banner_1.jpg, 12 kB
 
 
Avrupa Birliği Hukuku’nun Uzaktan
Öğrenme Modülünün Geliştirilmesi Projesi
 
 

Tarihi Gelişim

Ortaçağdaki "imtiyazlar", merkantalist dönemdeki feodalitenin milli sanat ve ticareti teşvik etmek için tanımış oldukları buluşçu imtiyazları ile zanaat ve ticaret imtiyazları, fikri mülkiyet alanında erken görünümler olarak kabul edilmektedir. Esas itibarıyla fikri ve sınaî hakların korunması fikri 1700’lü yılların ikinci yarısından itibaren gündeme gelmiştir. İlk dönemlerde yapılan milli düzenlemelerin yetersizliği, fikri hakların ancak milletlerarası anlaşmalarla etkin şekilde korunabileceği düşüncesini de beraberinde getirmiştir[10]. Özellikle gelişmiş sanayi ülkeleri, teknik buluşların korunması zorunluluğunu duymaya başlamışlar ve bu bağlamda pozitif düzenlemeler hazırlamışlardır. Sanayinin gelişmesi ve zanaat ve ticaret özgürlüğünün kötüye kullanımının önlenmesi amacıyla, özellikle teknik buluşların korunması ihtiyacını duyan ülkeler, 19 uncu yüzyılda bugünkü modern patent kanunlarına temel olan milli kanunlarını yürürlüğe koymuşlardır. Hazırlanan bu düzenlemeler günümüzde halen kaynaklık fonksiyonu görmektedirler[11]. Ancak, fikri ve sınaî mülkiyete konu olan şeylerin özelliği sebebi ile milli hukuklarla yapılacak düzenlemelerin, hak sahibine tam ve yeterli güvence sağlaması mümkün değildir. Bu sebeple milletlerarası düzenleme yapılması, başka bir deyişle ortak bir kısım prensiplerde anlaşılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır.

Sınaî hakların korunması ya da uluslararası alanda kabul edildiği gibi "sınaî mülkiyetin" (la propriete industrielle ya da industrial property) korunması olgusu sanayi devriminin sonucunda başlamıştır. Sınaî hakların milletlerarası alanda korunması hususunda ilk girişim Fransa'nın öncülüğünde yapılmıştır. 1873 Viyana, 1878 Paris Kongrelerinden sonra 1883 yılında sınaî hakların korunmasına ilişkin Paris sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşme muhtelif tarihlerde güncellenmesine rağmen yürürlüğünü sürdüren ve halen 100’ün üzerinde ülkenin taraf olduğu bir sözleşmedir. Bu sözleşme, sınaî hakların milletlerarası alanda korunması ihtiyacına asgari ölçüde cevap vermiş ve bir kısım temel ilkelerin oluşmasını sağlamıştır. Bu yönü ile Paris sözleşmesi, sınaî haklar alanında önemli bir yer işgal etmektedir.

Sınaî haklar açısından dünyadaki son gelişmelere bakıldığında; gerek genel nitelikli çok taraflı milletlerarası sözleşmeler, gerekse bölgesel nitelikli sözleşmeler hak çeşitlerini ayrıntıları ile ele almaktadırlar. Ancak, Avrupa Birliği üye ülkeler arasında bir kısım fikri mülkiyet konularında ortak uygulamayı gerçekleştirmesine rağmen sınaî mülkiyet alanında özelikle çalışma konumuz olan patent alanında bir sonuç elde edememiştir. Üye ülkeler arasında imzalanan Topluluk Patenti sözleşmesi yürürlüğe girememiş, dava sona Tüzük tasarısı hazırlanmış ancak henüz tüzük olarak kabul edilmemiştir.

Tarihi gelişim içinde fikri mülkiyetin ülkesel kanunlarla yeteri düzeyde korunmasının mümkün olmadığı da görülen bir gerçektir. Bu sebeple, ülkesel düzenlemeler yerine bölgesel veya uluslararası nitelikli düzenlemelerin hayata geçirilmesi için çalışmalar yapılmaktadır. Yapılan bölgesel ya da uluslararası anlaşmalara bakıldığında (WIPO, GATT - TRIPS metni, Avrupa Topluluğu'nun özel düzenlemeleri ve NAFTA) bir kısım temel konularda ortak ya da benzer düzenlemelerin yer aldığı görülmektedir. Özellikle; sınaî hakları oluşturan hak kategorilerinin korunma şartları, hak ve yetkilerin kapsamı, haklara tecavüz, koruma süresi gibi ana konularda aynı ya da benzer sözcüklerle ifade edilen birbirine paralel düzenlemeler getirdikleri gözlenmektedir.

1948 yılından bu yana Dünya ticaretini düzenlemeye çalışan ve Türkiye'nin de taraf olduğu GATT (Tarifeler ve Ticaret Genel Anlaşması); fikri ve sınaî hakların korunması konusunda taraf ülkeler arasında ortak yönlerin çok az olması ya da bazı ülkelerde hiç ya da gereği gibi koruma olmamasının ticaret üzerindeki olumsuz etkilerine ilgisiz kalamamış ve 1986 yılından bu yana sürdürülen Uruguay müzakereleri, fikri ve sınaî hakları da kapsamına almıştır. Ticaretle Bağlantılı Fikri ve Sınaî Haklar (TRIPS) başlıklı Anlaşma, fikri ve sınaî haklarla ilgili konularda ayrıntılı hükümler içermekte olup, Nisan 1994’de GATT Anlaşması ile birlikte müzakerelere katılan ülkeler tarafından imzalanmıştır.

Görüldüğü gibi, fikri mülkiyetin korunmasına yönelik düzenlemelerin büyük bölümünü, son iki yüzyıl içinde geliştirilen kanunlar, bölgesel veya genel nitelikli milletlerarası antlaşmalar oluşturmaktadır. Aşağıda da kapsamlı olarak ele alınacağı gibi, fikri mülkiyet alanında kabul gören numerus clausus (sınırlı sayı) ilkesi sebebi ile bu alandaki gelişmelerin baş döndürücü hızda olması, yapılan düzenlemeleri kısa sürede eskitebilmekte, değişen şartlara uyum sağlamaları için geliştirilme ve yeniden düzenlenme ihtiyacı ortaya çıkmaktadır.

-----------------------------------------------------------------------------

[10] 1878 yılında düzenlenen Uluslararası Paris Sergisi, düşünce hakları alanında üç uluslararası kongre toplanmasına imkân sağlamıştır. Bunlar, Sınaî Haklar Kongresi, Sanatçılar Kongresi ve Edebiyat Kongresidir. Edebiyat Kongresinde, her ülkedeki eser sahipleri ya da birliklerinin üye olabileceği uluslararası bir kuruluş oluşturulması kararlaştırılmış ve fikri mülkiyet ile ilgili olarak, Devletlerde mevcut kuralları ve uluslararası anlaşmaları incelemek ve bu kuralları geliştirmek amacıyla derhal çalışmalarına başlayan bu kuruluş, çalışmalarını 1886 yılına değin aralıksız sürdürmüştür.

[11] Örnek olarak, 1870 Amerika Birleşik Devletleri, 1871 Fransız ve 1877 Alman Patent Kanunları gösterilebilir. İleride gerekçeleri ile açıklanacağı gibi, çalışma konumuz sınaî mülkiyet kapsamında kaldığından tarihi gelişimi de bu konu ile sınırlı tutmaya özen gösteriyoruz.