenmesi amacıyla, Üye Ülkelerin müzakerelere başlamalarını gerekli kılmaktadır. Benzer bir şekilde, Antlaşmanın 221’nci maddesi her ülkenin şirketlerindeki Pazar paylarına göre Toplulukta ikamet edenlere eşit muamele tesis etmektedir.

 

Doğrudan vergilerin uyumlu hale getirilmesinde gecikmeye neden olan nedenleri ana hatlarıyla belirtmeye çalışırsak, doğrudan vergilendirmenin önceliğini destekleyen ekonomik nedenlerle birlikte böyle bir gecikmenin politik ve ekonomik nedenlerini bulabileceğimiz açıkça ortadadır. İlk olarak, daha önce bahsedildiği gibi, Devletler kendi vergi hâkimiyetlerinin bir kısmından feragat etmeye direnç göstermişlerdir, ikinci olarak, sermaye ve iş arasındaki vergi yükleri arasındaki farklılıklar ve bunlardan kaynaklanan sonuçlar yer almaktadır. Aynı şekilde, son yıllarda, doğrudan vergilerin Devletlerin elinde geçici politikaların temel aracı olması, doğrudan vergilerin uyumlaştırılması sürecinde belirgin bir yavaşlamaya neden olmuştur.

 

Özetlemek gerekirse, yukarıda bahsedilen nedenlerin tamamı, doğrudan vergilerin uyumlaştırılmasının İkincil Hukuk olarak değil, Tavsiye Edilen Hukuk olarak tanımlanmasına katkıda bulunmuşlardır.

 

 

* Şirketlerin Vergilendirilmesi:

 

Şirketlerin vergilendirilmesiyle ilgili olarak AB açık olarak belirlenmiş iki hedefe sahiptir: Üye Ülkeler arasındaki vergi yargılama yetkisine ilişkin olumsuzlukları bertaraf etmek ve öte yandan serbest sermaye hareketi prensibine gerekli desteği vermek. Üye Ülkelerin tabi oldukları ve yatırım kararlarını adil olmayan bir şekilde bozan vergi indirimleri vermelerini önleyen bir Tüzük mevcuttur.

 

Aynı şekilde, aynı vergilendirme sisteminin (veya birçok sektörde benzer bir sistemin) tüm AB sınırları içinde uygulanmasını garanti altına almayı amaçlayan kanunlar mevcuttur. Bu noktada faiz ve imtiyazların sınırlar arası ödenmelerine ilişkin vergi uygulamalarına, konuyla ilgili şirketlerin ve ana firmaların kar paylarına, tek bir şirket çatısı altında malların ve hizmetlerin sınırlar arası satışlarına ve ticaret grupları için vergilendirme sistemlerine dikkat çekebiliriz. Aynı şekilde, halen AB şirketleri için ortak bir vergi temeli oluşturma ihtimali üzerinde düşünülmektedir. Bir diğer ifadeyle, haksız rekabetin önlenmesi amacıyla, bir işlem türüne uygulanabilir olan kanunların tüm AB ülkelerinde aynı olması gerekmektedir. Üye Ülkelerin vergi oranlarını belirlemelerine açıklık kazandırılmalıdır.

 

 

* Tasarruflar:

 

Tasarruflarla ilgili olarak, yukarıda bahsedildiği gibi, AB sadece ayırım yapılmamasını sağlamak amacıyla müdahale edecektir. Yani AB, Üye Ülkelerin çalışan insanlara veya başka bir ülkede yatırım yapabilecek olan insanlara herhangi bir avantaj sağlamalarını önleyecektir. Bu nedenle, kanunlar ve kişisel gelir üzerinden toplanacak olan vergi oranlarının Üye Ülkeler tarafından yasalaştırılacağını söyleyebiliriz. Bu şekilde, Avrupa Komisyonu AB vatandaşlarının emeklilik hakları ile ilgili transferler ve vergilendirmeden kaynaklanan muhtemel sorunlarla AB’nin diğer ülkelerinde çalışma cesaretlerinin kırılmamasının sağlanması amacıyla tedbirler alacaklardır.

 

Bu nedenle, Birlik vatandaşları kendi yatırımlarını herhangi bir sınırlama veya engel olmaksızın, daha iyi kar elde edebileceklerini düşündükleri yerlere yatırabilirler. Bununla birlikte, vergilerin ikamet edilen ülkede ödeneceğine dikkat çekmeliyiz. AB, yerleşik kişilerin vergi beyanlarına yabancı bir ülkede yatırılan tasarruflardan kaynaklanan kazançlarını dâhil etmediklerinde Üye Ülkelerin herhangi bir kazanç elde etmeyeceklerinin farkındadır. Sonuç olarak, 1 Temmuz 2005 tarihinden bugüne kadar, AB Üye Ülkelerle birlikte, geçici olarak ikamet eden kişilere ait hesaplarla ilgili olarak karşılıklı bilgi alışverişinde bulunmaya karar vermişlerdir. Bu hareket biçiminde, diğer ülkeler arasında, Avusturya, Belçika ve Lüksembourg, hesap üzerine stopaj uygulamıştır ve yatırımcının ikamet ettiği ülkeye, yani verginin borçlanıldığı ülkeye bu stopajdan kaynaklanan gelirin önemli bir yüzdesi transfer edilecektir.

 

 

DOLAYLI VERGİLER

 

Avrupa Topluluğunun Kuruluş Antlaşması, özellikle Madde 93.1’de, dolaylı vergilerle ilgili olarak “uyum” terimini kullanmaktadır.[1] Belirtilmelidir ki bu madde, Antlaşmanın 2’nci maddesi uyarınca öngörülen hedeflere ve özellikle de Antlaşmanın 3’üncü maddesinde atıfta bulunulan ortak pazarın kurulması ve geliştirilmesinin sağlanması hedefine ulaşılmasının bir aracı olarak dikkat çekmektedir. Keza, bu hedef Topluluk tarafından geliştirilecek olan temel eylemlerden birisi olarak kabul edilmektedir.

 

Aynı şekilde, Antlaşmanın “yaklaşık mevzuat” terimiyle diğer maddeleri içerdiğine dikkat edilmelidir, bunların arasında: ortak pazarın kurulmasını ve geliştirilmesini sağlamayı hedefleyen bir araç veya ölçüt olarak vergi konularına özel olarak atıfta bulunmayan ama sadece “mevzuatın uyumuna” atıfta bulunan Madde 3.1 h)[2] ve 94[3] yer almaktadır. Bu hükümlerin vergilendirmeye atıfta bulunmamakla birlikte, doğrudan vergilerin vergi uyumunun düzenlenmesi için yasal bir temel oluşturdukları ileri sürülebilir.

 

Öte yandan, Antlaşmanın 93. Maddesi sadece iş hacmi üzerinden vergiler, gider vergileri ve diğer dolaylı vergileri ele almaktadır. Ama uyumlu hale getirme kendisi içerisinde bir son değildir, ortak pazarın kurulmasını ve geliştirilmesini sağlamanın bir aracıdır ve sadece bu uyum böyle bir hedefin gerçekleştirilmesinde gerekli olduğunda, Konsey ve Komisyon tarafından kullanılması kanunidir.

 

Halen, dolaylı vergilerin vergi uyumu için uygulanan kural türleriyle ilgili hiçbir sınırlandırma mevcut değildir ama Direktife böyle bir amaç için en sık bir şekilde kullanılan araç olarak dikkat çekmemiz gerekmektedir.

 

Yukarıda belirtilenlerin tamamı için, “vergi uyumuna” vergilendirmeyle ilgili kanunların, özellikle de AB’ne Üye Ülkeler tarafından hazırlanan kanunların “koordinasyonu veya uyumu”na atıfta bulunduğu ve yasaların uyumlaştırılmasını veya birleştirilmesini engellemediği söylenebilir.

 

Katma Değer Vergisi (KDV) ve gider vergileri ile ilgili olan kanunlarda belirli bir benzerliğin olması, AB’nin iyi bir şekilde gelişmesi için temel teşkil etmektedir. Doğalgaz, alkollü içecekler ve sigaralar üzerinden KDV veya gider vergisi üzerindeki muhtemel farklılıkların, bu durumda dahi rekabeti bozabileceği açıkça ortadadır ve kültürel farklılıklara göre belirli bir marja izin verilmektedir.

 

 

 

* Minimum Oranlar:

 

AB adil rekabeti enerji tasarrufunu ve çevre dostu enerji kaynaklarını desteklemenin bir ölçütü olarak, minimum oranlar belirlemiştir. Bu minimum oranlar benzin, doğal gaz, elektrik ve kömür üzerinden belirlenmektedirler. Bununla birlikte, sistemler, özel ulusal şartlara kendi adaptasyonlarına olanak sağlamak amacıyla yeterince esnek olacaklardır.

 

Ayrıca, KDV için minimum bir oran üzerinden bir anlaşma sağlanmıştır. Bu %15’lik oran belirli istisnalarla malların ve hizmetlerin birçoğuna uygulanmaktadır. Bununla birlikte, daha yüksek bir tek tip oran, belirli sınırlara riayet edildiği sürece, belirlenebilir. Benzer bir şekilde, birçok ürün için daha küçük oranlar ve muafiyetler mevcuttur[4]. Bu normal olarak başka bir Üye Ülkenin mal ve hizmetleriyle rekabet etmeyen mal ve hizmetlerle sınırlandırılmıştır.

 

AB ortak pazarı bozmamak, karmaşık bir sistem nedeniyle artabilecek olan, ticari işlemlerde sahtekârlık yapılmasını ve maliyetleri önlemek amacıyla istisnaları en aza indirmeye çalışacaktır. Yukarıda bahsedilenler temel alındığında, basitleştirme ve kötüye kullanmayla mücadele ile birlikte, teknolojik gelişmelerin uygulanması (elektronik alımlar, bilgisayar programları, vb…) AB’nin öncelikleridir.

 

Şu ana kadar, AB sınırları içerisinde elektronik anlamda gerçekleştirilen sınırlar arası satın almalar, kazancın elde edildiği ülkede geçerli olan oran uygulanarak ve böylelikle bu verginin tüketimin gerçekleştiği ülkede toplandığını ifade eden KDV prensibine bir istisna uygulayarak, KDV ile vergilendirilmektedir. Bu istisna, muhtemel gelir bozuklukları hakkında mevcut münakaşalara neden olan ve bu işlemleri yerel alımlar olarak değerlendirmek için yasaların güncellenmesi hakkında AB’de yeni bir münakaşanın doğmasına neden olan, artan elektronik ticaret faaliyetine rağmen AB ‘de aşırı derecede endişe yaratmamıştır.

--------------------------------------------------
[1] Konsey,oybirliğiyle,Komisyonun önerisi üzerine ve Avrupa Parlamentosu ve Rkonomik ve Sosyal Komitesinin önerisi üzerine iş hacmi, gider vergileri ve diğer dolaylı vergiler üzerinden vetgilendirme ile ilgili Kanunun uyumu olarak atıfta bulunulan hükümleri böyle bir uyum Madde 14’te belirtilen zaman diliminde ortak pazarın kurulması ve geliştirilmesini sağladığı sürece kabul edecektir.”.

[2] Madde 2 uyarınca listelenen hedeflerin başarılması için, işbu Antlaşmada belirlenen koşul ve şartlar uyarınca Topluluk faaliyetleri uygulanacaktır: (…) h)ortak pazarın geliştirilmesi için ihtiyaç duyulan kapsamda ulusal yasaların yaklaştırılması.

[3] Konsey oybirliğiyle Komisyonun önerisi üzerine ve Avrupa Parlamentosu ve Ekonomik ve Sosyal Komiteye önceden danışarak ortak pazarın kurulmasını veya geliştirilmesini doğrudan etkileyen yasal, düzenleyici ve idari hükümleri yaklaştırmak için direktifleri kabul edecektir.

[4] Restoranlardaki yemekler, günlük kullanım için temel eşyalar, gıda ve ilaçlar.